Dünyaca ünlü İngiliz illüstratör David Bray, kısa bir süre önce İstanbul’a geldi. Bray, İstanbul’dan ilham alarak Lucca’da 3 gün boyunca insanlar için canlı bir performans sergiledi. Biz de performansı sırasında kendisiyle keyifli bir röportaj gerçekleştirdik, detaylar aşağıda…

“Çizgilerin Efendisi” olarak tanınıyorsunuz, çok farklı bir tarzınız var. Çizimlerinizde nelerden ilham alıyorsunuz?

Tasarım eğitimimden öğrendiğim şey elimdeki aletleri kullanmak oldu. Onlarla çalışmak ve doğru ekipmanım olmadığı için mızmızlanmamak ya da bundan yakınmamak.

Ekonomik olarak zor günler geçirdiğim bir dönemde okuldan mezun oldum. Mezun olduğumda hiç param yoktu ama birkaç keçeli kalem, bir kurşunkalemim ve birkaç zarfım vardı sadece… Ben de bunlarla çizdikçe çizdim. Bu bir alışkanlık gibiydi, yapmayı çok sevdiğim bir şeydi; bu nedenle beni durduracak tek şey benim kendi olumsuzluğum olabilirdi…

Kahramanlarım ve etkilendiğim insanlar arasında Helmut Newton, GustavKlimt, David Bowie, Richard Prince, AubreyBeardsley ve AurelSchmidt var. 100 kadar isim sayabilirim. Farklı alanlarda ustaları kapsayan, geniş bir kahraman listem var benim…

En sevdiğiniz ressamlar/ilüstratörler kimler?

En sevdiğim illüstratör Charles Keeping. Hayranlık verici biri…

Bugüne kadar pek çok marka ile proje yaptınız, bizim için birkaçını sayabilir misiniz?

Tabii, proje yaptığım markalar arasında; H&M, Canon, Vodafone, BBC, Nokia, Puma, Virgin, Sony ve Absolut gibi birçok marka bulunuyor.

İllüstrasyonlarınızda genellikle kadın figürleri kullanıyorsunuz, bunu biraz açıklayabilir misiniz, neden?

Eskiden asla kadın veya kadın yüzü çizemezdim ve eğer bir şeyi yapamazsam, o konuda uzmanlaşana kadar bunu bir takıntı haline getiririm. Bu konuda da kendimi çok ama çok zorladım. Hala bunu mükemmelleştirmek için uğraşıyorum.

Neden İstanbul’a geldiniz? İstanbul’da bir sergi açmayı düşünüyor musunuz?

İstanbul’a gelip, insanlar içinde özgürce sanatımı yapmak için teklif aldım ve buradayım… 4, 5 ve 6 Mart tarihlerinde 3 gün boyunca İstanbul’dan ilham alarak gün boyunca Lucca’da bir teatral çalışma yaptım… Ortaya çıkan eserler 21 Mart’a kadar Lucca’da görülebilir…

Daha önce hiç Lucca’da yaptığınız gibi bir canlı performans sergilemiş miydiniz? Siz çalışırken etrafınızda insanlar olduğunda rahatsız olmuyor musunuz?

Daha önce birkaç canlı performans sergilemiştim. Stüdyonun dışında bir şeyler yaratmak ve insanlarla etkileşimde bulunmak güzeldir. Bu bir sanat eseri yaratmaktan daha fazlası olur, teatral bir nitelik kazanır.

Teşekkürler…

theMagger’da Sidni Kohen’den Lucca yazısı…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?