Bu yıl İBB Şehir Tiyatroları için çok özel bir yıl çünkü 100. doğum günü. Dile kolay Darülbedayi ile başlayan bir asırlık ömründe kimler geldi kimler geçti bu sahneden. Muhsin Ertuğrul, Bedia Muvahhit, Suna Pekuysal, Vasfı Rıza Zobu, Zihni Göktay, Cahide Sonku ve daha ismini sayamadığımız ustalara ve biribirinden değerli nice oyunlara ev sahipliği yaptı. Bugün ise bu yeni yaşını, 100 yıl önce seyircisiyle ilk kez buluştuğu Çürük Temel oyununu tekrar sahneleyerek kutluyor.

ct11

İBB Şehir Tiyatroları, 100. yaşı kapsamında eski ve sevilen oyunlarının yanı sıra yeni oyunlarını da tiyatroseverlerin beğenisine sunmaya devam ederken en önemli ayrıntıyı atlamıyor. 20 Ocak 1916 yılında ilk kez sahnelediği oyunu Çürük Temel’e de yeniden hayat veriyor. Darülbedayi, ilk oyun olarak Fransız yazar Emile Fabre’nin bir oyununu seçiyor. Uyarlamayı ise Darülbedayi’nin ilk kurullarına da üyelik eden tiyatro yazarı, şair ve doktor Hüseyin Suat Yalçın yapıyor. Oyuncuları ise Muhsin Ertuğrul, Ahmet Muvahhit, Madam Felekyan, Kınar Hanım, Eliza Binemeciyan. Bir yangın sonucu yıkılan Tepebaşı Dram Tiyatrosu’nda ilk sahneleneceği gün deyim yerindeyse herkes nefesini tutmuş bekliyor. En büyük heyecan da Muhsin Ertuğrul ve arkadaşlarına ait çünkü “Batı tiyatrosunu beceremezsiniz, beğendiremezsiniz.” diyenlere inat “Biz yaparız!” diyorlar. Bir bakıma risk alarak başladıkları bu oyun gerçekten herkesin büyük takdirini kazanıyor.

ct9

Çürük Temel, 2014-2015 sezonunda Engin Alkan’ın yönetmenliğinde tekrar sahneye konuluyor. Engin Alkan zaten hangi oyunu yönetse hakkını verdiği ve başarılı olduğu bir gerçek ve bu gerçek bu oyunda da değişmiyor. Çürük Temel’in yönetmeni olarak verdiği röportajda şöyle belirtiyor: “Sahip olduğumuz çok az yerli klasik bir oyunları gün yüzüne çıkarmak, ele almak, tozlarından arındırmak bana heyecan veriyor. Ancak kendimize ait bir tiyatro yaratmak için onlardan yararlanmak da çok önemli bence.”

ct8

Oyun, bir aile  dramı üzerine kurulu. Önce annenin çaresiz çığlıklarıyla başlıyor. Sonra aile fertleri sırayla bu çaresizliğe nasıl sürüklendiklerini gösteriyor. Bir daire çizilerek yine başlanılan noktaya geliniyor. Anne verdiği kararı açıklayarak oyunu bitiriyor. Bu, kimileri için bir son oluyor; kimileri için de bu son, yeni bir başlangıca açılan kapı oluyor.

Oyun tek perde olmasına rağmen duygu ve düşünceleri bakımından oldukça yoğun. Bir saat gibi kısa bir sürede aileyi oluşturan değerleri, paranın gücünü, evliliği, sevgiyi, saygıyı, kardeş olmayı, maddi ve manevi kavramları sorguluyorsunuz. Acımakla acımamak, sevmekle sevmemek arasında gidip gelmeniz de cabası. Sonu, mutlu mu hüsranla mı bitiyor, bence kişiye göre değişiyor. Ya da yine tezatlık burada da işliyor ve her ikisinin de  olduğunu düşünebiliyorsunuz. Oyunun bize verdiği mesaj ise çok açık: Ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın, eğer bunlar sağlam bir temel üzerine kurulu değilse, gün gelir, o temel çöker ve siz de altında kalırsınız. Bir toplumda en sağlam temel ise ailede olmalı. Eğer değilse, başta aile, sonra içinde bulunduğu toplum, en son da koca bir ulus yıkılır. Yeniden inşa etmek ya imkansızlaşır ya da zaman alır.

ct7

Başroldeki Oya Palay’ın oyunculuğuna saygı duymamak elde değil. Diğer tüm oyuncuları Yeşim Koçak, Mert Tanık, Mustafa Koçkar, Dolunay Pircioğlu, Samet Hafızoğlu ve Nurdan Gür’ü da ayakta alkışlamamak imkansız. Hepsi , oyunculuklarıyla böylesine önemli ve değerli bir oyunda oynamanın gururunu taşıyordu.

Oyunda beni en çok etkileyen iki unsur vardı. Birincisi oyunun dekoru. Sahnede bir fabrika kurulmuş ve tüm oyun bu fabrikada geçiyor. Engin Alkan, fabrikayı alegorik bir imgeye dönüştürüp onu öne çıkarmayı seçmiş. Bu fabrika, bir ailenin, çöken bir imparatorluğun ve içinde yaşadığımız toplumun bir imgesi olmuş. Fabrikanın zemini, daha doğrusu tüm sahnenin zemini kumla kaplanmış. Kum taneleri de, işte bu çürük temelin simgesi. İnanılmaz etkileyiciydi bence. Cem Yılmazer’in emeğine sağlık.

ct10

Etkilendiğim diğer unsur ise tüm oyuncuların en sonunda selam verdiği bölümdü. Hepsi yanyana dizilerek yüzlerine bir maske taktı ve bu maskeye 100 yıl boyunca Şehir Tiyatroları’na emek veren tüm büyük oyuncuların resimleri yansıtıldı. Bu kadar çok ve önemli ustaların resimlerine bakarken gözlerim doldu. Sırf bunu izlemek ve büyük ustalara saygı duruşunda bulunmak için bile bu oyuna gidilir. Gösterim bittiğinde sahneye yansıtılan yazıyı okuyunca hepimiz alkışlarımızla aynı dileği paylaştık. “İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları 100 yaşında. Bir 100 Yıl Daha!

100 yıllık bir mirasın simgesi Çürük Temel, doğum günü kutlamasına tüm tiyatroseverleri bekliyor. Bu kutlamaya katılmadan tiyatro sezonunu bitirmeyin. Oyunu izleyerek daha nice 100. yaşlara demek için de alkışınızı eksik etmeyin.

Fotoğraflar: İBB Şehir Tiyatroları

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?