Dünya sinemasının en prestijli ödüllerinden Altın Palmiye’nin de yeni sahibini bulduğu 71. Cannes Film Festivali kapanış töreni, geçtiğimiz gece gerçekleşti; geriye izlemek için heyecanlı bir bekleyişe girdiğimiz birçok film kaldı.

Nuri Bilge Ceylan’dan Spike Lee’ye, Asghar Farhadi’den Jean-Luc Godard’a birçok önemli yönetmenin ana yarışmada yarıştığı, Belirli Bir Bakış olmak üzere yan bölümlerin yeni yönetmen keşifleriyle dolu olduğu festivalden iki hafta boyunca gelen yorumlar ve festivalin sonunda dağıtılan ödüller ışığında heyecanımızı saklayamadığımız (birçoğunun çoktan Filmekimi programına dahil olduğuna eminiz) filmlerden bazıları şunlar:

 

Manbiki Kazoku / Shoplifters (Kore-Eda Hirokazu, Japonya)

Fotoğraf: Mathilde Petit /FDC

Cannes Film Festivali’nin en büyük ödülü Altın Palmiye’nin bu yılki adresi Japonya, sahibiyse melodram türünün dünya sinemasındaki en önemli temsilcilerinden Kore-Eda Hirokazu oldu. Yeni filmi Manbiki Kazokuda sokakta buldukları küçük bir kızın bakımını üstlenen fakir bir ailenin, açığa çıkan sırlar üzerine daha da sarılmasını konu alan yönetmen, duygu yüklü aile dramlarına bir yenisini daha eklemiş durumda. Kore-Eda Hirokazu‘nun sinemasına yabancıysanız, yönetmenin en iyilerinden, bir başka aile dramı Aruitemo aruitemo / Still Walking (2008) filmini izlemenizi öneriyoruz.

 

BlacKKKlansman (Spike Lee, ABD)

Fotoğraf: Déborah Néris /FDC

ABD’nin tarihini ve bugünün sarmış olan ırkçılık ayıbıyla yüzleştiği bir gündemde ve ülkenin en önemli koltuğunda oturan kişinin ırkçılıklarının gündeme oturduğu bir politik ortamda, siyahi anlatıların sinemadaki yerinin ne denli önemli olduğu bir gerçek. Amerikan bağımsız sinemasının en önemli yönetmenlerinden Spike Lee‘nin yeni filmi BlacKKKlansman da tam olarak bu sularda yüzen, ırkçılığa dair gerçek bir hikayeden uyarlanmış bir suç komedisi. Coloradolu siyahi polis Ron Stallworth’un yerel KKK örgütüne sızmasını konu alan film, festivalden Büyük Ödül ile ayrıldı. BlacKKKlansman, John David Washington, Laura Harrier, Adam Driver ve Topher Grace‘li oyuncu kadrosuyla da dikkat çekiyor. Spike Lee‘nin sinemasına yabancıysanız, yönetmenin ilk ve en önemli filmlerinden, En İyi Orijinal Senaryo dalında Oscar adayı filmi  Do the Right Thing‘i (1989) izlemenizi öneriyoruz. BlacKKKlansman ise şimdiden, gerek konusunun yarattığı gündem gerekse oyuncu kadrosu ve yapım ekibiyle, önümüzdeki ödül sezonu için birçok daldaki favoriler arasında gösterilmeye başlandı bile…

 

Capharnaüm (Nadine Labaki, Lübnan)


Fotoğraf: Valery Hache/AFP

Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki, politik gündemi beyazperdeye taşıyan festival filmlerinden Capharnaüm ile Jüri Özel Ödülü‘nün sahibi oldu. Neredeyse tamamı amatör oyuncularla çekilen, yönetmenin kendisinin de rol aldığı ve gerçek olaylara dayanan hikayenin ana kahramanı, kendisini dünyaya getirdikleri için ebeveynlerine dava açan 12 yaşındaki bir çocuk. Filmin duygusal anlamdaki zorlayıcılığı, politik mesajını etkili bir şekilde aktarmasını sağlamış gibi gözüküyor.  Nadine Labaki‘nin sinemasına yabancıysanız, yönetmenin farklı kültürlerin bir arada yaşamasının mümkünlüğünü konu alan müzikal-draması Et maintenant, on va où? / Where Do We Go Now?‘ı (2011) izlemenizi öneriyoruz. Capharnaüm‘un, sonbaharda Türkiye’de, Başka Sinema’da vizyona gireceği de duyuruldu.

 

Zimna Wojna / Cold War (Pawel Pawlikowski, Polonya – İngiltere – Fransa)

Fotoğraf: Alberto Pizzoli/AFP

1950’lerin Polonya’sında tutkulu bir aşk hikayesi anlatan Zimna Wojna, adını bu yıllarda tarihe damga vuran Soğuk Savaş’tan alıyor. Polonya’dan Yugoslavya’ya, Paris’ten Berlin’e uzanan film, en çok da Lukasz Zal‘ın siyah-beyaz görüntüleriyle dikkat çekmişe benziyor. Pawlikowski, fona Avrupa tarihinin zor dönemlerinden birini koyduğu yeni filmiyle, festivalin En İyi Yönetmen ödülünün sahibi oldu.  Pawel Pawlikowski‘nin sinemasına yabancıysanız, yönetmenin En İyi Yabancı Dilde Film Oscar ödüllü dönem filmi  Ida‘sını (2014) izlemenizi öneriyoruz. Zimna Wojna‘nınsa, sonbaharda Türkiye’de, Başka Sinema’da vizyona gireceği de duyuruldu.

