Carrie: Amerikalı Ergenler ve Kendine Has Cehennemleri

Carrie: Amerikalı Ergenler ve Kendine Has Cehennemleri

Stephen King’in ilk romanı Carrie, sinema ve televizyon tarihinde De Palma’nın başyapıtından 2000’lerin baştan savma TV işlerine kadar defalarca önümüze kondu. Lise koridorlarının o malum acımasızlığı, dinsel fanatizm ve bastırılmış ergenlik enerjisinin patlaması. Bir insan hayatını cehenneme çevirecek bütün bileşenler var orijinal metinde. Bu noktada türün sevdalıları hikâyeyi ezbere biliyordu tabii. Dolayısıyla Amazon Prime Video’nun Mike Flanagan önderliğinde yeni bir Carrie mini dizisi çekip önümüze koyacağını duyduğumda ben de içimden bir yeni türkü fırtınası estirmiştim.

image
Carrie | Fotoğraf: IMDb

“Yaktım gemilerimi. Dönüş yok artık geri. Tak etti canıma bu kanlı balo. Bu kanlı balo. Ve onun sahte yüzleri…”

Bunları Da Okuyun

Fakat sevgili dostlar, Flanagan hoca aynı şeyleri düşünmüş olacak ki olaya bazı dokunuşlar katmış. Geçen hafta 8 bölümü birden platforma düşüp maratona başlayınca işin rengi hızlıca değişti. Hocamız, kaynak metne köle gibi sadık kalmak yerine, hikâyeyi tamamen 2020’lerin siber zorbalık, dijital ifşa ve travma diliyle baştan yazmayı tercih etmiş. Bunu yer yer görece boomer taktiklerle tasarlamış ama olsun ben iyi niyetini sezdim.

Dizinin zekice hamlesi, King’in o meşhur sahte belgesel/tanık beyanı kurgusunu günümüzün “true-crime” estetiğiyle harmanlayarak açılış yapması. Kapanışı da oradan yapıyor hatta. Chamberlain kasabasındaki felaketin ardından sağ kalanların röportajlarıyla giren anlatı, olayı dümdüz bir “fantastik canavar patlaması” olmaktan çıkarıp sivil bir toplumsal hezeyana dönüştürüyor. Carrie White’ın (Summer H. Howell hiç fena oynamamış) yaşadığı dışlanmışlık artık sadece duşta fırlatılan pedlerle tamponlarla sınırlı değil; sosyal medyada yayılan gizli çekim videolar, “Carrie Red” isimli sahte Instagram hesapları ve liseli ergenlerin o sınır tanımayan dijital gaddarlığıyla besleniyor. Flanagan, korkunun merkezine King’in dinsel metafiziğinden ziyade, günümüz gençliğinin o sevgisiz dünyasını yerleştiriyor. Ki dinsel fanatizmden daha tetikleyici olduğunu söyleyebiliriz bu dizi özelinde…

Oyunculuk tarafında Samantha Sloyan’ın canlandırdığı anne Margaret White figürüne ayrı bir paragraf açmak şart. Eski uyarlamalardaki o karikatürize, bağıran çağıran dini fanatik kadın gitmiş; yerine evlat sevgisiyle hastalıklı bir kontrol arzusu arasında sıkışmış, çok daha gri ve ürkütücü bir figür gelmiş. Carrie’nin zihninde yarattığı sanal arkadaşı Emaline (Thalia Dudek) üzerinden ilerleyen o psikolojik izolasyon ve baba figürünün geçmişteki gölgesi de, senaryo matematiğine nefis katmanlar ve çok derinlikli olmasa da bazı denklemler katıyor. İkilinin evdeki o gerilimini izlerken yerinizde rahat etmek pek kolay değil.

image
Carrie | Fotoğraf: AVForums

Flanagan’ın The Haunting of Hill House veya Midnight Mass tarzını sevenler bilir; sahnelerin demlenmesini, diyalogların iyice ağırlaşmasını ve dibe çökmesini sever. Burada da aynısını yapıyor. İlk bölümlerde aksiyon veya doğrudan bir telekinezi şovu bekleyenler biraz sabırsızlanabilir evet. Ama dizi finale, yani o meşhur balo gecesine doğru ilerledikçe senaryonun kurduğu o devasa baskı katarsise ulaşıyor. Balo sahnesindeki o sekans, ucuz bir dehşet şovundan ziyade; bastırılmışlığın ve toplumsal riyakarlığın kaçınılmaz katarsisine dönüşüyor. Hatta teknolojik anlamda biraz şova döküyor o kısmı…

Teknik işçilikte pratik efektlerin gücünden faydalanılması, CGI bataklığını çok batılmaması ve minimal ses tasarımı atmosferi acayip beslemiş. Özetle Mike Flanagan’ın Carrie’si, “zaten biliyoruz” dediğimiz bir klasiği alıp King külliyatına da selam çakan yeni bir psikolojik gerilime dönüştürmüş. Sezonun ikinci yarısında düşüşe geçse de cheesy anlarıyla uzaklara daldırsa da keyifli bir seyir deneyimi vadettiğini söyleyebilirim. Amazon Prime Video platformundan izleyebilirsiniz.

Diğer içeriklerime instagram üzerindeki blogumdan (@atıptutuyorum) ulaşabilirsiniz.

Kapak Fotoğrafı: Carrie – Prime Video

İlginizi çekebilir: Sine Magger’dan İzleme Listemizdekiler

Yazı Yorumları (0)
Bu yazıya ilk yorumu siz yazın!