Bu sezonu, yeni ve iyi oyunlar açısından en zengin sezon olarak hatırlayacağım. Bu sıfatı kanıtlayan oyunlar listesinin başına da DOT Tiyatro’nun en yenisi, İbrahim Selim’in tek kişilik oyunu “Bunu Ben de Yaparım”ı yazacağım.

is

DOT Tiyatro, bu sezon yeni oyunlar halkasına Bunu Ben de Yaparım’ı ekliyor. Önceki sezonda sahnelediği oyunlar gibi bu oyun da sohbetimizin başkonuğu ve “yoksa sen hala izlemedin mi?” tarzındaki sorularımızın sebebi. İbrahim Selim’in orta sınıf bir aile babasını canlandırdığı bu oyun, tahammülsüzlük çatısı altında bize sanatı, işlevini, inançları ve bakış açılarını sorgulatıyor. Oyunumuzda Dave isimli bir karakterimiz, onun işi, taptığı çocukları, ilk günkü aşkla bağlı olduğu eşi ve geçim derdi var. Dave, önce güvenlik görevlisi olarak işini, işine olan saygısını ve insanın ne yapıyorsa hakkıyla yerine getirmesi gerektiğini anlatıyor. Sonra Dave haklı nedenlerle iş değiştiriyor ve bilmediği ya da uzaktan, okul sıralarından tanıdığı sanat dünyasına adım atıyor. İşte ne oluyorsa, ondan sonra oluyor ve Dave artık başka birine dönüşüyor. Oyun başka bir yöne sürükleniyor ve hem Dave’i hem de bizi düşünmediğimiz bir yerde bırakıyor ve bitiyor.

is2

Bunu Ben de Yaparım, tahammülsüzlük üzerine kurulu ama benim için asıl tema sanat, sanatın işlevi ve bize kazandırdıkları. Dave gibi orta sınıf, eğitim düzeyi de yüksek olmayan bir insan sanatla sorgulamaya, anlam aramaya başlıyor. Bir sanat eserinin aslında gördüğümüzden çok daha öte bir şey olduğunu, her eserin bize bir şey söylediğini anlıyor. Kendini sanatçıyla özdeşleştiriyor ve sanatın insana sunabileceği en güzel duyguları sonuna kadar yaşıyor. Sanat onun için yeni bir dünyaya açılan bir kapı. En sonunda biz izleyiciler (ya da en azından ben) dönüp şöyle diyoruz: İşte sanat böyle bir şey! Hangi alan olursa olsun, sanatı biraz bağrımıza bassak, biraz üzerine eğilsek o zaman ufkumuz genişleyecek ve içinde yaşadığımız dünyayı da iyi bir yer haline getireceğiz. En azından sanata hak ettiği değeri versek, o bile bir fark yaratacak. Oyun, sanatı sorgulatırken, diğer taraftan sanatın zorluğunu, bir sanat eseri çıkarmanın da herkesin harcı olmadığını ve herkesin neden sanatçı olamadığını üstüne basa basa anlatıyor. İşte bu nedenle oyun, gözümde bir kez daha önem kazanıyor.

is6

Bunu Ben de Yaparım, aslında bir hikayenin oyuna dönüştürülmüş hali. İngiliz yazar Nick Hornby‘nin Nipple Jesus isimli öyküsünü Melisa Kesmez ve Serkan Salihoğlu önce alıp tercüme ediyor, daha sonra da bir oyun olarak yeniden yazıyorlar. Melisa Kesmez bir yazar olarak kalemini konuşturmuş, Serkan Salihoğlu ile kafa kafaya vermiş, temiz Türkçeyle harika bir metne sahip, yapaylıktan uzak nefis bir oyun çıkarmışlar. İnanç ve din gibi hassas konuların olduğu bu oyunda her şey dengeli ve yerli yerinde. Sağa sola yalpalanmadan, arkada soru işareti bırakmadan hızla ilerliyor. Böylece Serkan Salihoğlu, oyunun yönetmeni olarak kendini bir kez daha alkışlatıyor. Gerçi iki perde olmasını tercih ederdim çünkü bu kadar iyi bir oyunu tek perdede izlemeye doyamadım. İki perde olsa, Dave’i ve dünyasını daha sindire sindire takip etseydik, ne güzel olurdu değil mi?

is5

Bu oyunun başına gelen en güzel şey önce yazarları ve yönetmeni, sonra da oyuncusu İbrahim Selim! Dave olarak kendisini soluksuz izledik ve sonra da ayakta alkışladık. Neden mi? Şöyle ki; oyun başladı, önce müziği kapattı sonra bizim elimizden tuttu. Dave’le tanıştırdı, çalıştığı ilk iş yerine götürdü. Yaşadığı sorunları ve ailesinin sıcaklığını paylaştı. Yeni kabul edildiği galeriyi gezdirdi, eserin içinde bizi kaybettirdi. Unutmadan belirtelim, Dave’in duyguları, inişli çıkışlı isyanları, haklı travmaları da diğer elimizden tutuyordu. Hep birlikte, endişelendik, kızdık, güldük, eğlendik. Kimi zaman galerinin ziyaretçilerine uyuz olduk, kimi zaman da Dave’le birlikte dolan gözlerimizi sildik. En sonunda ise Dave’in yanında yer aldık. Kısaca Dave’i ve İbrahim Selim’i çok sevdik.

is3

Oyun, görüp göreceğiniz en minimalist sahne düzenine ve dekoruna sahip. Sahnede ilk başta pek anlam veremeyeceğiniz ama oyunun sonunda size bir aydınlanma (?) yaşatacak ağacın, bu minimalistliğe hizmeti büyük. İbrahim Selim’in takım elbisesi de, sahneyi ve oyunun geçtiği mekanı destekler nitelikte. Oyunun başlığını da unutmamak gerek. ‘Bunu ben de yaparım’ı, kimin neyi yapıp yapamayacağını oyunu izleyince anlayacak ve bu başlığı da oyuna çok yakıştıracaksınız.

Bunu Ben de Yaparım, sezonun en unutulmaz oyunlarından. İbrahim Selim’in tek kişilik performansına hayran kalmak, sanatın gücüne ve güzelliğine tanık olmak, tadı damağınızda kalacak bir oyunu izleme zevkini yaşamak üzere lütfen ve lütfen bu oyuna gidin. Hatta bir değil, birkaç kez gidin.

İyi seyirler!

IMG-20160303-WA0007

Fotoğraflar: DOT Tiyatro

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?