 

Lazzaro Felice / Happy as Lazzaro (Alice Rohrwacher, İtalya – İsviçre – Fransa – Almanya)

Fotoğraf: Pascal Le Segretain/Getty Images

Önceki filmlerinde de masalsı bir dünya sunmuş olan İtalyan yönetmen Alice Rohrwacher’in,  bu üslubunu koruduğu söyleniyor yeni filmi Lazzaro felice‘deFestivalin En İyi Senaryo ödülünü İranlı ve yasaklı yönetmen Jafar Panahi ile paylaşan Rohrwacher’in yeni filmi, köylü Lazzaro ve şehirli Tancredi arasındaki bir anlaşmayı ve ikisi arasında oluşan tuhaf bağı konu alıyor. Alice Rohrwacher’in sinemasına yabancıysanız, yönetmenin Toskana’da reality şov kameralarının değişeme uğrattığı bir çiftlikteki yaşamı anlattığı Le meraviglie / The Wonders (2014) filmini izlemenizi öneriyoruz. Lazzaro felice‘ninse ABD ve Latin Amerika’daki yayın haklarının Netflix tarafından satın alındığı açıklandı.

 

Girl (Lukas Dhont, Belçika – Hollanda)

Fotoğraf: Pascal Le Segretain/Getty Images

Belirli Bir Bakış bölümünde gösterilen ve hem festivalin tüm bölümlerindeki bir ilk filme verilen Altın Kamera ödülünün, hem Belirli Bir Bakış bölümünde En İyi Erkek Oyuncu ödülünün hem de festivaldeki kuir filmlerden birine layık görülen Kuir Palmiye ödülünün sahibi olan Girl, yönetmeni Lukas Dhont ve başrol oyuncusu Victor Polster festivalin yıldızlarındandı. LGBTİ+ sinemasının her geçen yıl daha da geliştiği ve daha da büyülediği günümüzde Girl, 15 yaşındaki trans birey Lara’nın balerin olma hayallerini işliyor. Girl‘ün ABD ve Latin Amerika’daki yayın haklarının Netflix tarafından satın alındığı açıklandı.

 

Burning (Lee Chang-dong, Güney Kore)

71. Cannes Film Festivali’nin en yüksek yıldız ortalamasına sahip filmlerinden olsa da ana yarışma jürisinden tek bir ödül alamamış olduğu için herkesi şaşkınlığa uğratan film… Güney Koreli yönetmen Lee Chang-dong‘un Burning‘i, Haruki Murakami‘nin kısa öyküsünden uyarlanmış. Favorilerinden gösterildiği ana yarışmadan eli boş dönse de FIPRESCI jürisinin ödülünün sahibi olan Burning‘in, sonbaharda Türkiye’de, Başka Sinema’da vizyona gireceği de duyuruldu. Lee Chang-dong‘un sinemasına yabancıysanız, yönetmenin 2010’daki Cannes Film Festivali’nden En İyi Senaryo ödülüyle ayrıldığı Shi / Poetry (2010) filmini izlemenizi öneriyoruz.

 

Ahlat Ağacı / The Wild Pear Tree (Nuri Bilge Ceylan, Türkiye – Fransa – Almanya – Bulgaristan – Makedonya – Bosna-Hersek – İsveç)

Ve Nuri Bilge Ceylan… 2000’lerin başından beri tüm filmleri Cannes Film Festivali’nin ana yarışmasında yer alan, Altın Palmiye (Kış Uykusu, 2014), Büyük Ödül (Bir Zamanlar Anadolu’da, 2011 & Uzak, 2002), En İyi Yönetmen (Üç Maymun, 2008) ödüllerinin sahibi olan yönetmen, bu yıl yeni filmi Ahlat Ağacı ile festivaldeydi. Dakikalarca ayakta alkışlanan ve son ana kadar favorilerden biri olduğu düşünülen film, ne yazık ki Cannes’da ödülle buluşamadı fakat Türkiye ve dünya izleyicisinin bu yıl izlemek için can attığı filmler arasında üst sıralara adını yazdırmayı başardı. Babasının borçları yüzünden, yazdıklarını yayınlatma ve yazar olma hayali sekteye uğrayan Sinan’ın eve dönüş hikâyesini anlatan Ahlat Ağacı‘nın, Ceylan’ın diyalogları ve popüler kültür referansları en fazla filmi olduğu söyleniyor. Filmde Doğu Demirkol, Murat Cemcir, Bennu Yıldırımlar, Hazar Ergüçlü, Serkan Keskin, Tamer Levent, Öner Erkan, Özay Fecht, Ahmet Rıfat Şubat ve Kadir Çermik gibi isimler rol alıyor.

***

71. Cannes Film Festivali’nde dağıtılan ödüllerden bazıları şöyle:

Altın Palmiye: Kore-Eda Hirokazu (Manbiki Kazoku / Shoplifters)
Büyük Ödül: Spike Lee (BlacKKKlansman)
Jüri Ödülü: Nadine Labaki (Capharnaüm)
Özel Altın Palmiye: Jean-Luc Godard (Le livre d’image / Image Book)
En İyi Yönetmen: Pawel Pawlikowski (Zimna Wojna / Cold War)
En İyi Senaryo: Alie Rohrwacher (Lazzaro Felice / Happy as Lazzaro) & Jafar Panahi (3 Faces)
En İyi Erkek Oyuncu: Marcello Fonte (Dogman)
En İyi Kadın Oyuncu: Samal Yeslyamova (Ayka)
Altın Kamera: Lukas Dhont (Girl)
Altın Palmiye (Kısa Film): Charles Williams (All These Creatures)
Belirli Bir Bakış Ödülü: Ali Abbasi (Gräns / Border)
Kuir Palmiye: Lukas Dhont (Girl)

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?