Türkiye’deki çağdaş sanatseverlerin belki de en sevdikleri hafta geldi çattı. Contemporary İstanbul 7-10 Kasım 2013 tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenleniyor. Ben Contemporary İstanbul’a dün, bulduğum ilk fırsatta gittim; dünyanın her tarafından 100 galerinin yer aldığı bu çağdaş sanat fuarında en çok ilgimi çeken eserleri sizler için yazdım. 10 Kasım Pazar gününe kadar devam eden Contemporary İstanbul’u hafta sonunuzdan 3-4 saati sanata ayırıp, kesinlikle gezmenizi tavsiye ediyorum.

Turumuza fuara Londra’dan katılan Andipa Gallery’den başlayalım…

Kids on Guns - Bansky (Contemporary İstanbul 2013)

Kim Bansky’i sevmiyor ki? Andipa Gallery’nin sergilediği Bansky’nin kanvas üzerine sprey boya olan “Kids On Guns” çalışması Contemporary İstanbul’u gezmeye başladığımda ilk ilgimi çeken eserdi.

Diamond Dust Hearts - Andy Warhol (Contemporary İstanbul 2013)

Doğru düşünüyorsunuz; bu kalpler biraz klasikleşti. Ama bir Andy Warhol hayranı olarak, bu Diamond Hearts’ı her gördüğümde, bana verdiği pozitif ve keyifli histen dolayı sanki ilk defa görmüş gibi inceliyorum.

Slinkachu ile önceki Contemporary İstanbul’da karşılaşmışsınızdır. Eğer kendisini bilmiyorsanız, şöyle anlatayım. Slinkachu, “küçük insan” figürlerini (oyuncaklarını) kullanarak, figürleri fotoğrafladığı şehirlerin kötü sosyolojik ve politik koşullarını anlatıyor. Bu figürleri New York, Londra ve Pekin gibi şehirlerde çekiyor; biraz sarkazmı da işin içine katarak küçük figürlerle büyük sorunları ele alıyor. Kendisinin bir özelliği de figürleri fotoğrafladıktan sonra enstallasyonu şehir ortasında bırakması… Ben Slinkachu’nun eserleriyle geçen sene tanıştım; yukarıda gördüğünüz “Branded” adlı eseri de Paris’te YSL’nin önünde çekilmiş. Kadınların marka takıntısını ve ekonomik olarak kendilerinden ne kadar daha büyük alışverişlere kalkıştıklarını anlatıyor.

Deux Femme Dans la Nuit - Joan Miro

Katalan ressam Joan Miro’nun “Deux Femme Dans La Nuit” aldı eseriyle Andipa Gallery’de karşılaştık. Barselona’da yaşayan ressam Paris’e gidince Sürrealizm’den etkileniyor ve bir süre eserlerinde sürrealizmin etkileri görülüyor. “Gecenin İçindeki İki Kadın” adlı eseri de onlardan bir tanesi…

Joan Miro hakkında biraz daha bilgi almak isterseniz Emre Eminoğlu’nun Barselona’da gittiği Joan Miro müzesi  hakkındaki yazısını okuyabilirsiniz.

Ciceri Umberto

Opera Gallery’de sergilenen İtalyan artist Ciceri Umberto’nun hareket eden balerinlerini çok beğendim. Resimde rahatça görünmüyor; ama canlı olarak hepsini bir arada gördüğünüz zaman Umberto’nun farklı isimlerdeki 5 eseri yanyana sergilendiğinde insanda çok güzel hisler uyandırıyor.

Superman - SEEN

Pop-art’ı ve süper kahramanları oldum olası sevmişimdir; Seen’in Superman adlı eserini çok sevmem de bu iki alana olan ilgimin bir örneği.

Siz de süper kahraman hayranıysanız bu yazıyı da ayrı okumanızı tavsiye ediyorum. 

Desperado Guarantee - Uldus

Uldus’un Desperado Guarantee adlı çalışması da Contemporary İstanbul’da beni en çok etkileyen tablolardan biriydi. Çaresiz Romantik’ler serisinden olan bu eser, bir kadının çaresizliğini yumuşak tonlarla anlatıyor.

Si La - Murat Pulat

Ve gelelim; tarzını en çok beğendim pop-art sanatçısı Murat Pulat’a. Keskin fırça darbeleriyle yağlı boya çalışmalarını gerçekleştiren Murat Pulat’ın kendine ait tarzına hayranım diyebilirim. Contemporary ziyaretinizde ALAN İstanbul adlı galerideki Si La adlı bu eseri yakından incelemenizi tavsiye ediyorum.

La Musulmane - Corda

Mauro Corda’nın “La Musulmane” adlı eseri beni çok etkiledi, Müslüman kadınların “kapanışını” 4 ayrı bronz heykel ile anlatıyor Corda. 2007 tarihli bu eser, ülkemizde son zamanlarda tartışılan türban konusunun ciddiyetini de çağdat sanat yardımıyla hatırlatmış oluyor.

Woody Allen, Dali, Einstein gibi hepsimizin idolu olan isimler de yorgun olabiliyor. Hayat’ın “İcons Are Tired” adlı eseri hayatımızdaki farklı konulardaki ikonların uyurkenki hallerini bir araya getiriyor.

Candy Crushed - Buket Savcı Atatüre

Son zamanlarda hepimizi çok rahatsız eden “kızlı-erkekli kalma” tartışmasının üzerine bu eseri görmek hoşuma gitti. Genç bir çiftin yataktaki hallerini anlatan Buket Savcı Atatüre’nin “Candy Crushed” adlı eseri tuval üzerine yağlı boya olmasına rağmen canlı renkleriyle adeta profesyonel bir makine ile çekilmiş başarılı bir fotoğrafa benziyor.

Çağdaş sanatın olmazsa olmazları kesinlikle neon ve led ışıklar. Mehmet Ali Uysal da neonla hazırladığı çalışmasında şöyle demiş; “Her modern sanatçının en az bir adet neon çalışması olmalıdır”

Neon - Mehmet Ali Uysal

Çok beğendiğim diğer neon eserler…

Neon - Fuck Me Like You Love Me

Nobody Does Me Like You Do

Contemporary İstanbul 2013’teki favorilerimi en son Ardan Özmenoğlu’nun “Anlayana” adlı eseriyle bitiriyorum. Sanatçı, bir sazın üzerine beyaz neon kullarak “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az” atasözüyle sarkastik bir çalışma çıkarmış ortaya.

Anlayana

 

 

Turkcell Platinum

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?