"Clayface": Bulamaca Dönen Bir Film

"Clayface": Bulamaca Dönen Bir Film

Mike Flanagan’ın öyküsünü yazdığı ve senaryosunu Hossein Amini’yle birlikte kaleme aldığı, James Watkins’in yönettiği “Clayface”, gelecek vadeden bir oyuncunun yüzünün deforme olmasının ardından canavarlaşmasını işliyor. “The Fly”ve “The Substance” gibi beden korkusu filmlerine selam gönderen yapım, ton bakımından korku ve intikam arasında kararsız kalıyor; ortaya da giderek bulamaç hâline gelen bir anlatı çıkıyor.

clay-t1-0022_high_res_jpeg_custom-proxy
“Clayface” | Fotoğraf: Warner Bros. Pictures / TME Films

Yüzünü Kaybeden Oyuncu

Batman’in düşmanlarından Clayface’i merkezine alan film, bu kez ezeli rakibi Marvel‘ın “Venom” ve “Morbius” filmleriyle izlediği yoldan giderek bir kötü karakterden anti-kahraman çıkarmaya çalışıyor. Görüntüsü ve aurasıyla seyirciyi kendine çeken, Hollywood‘un aranan oyuncularından biri hâline gelen Matt Hagen’ın yüzü, Gotham’ın mafya çevresinden birinin sevgilisiyle birlikte olmasının ardından usturayla parçalanıyor. Kariyerini ve itibarını kaybeden Matt, yüzünü kurtarmak için yapay zekâ ve nanoteknolojiyle hücre yenilenmesi üzerine çalışan Dr. Caitlyn Corr’a başvuruyor. Corr’un enjekte ettiği serum sayesinde eski yüzüne kavuşsa da cildi ve hücreleri kil misali şekilden şekle girmeye başlıyor.

Bunları Da Okuyun

Filmin David Bowie’nin “Golden Years” şarkısıyla açılması da boşuna değil. Bowie’nin alametifarikalarından biri, kariyeri boyunca yarattığı farklı personalar aracılığıyla kendi sanatını icra etmesi; imajını ve sahne kimliğini sürekli yeniden tasarlamasıydı. Bu metinler arası gönderme, Bowie ile Matt Hagen arasında bir bağlantı kurmayı mümkün kılıyor. Ancak Bowie’nin bilinçli olarak gerçekleştirdiği bu dönüşüm, Hagen için kontrol edilemez bir kimlik krizine dönüşüyor. Corr’un enjekte ettiği serum nedeniyle Matt de farklı yüzlere bürünmeye, giderek kim olduğunu unutmaya başlıyor. Performansı artık stüdyonun sınırlarını aşarak şehre ve hayatın kendisine uzanıyor.

Youtube video

Beden Korkusu ve Türsel Kararsızlık

“Clayface”teki kimlik karmaşası, ne yazık ki karakteri, filmin anlatısını ve biçimini besleyen bir unsur olmaktan çıkıyor; film, türler arası bir melez olmak yerine kendi karmaşasında boğuluyor. “Clayface”, açılışında beden korkusunun estetiğine yaslanıyor. Karakterin deformasyonunu grotesk yakın planlarla, beden ve uzuv görüntüleriyle seyirciye sunarak bir korku atmosferi yaratmayı amaçlıyor. Ancak Mike Flanagan’ın yazınsal mührünün bulunmasına karşın James Watkins, kendi özgün sesini bulmakta zorlanıyor. David Cronenberg’ün “The Fly” ve Coralie Fargeat’nın “The Substance” filmlerini gerek biçim gerek içerik bakımından hatırlatan “Clayface”, bedensel deformasyon nedeniyle hayatı altüst olan bir karakterin hikâyesini takip ediyor. Öte yandan, “Venom” ve “Morbius” filmlerinde karakterlerin çıkış noktası olan Spider-Man’in yokluğu derin bir oyuk bırakırken “Clayface”te Batman’in eksikliği hissedilmiyor.

Beden korkusu anlatılarında bedensel deformasyon çoğunlukla kontrol kaybı ve yabancılaşmayla ilişkilendirilirken süper kahraman anlatılarında kazanılan güç, zamanla kontrol edilebilir hâle gelir ve protagonistin kimliğini belirleyen bir etkene dönüşür. “Clayface”te ise Matt Hagen güçlerini kontrol ettikçe Gotham şehrinin yozlaşmışlığını, çürümüşlüğünü de üzerinde taşımaya başlıyor. Karakter, intikam dürtüsünden bir ödev çıkarmak yerine kötülükleri yutuyor; fakat onları yok etmektense bir kötülük dağına dönüşüyor. Film ise seyircinin bundan nasıl bir sonuç çıkarmasını istediği konusunda bir hayli kararsız görünüyor.  Hukukun geçer akçe olmadığı bir kentte kanlı intikamı olumlamalı mıyız, yoksa karakterin trajedisine mi üzülmeliyiz?

clay-08714r_high_res_jpeg_custom-proxy
“Clayface” | Fotoğraf: Warner Bros. Pictures / TME Films

Öte yandan Matt’in eylemlerinin sorgulanmaması, Gotham polislerinin onu denetim altına alamaması ve Dr. Caitlyn Corr’un kendi yaratısı olarak gördüğü Hagen’ın eylemleri karşısında en ufak bir dehşete kapılmaması, filmin karakter yazımındaki zaaflarını açığa çıkarıyor. Karakterlerin motivasyonlarının ebeveyn sorunlarına ve itilip kakılmış arkadaşların kader birliğine bağlanması da seyircinin kendini hikâyeye kaptırmasını güçleştiriyor. “Batman” evrenine ait olmasına rağmen Batman’in yokluğu “Clayface”i sekteye uğratmıyor. Filmi asıl sekteye uğratan, bütünlüklü bir yaklaşım geliştirme riskinden kaçınırken korku sinemasına yaptığı meta göndermelerle farklı olmaya çalışması ve nihayetinde yüzeysellikte boğulması.

Nihayetinde “Clayface”, farklı türlerin üsluplarını harmanlamaya ve korku sinemasına selam göndermeye çalışırken hem biçim hem de içerik bakımından boğulan bir film olarak karşımıza çıkıyor.

Kapak Fotoğrafı: Warner Bros. Pictures / TME Films

İlginizi çekebilir: Musa Bölükbaşı’dan Primetime: İyi Bir Amacın Reyting Canavarıyla İmtihanı

Yazı Yorumları (0)
Bu yazıya ilk yorumu siz yazın!