Daha Fazlasına İhtiyaç Duymamak: Yükselişe Geçen Statü Sembolü

Daha Fazlasına İhtiyaç Duymamak: Yükselişe Geçen Statü Sembolü

Bir süredir iyi hayatın tanımı sessizce değişiyor. Farkında mısınız? Daha çok yere gitmek, daha fazla şeye sahip olmak ya da her şeyden haberdar olmak eskisi kadar etkileyici görünmüyor. Artık kabullenmemiz gereken yeni bir lüks kavramı var: Daha fazlasına ihtiyaç duymamak. Son günlerde asıl ayrıcalıklı görünen, önümüzde bu kadar seçenek varken hangilerine gerçekten ihtiyacımız olmadığını bilme farkındalığı.

24ca9643d3d3e5f804a8e7732c4af767
Daha Fazlasına İhtiyaç Duymamak | Fotoğraf: Pinterest

Bir dönem “daha fazlası”, iyi bir hayatın kanıtıydı; daha dolu bir ajanda, daha çok seyahat, daha fazla insan, daha çok proje, daha fazla görünürlük, daha çok yetişilecek yer. Bir de bütün bunların görünür, paylaşılabilir, anlatılabilir olması gerekiyordu. Meşgul olmak önemli olmakla, sürekli bir yerlere yetişmek üretken olmakla, her yeni mekânı bilmek sosyal olmakla karıştırıldı. Sonra garip bir şey oldu. Her şeye ulaşabildiğimiz bir çağda, her şeyi yapmak zorunda olmadığımızı fark etmek çekici gelmeye başladı. Artık yeni lüks tam olarak bu: Daha az yaşamak değil, daha seçici yaşamak. “Bunu kaçırabilirim” diyebilmek.

Bunları Da Okuyun

Uzun zamandır bize hiçbir şeyi kaçırmamamız gerektiği söylendi. Yeni açılan mekânı, herkesin konuştuğu diziyi, o sergiyi, o daveti, o seyahati, o etkinliği… Sanki bütün bunları takip etmezsek bir sonraki sohbette söyleyecek sözümüz azalacak, herkesin bildiği bir şeyden habersiz kalacakmışız gibi hissettik. Yalan mı? Sanki hayat, sürekli yetişmemiz gereken dev bir yapılacaklar listesine dönüştü.

77c16051614caeba210a87e58dd86787
Daha Fazlasına İhtiyaç Duymamak | Fotoğraf: Pinterest

Şimdiyse başka bir özgürlük biçimi beliriyor: “Bunu kaçırabilirim.” Herkes giderken gitmemek. Bir hafta sonunu hiçbir plan yapmadan geçirmek. Her davete evet dememek. Bir yere yalnızca gerçekten merak ettiğin için gitmek. Bir şeyi yalnızca ama yalnızca sana gerçekten dokunduğu için seçmek. Yeni bir marka keşfettiğinde artık arkasındaki insanı ve hikâyeyi de merak etmek. Çünkü seçici olmak hayattan vazgeçmek değil. Tam tersine, hayatında neye yer açacağını bilmek.

İyi yaşam da bir performansa dönüştü. Bir noktada yalnızca kariyerimizi değil, dinlenme biçimimizi bile optimize etmeye başladık. Kaç adım attık? Kaç saat uyuduk? Ne kadar su içtik? Sabah rutinimizi yaptık mı? Meditasyon? Pilates? Protein? Kendimize iyi bakmak elbette değerli. Ama insan bazen kendine iyi bakmaya çalışırken bile yorulabiliyor. Çünkü “wellness” bile yapılması gerekenler listesine dönüştüğünde, iyi hissetmek yerine iyi yaşadığımızı kanıtlamaya başlayabiliyoruz.

Belki de yürürken sadece yürümektir. Podcast dinlemeden, sesli kitap açmadan, o zamanı da mutlaka “değerlendirmemiz” gerekiyormuş gibi hissetmeden… Yürümenin tek başına bir aktivite sayıldığı zamana geri dönmek. Attığımız adımların aynı anda bize bir şey öğretmesi, bizi geliştirmesi ya da başka bir işe daha yaraması gerekmediğini hatırlamak. Bazen bir yere varmak dışında hiçbir amacı olmadan yürümek.

235a25a94aeadea359440bb87a83f857
Daha Fazlasına İhtiyaç Duymamak | Fotoğraf: Pinterest

Daha az değil, daha anlamlı olana yönelmek… Bahsettiğim değişim de burada başlıyor. Yeni dönem yalnızca “azaltmak” üzerine kurulu olmak zorunda değil. Seçmek üzerine kurulu olabilir. Daha az insandana; yanında kendin olabildiğin insanlar. Daha az deneyimdense; gerçekten hatırlayacağın deneyimler. Daha az eşyadansa; yıllar sonra baktığında hâlâ sevdiğin şeyler. Daha az sosyalleşmektense; gerçekten orada olmak istediğin masalar. Daha az tüketmektense; ne aldığını, kimden aldığını ve neden sevdiğini bilmek. Daha az hayat değil. Daha çok sana ait bir hayat.

4a4488461f841e530b4db9bcfa1683b0
Daha Fazlasına İhtiyaç Duymamak | Fotoğraf: Pinterest

Gerçek ayrıcalık artık erişim ile ilgisiz. Uzun yıllar lüksün tanımı erişimdi. Girebildiğin yerler, gidebildiğin ülkeler, tanıdığın insanlar, sahip olduğun seçenekler… Bugünse başka bir ayrıcalık giderek daha değerli hâle geliyor: Seçeneklerinin olması ama hepsini seçmek zorunda hissetmemek. Davet edildiğin hâlde gitmeme lüksü mesela. Telefonun yanında olduğu hâlde her an ulaşılabilir olmama ayrıcalığı. Her fikrini paylaşmamak. Her trendi takip etmemek. Başkalarının sevdiği yerine kendi sevdiğini seçebilme özgüveni. En önemlisi, başkalarının “iyi hayat” tanımını kendi hayatına taşımak zorunda hissetmemek. Çünkü özgürlük daha fazla seçeneğe sahip olmak değil, seçeneklerin karşısında sakin kalabilmektir. Yeni lüks: Alan Bırakmak

Bence önümüzdeki yılların en büyük statü sembollerinden biri sahip olduklarımızla ilgili olmayacak. Hayatımızda bıraktığımız alan olacak. Takvimdeki boşluk. Telefondaki sessizlik. Kimseye açıklama yapmak zorunda olmadığımız bir akşam. Fotoğrafını çekmediğimiz güzel bir masa. Gerçekten sevdiğimiz bir şeyi keşfetmenin heyecanını kendimize saklamak. Yeni tanıştığımız biriyle plansızca uzayan bir sohbet. Kimsenin bilmediği bir hafta sonu. Ve yalnızca bize ait kalan bazı hikâyeler. Çünkü iyi bir hayat her zaman daha dolu bir hayat olmayabilir ama daha bize ait bir hayat olabilir.

Kapak Fotoğrafı: Pinterest

İlginizi çekebilir: Dilara Melisa Yaman’dan Wellness Kültürünün Görünmez Çelişkisi

Yazı Yorumları (0)
Bu yazıya ilk yorumu siz yazın!