Bu sene 10. yılını dolduran Contemporary Istanbul’da neler var?

Contemporary Istanbul bu çarşamba 10. kez kapılarını açtı. Fuarın, bu sene benim de içinde bulunduğum organizasyon aşaması inanılmaz yoğundu, fuar süresi ise iki kat yoğunlukta. Bu yoğunluk içinde fuarın tamamı olmamakla beraber bir kısmını erkenden gezebildim. Bu yazıda, ‘kaçırmamak lazım’ dediklerim ve şimdiye kadar etkilendiğim işler…

Avantgarde Collection’da yer alan seçkide, Meltem Sırtıkara’nın bir bulmaca arkaplanıyla sunduğu ve hepimizin hayatının vazgeçilmez ve en cevaplaması karışık sorusu soruluyor: Nerede ve Ne Arıyoruz? Avantgarde bir galeri değil bu arada, sponsor otel olarak stantları var, Lütfi Kırdar binasından İstanbul Kongre Merkezine girdiğinizde önünüze çıkan yığınla stantın olduğu holde.

12246861_10153246102157253_5750610288132426454_n

Meltem Sırtıkara, Nerede ve Ne Arıyoruz?, 2015

12208380_10153247306892253_8202094926144804447_n

x-ist’in sergilediği, Bahadır Baruter’in solo sergisinde fanusların içinde dondurulmuş insanlar oluşturmuş. Bu insanlar o kadar gerçek hissettiriyorki ürpermekle şaşırmak arasında kalıyorsunuz. Mukadderat ismini verdiği sergide fanus içindeki insanlar ruhani bir boyutta, dua ediyor veya dramatik bir duruş sergiliyorlar.

Villa del Arte Galleries‘de sergilenen Babel Yali, Arnavutköy’ün denizden görülen halini gerçek dışı bir şekilde işleyen bir fotoğraf. Jean-Francois Rauzier fotoğrafı manipüle ederek binaları üst üste bindiriyor ve İstanbul’un kanayan yarasına parmak basıyor; nereye sığacak bu kadar insan?

12247184_10153247307002253_7105707108841350025_n

Jean-Francois Rauzier, Babel Yali, Hyperphoto on diasec

Manipüle edilen fotoğraf demişken, Ahmet Elhan‘ın Galeri Zilberman‘da sergilenen iki fotoğrafı da görülmeye değer. Sanatçı tarihi iki mekanda çektiği fotoğrafı uzaktan bakınca bir titreşim dalgası görülecek şekilde manipüle etmiş. Fotoğraflar giderek daha çok ilgimi çekiyor ve fuarda bahsettiğim iki iş dışında da çok iyi örneklerine rastladım.
Fotorealizm (Foto-gerçekçilik, hiper-gerçekçilik) de son zamanlarda sıkça karşımıza çıkıyor. Carole Fauerman‘ın Aria Art Gallery tarafından sergilenen gerçekten havuzdan çıkıp gelmiş birer insan sanacağınız heykelleri oldukça başarılı bir örnek. Yakından bakın.

Bir diğer fotorealist eserse C24 Gallery‘de sergilenen Mike Derges‘in yağlıboya tuvali.

12063636_10153247306957253_4571567224111073056_n

Mike Derges, Untitled, 2015

12247190_10153247307142253_3904018201779295831_n

Carole Fauerman’ın yüzücüleri

Buğra Erol‘un küçük cam şişelerle oluşturduğu işi. Şişelerin içinde küçücük askerler var, üzerlerinde ise birer harf yazıyor. Bütünde I scream, We scream, you scream for icecream yazıyor. Dünyada devamlı bir güvensizlik hatta terör halinde olan bölgelerin yanında çok rahat ve sorunsuz yaşam süren bölgelerin de farkında olan, ve bu ikiliği ‘first world problems’ geyiğine dayandırarak ‘scream ile icecream’ kelimelerini kullanarak ironi yaratan bir iş.

12247095_10153246093327253_3658657339670840302_n

Buğra Erol

Shirin Gallery‘de Ali Akbar Sadeghi İran sanatının önemli isimlerinden. Sanatına ve kültürüne pek aşina olmadığımız bu coğrafyayı merak ederseniz buradan başlayabilirsiniz. Sanatçının eserlerinde ülke kültüründen beslendiği açıkça görülüyor.

Istanbul Art News’un fuara özel hazırladığı dergide, İranlı galerici Mariam Majd, ülkesinin sanatının önyargılı bakıldığından, sanatın ve sanat koleksiyonerliğinin ülkenin kültürel tarihinde oldukça köklü olduğunu belirtiyor. Ayrıca insanların İran sanatına politik bakma eğilimi olduğundan ve 79’daki İslam devriminin sanatsal üretimi etkilese de durdurmadığından bahsediyor. (Bahsettiğim yazı: Tahran’da Çağdaş Sanat, Hatice Utkan Özden)

Bence bu sene fuarın en önemli noktası, Contemporary Tehran yani İran çağdaş sanatına odaklanılması. Kuzey Amerika ve Avrupa sanatı ve piyasası zaten artık en üst noktada; gelişmekte olan ve gelecek vaat eden pazarlara yüz çevirmek bana göre, bu pazarlar ile Batı arasında bir noktada duran İstanbul için daha mantıklı. Bu bağlamda Contemporary Tehran, Tahranlı galerileri ağırlıyor, İran’dan koleksiyonerler ve profesyonelleri Türk sanat piyasası ile buluşturacak.

Vogue’un düzenlediği İranlı Kadınlar sergisi: 5-6 fotoğraflık bir sergi. Yukarıda da bahsettiğim, fuarın odağı olan İran çağdaş sanatıyla paralel olarak, başarılı İranlı kadınları bize tanısanştırıyor. Baskıyla karakterize edilmiş bir toplumun üyeleri bunlar, tabii hepsi hayatlarının büyük kısmını yurt dışında geçirmiş. Türk kadınların da bağlantı kurabileceği bir sergi, biz de yabancı değiliz baskıya ne de olsa. Bu ilham ve umut verici kadınları atlamayın.

12243005_899979820085017_7081996909819146614_n

Vogue sergisinden

Yeni medya işlere odaklanan Plug-in bölümünde ise çağdaş sanatta yükselen bir eğilim olan teknolojinin sanat üretimlerinde kullanılmasını görebileceğiz. Bu bölümde karşılaşacağımız Türk galerilerden Blok Art Space, geçen sene Plug-in bölümünün de direktörü Ebru Yetişkin küratörlüğünde ’Dalgalar’ sergisini yapmıştı. Boş bir inşaatın içindeki sergide hareket sensörleri, ses detektörleri gibi enteresan cihazların kullanıldığı işler vardı. O sergiden çok etkilenmiştim, o yüzden ‘kaçırmamak lazım’ diyorum.

Keyifli gezmeler!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN