Uyumsuzluk dendiğinde pek çoğumuzun aklında negatif bir imaj oluşur ya hani, artık oluşmasın! Çünkü Cachette, Sarıyer’de kapılarını açtı. Geçenlerde kahvaltı için gittiğim Cachette, benim için son zamanların en keyifli mekan keşiflerinden biri oldu. Mekanın dekorasyonu karşısında büyülendim, çok güzel lezzetler tattım, bol bol fotoğraf çektim, notlar aldım. Çünkü gördüklerimi, yediklerimi size anlatmalıydım! İşte Cachette…

Yazıma Cachette’in kelime anlamını açıklayarak başlamak istiyorum çünkü mekanla ilgili en çok hoşuma giden detaylardan biri bu oldu. Mekanın tatlı sahibesinden öğrendiğime göre, “cachette” Fransızca’da “saklanma yeri” demekmiş. İnsan neden saklanır? Bir şeylerden kaçmak istediğinde. Yani burası size diyor ki; canınız sıkıldığında, biraz mola vermek, arkadaşlarınızla laflamak veya öylesine sakin bir kaç saat geçirmek istediğinizde, sebebi her neyse sizi yoranlardan uzaklaşmak, biraz olsun kaçmak için Cachette’e gelin. Cachette kolları açık sizi bekliyor olacak!

Mekan yalnızca kapısını gördüğünüz an itibariyle bile içeriye davet ediyor sizi. Yeşilliklerle, renkli çiçeklerle süslenmiş kapı içinizi açıyor. İçeriye girdiğinizde ise kelimenin tam anlamıyla büyüleniyorsunuz. Adımınızı atıp sağınıza bakmanızla, istemsiz bir şekilde “Oh!” demeniz bir oluyor. Kıpkırmızı bir duvar ve önünde rengarenk çiçekler size göz kırpıyor çünkü. Siz mis gibi kokularla kendinizden geçmiş olabilirsiniz ama Cachette, dekorasyonuyla sizi kendine hayran bırakmaya kararlı.

Tam karşınıza baktığınızda küçük, büyük bir sürü aynayla kaplı bir duvar görüyorsunuz. Ben bu aynaları gördüğüm an, bir hikayeleri olmalı diye düşündüm ve mekanın sahibiyle konuşmak için sabırsızlanmaya başladım. Derken aynaların altında, her biri birbirinden çok farklı desenlerdeki koltuklar ilgimi çekti. Ayrı ayrı bakıldığında gerçekten ilgisiz görünen ama uzaktan bir bütün olarak baktığımda garip bir uyuma sahip olduklarını düşündüğüm koltuklar, Cachette’in hikayesine olan merakımı arttırdı. Dışarıdaki ve içerideki masalar, sandalyeler; hiçbir obje birbirinin aynısı değildi, her birinin rengi ve şekli farklıydı.

Derken buranın tatlı sahibesiyle tanıştım. Cachette’i kendisinin dekore ettiğini, bu süreçte burayı evi gibi düzenlemeye çalıştığını anlattı bana. Ayna konseptini alanı genişletmek için düşünmüş. Başta büyük, tek bir ayna koyacakmış girişe. Sonra ise biraz nostalji kokmasını, biraz da ev ortamı yaratmak istediği için bu şekilde olmasına karar vermiş. Mekanın logosunu da bir gün oldukça spontane bir şekilde, kendi el yazısıyla yazmış ve “Bu olsun.” demiş.

Gelelim Cachette’in menüsüne. Buraya kahvaltı, öğle yemeği veya akşamüstü çayı için rahatlıkla gelebilirsiniz; ama unutmayın mekan 18.00’de kapanıyor. Menü oldukça geniş ve farklı. Geniş diyorum, çünkü bowl’lar, hamburgerler, tatlılar ve daha pek çok seçenek arasından karar vermekte zorlanabilirsiniz. Farklı diyorum, çünkü gözüme çarptı: ayrı ayrı severek yediğim ama hayalimde bile bir araya getirmekte zorlandığım malzemelerden yapılmış lezzetler var menüde. Mesela, ekmek üzerinde karamelize elma ve dana bacon. Biz merak edip onu söyledik!

Tek kelimeyle, harikaydı! Elmayla tarçını çok yakıştırırım ama bir ekmeğin üzerine konup, bir de bacon’la birleştiğinde o lezzettin kat ve kat artacağını hiç tahmin edemezdim. Mekanın geneline hakim olan uyumsuzluğun yarattığı uyumu menüde de görmüş oldum böylece. Ayrıca ekmekleri de kendileri yapıyorlarmış. Karabuğdaylı, keten tohumlu ve ay çekirdekli ekmekleri var. Yumuşacıklar! Bir de buradan ev yapımı granola ve vegan fıstık ezmesi satın alabilirsiniz. Kese kağıtlarında ve isteğe göre cam kavanozlarda da satıyorlar. Özetle, Sarıyer’de bulunan Cachette her şeyiyle özgün ve karakteri, ruhu olan bir yer. En kısa zamanda uğramanızı tavsiye ediyorum.

Instagram: @cachetteistanbul

İlginizi çekebilir: İstanbul Flaneur’den “Reşitpaşa’nın Keşfedilesi Mekanları ve Benim Favorilerim”

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN