Tasarımlarının evrenselleştiğini, Milano Tasarım Haftaları’na imzasını atmasıyla kanıtlayan Derin Design, 1971 yılından bu yana sektörün sadelik ve farkındalığının öncüsü. Mobilya trendlerine imzasını atan markanın ayrıntılarını ve tasarım dünyasını derinden yakalama zamanı…

Derin Design ,40 yıl önce ürün tasarımı üzerine Aziz Sarıyer tarafından kurulmuş bir marka. Bu markanın oluşumu 1971, siz ise 1972 yılında doğdunuz? Bu isim hikayesinde öngörülen durumu anlatabilir misiniz?

Aziz Sarıyer ilk olarak Derin isimli firmasını kuruyor, bundan bir sene sonra da ben doğuyorum. Genelde babalar şirketlerine çocuklarının isimlerini verirler. Fakat benim durumumda tam tersi meydana gelmiş.  “Derin” özellikle o dönemlerde çok kullanılan bir isim değildi. Bu ismin hem içeriğini hem de fonetiğini çok beğendiğini söyler Aziz Sarıyer.

Doğduğunuzdan beri mimari ve tasarım dünyası içerisinde olmak nasıl bir his? Şanslı olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Aziz Sarıyer’in oğlu olmak kendiliğinden ve uzatmalı bir staj dönemi içine girmeyi de yanında getirdi. Bu açıdan çok şanslıyım. Mobilya konusunda çok kapsamlı bir tecrübe edinme fırsatı buldum. Yaz aylarımızda atölyelerimizde, mağazalarımızda ve ofislerimizde çalıştım. Aziz Sarıyer’den çok şey öğrendim. Sanırım artık birbirimizden de öğrenebilme dönemine girdik.

Ürün tasarımcısı olmaya nasıl karar verdiniz? Eğitim süreciniz nasıl ilerledi?

Her şey doğal bir şekilde gelişti. Mobilya tasarımı ve yenilikçi ürünler her zaman çok yakınımdaydı. Bununla ilgili yeni bir şey yapabileceğim heyecanını hep hissettim.

Derin markasının uluslararası aşamaya geçişi benimle birlikte oldu diyebiliriz. Kendimi sadece  ürün tasarımcısı olarak tanımlamıyorum. Tasarım yönetimi, marka direktörlüğü gibi sıfatlarla betimleyebileceğimiz görevlerim de var. Yaptığım işe pragmatik açılardan da bakmamı gerektiren bir iş düzenim var.

Derin Design’ın baş tasarımcısı oldunuz. Türkiye’de modern ürün tasarımlarının mimarları olarak anılmaktasınız. Peki bu mesleği seçmenizde etken ne oldu? Küçüklükten gelen durum sizi nasıl etkiledi? Bazı zamanlarda yoğun ilgi insanı o yönden uzaklaştırabilir.

Her adımımızı hazmederek attık. Kendi kanatlarımızla ilerlemek istedik. Yaptığımız işi köpürtmeden ifade edebilmenin yolunu içgüdüsel olarak bulabileceğimizi hissettiğimizden dolayı rahat hareket ettik. Bir de kitlesel beklentilere dönük bir yaklaşımdan çok, niş ve en etkili olabileceğimiz alanda etkin olmayı seçtik.

Baba-oğul bir arada çalışmanın hep zor olduğunu söylerler. Siz de bu konuda zorluklar yaşadınız mı? Hatta hala yaşıyor musunuz?

Zorlukları var. Fakat dalgalı dönemi atlattık. Şimdi eskisine göre daha iyi anlaşıyoruz.  Baba-oğul ilişki hassastır. Bir çocuğun babasıyla muhasebesini çözmesi onu olgunlaştırır. Birbirimizi olgunlaştırdık. Her şey yolunda gidiyor artık.

Derin Design markasının yurt dışında Romanya, Costa Rica ,Belçika vb. ülkelerde distribütörleri bulunmakta. Şu an hedefleriniz arasında başka hangi ülkeler var? Bu ülkeleri hangi kriterlere göre seçiyorsunuz?

Derin Design ürünlere ilgi gösteren potansiyel temsilciler bizi fuarlarda, sergilerde veya internet üzerinden buluyorlar. Artık iletişim o kadar ilerledi ki fiziksel olarak buluşulmasa da teknoloji sayesinde birçok ülkede var olmak kolaylaştı.

Derin Design’ın yurtdışında katıldığı fuar ve tasarım haftaları nelerdir? Katılmaya en çok heyecan duyduğunuz hangisidir?

Milano Design Week, Paris Maison Objet, KolnMesse, %11 Design London, New York ICFF genelde katıldığımız fuarlar. Milano’nun yeri her zaman apayrıdır. Dünyanın en önemli etkinliklerinden bir tanesi. Mobilya alanında ise açık arayla en ilgi çekici, merkezi bir hafta.

Türkiye’yi Dünya ülkeleri ile mimari sektörde kıyaslarsak, sizce eksik yönleri var mıdır?

Ülkelerin, ulusların eskisinden daha az belirgin olduğu, evrensel ve dünyayı temsil eden bir yaratıcı bakış açısının öne çıktığı dönemlere girildi. 10 sene önce Türkiye’den, Fransa’dan ya da Avustralya’dan olmak farklı kılınmak adına bir kimlik belirlemesi yapabiliyordu. Bu etki azaldı. Birey öne çıkıyor. Coğrafi ve etnik kültürel değerler dünyanın değeri haline geliyor. Salt coğrafi ya da milli değerler üzerinden yapılan tanıtımlardan çok evrensel değerlerle bütünleşebilen tavırlar geleceği yakalıyor. Dolayısı ile Türkiye’nin temel insan hakları ve özgürlükleri konusunda yapacağı hızlı ve gelişimci hamleler bir anda ülkeyi mimari, tasarım ve sanat alanlarında iyice ön plana çıkaracaktır.

Tasarladığınız ürünlerde minimalizm görülüyor. Tasarım ekibinizle yarattıklarınızı nasıl sıfatlandırırsınız? Karakterleri konusunda bilgi verebilir misiniz? Açıkçası, Akaretler’deki yeni mağazanızdaki tüm ürünleri almak istedim.

Zamanın ruhunu yakalayan ve çağın nabzını tutabilen tasarımları üretmek istedik her zaman. Bugünü zamansız bir biçimde anlatan mobilyalar sergiledik. Gereksiz dekoratif süslemelerle aramız çok iyi olmadı. Estetiği sadelikle verebilmenin şartlarını oluşturduk.

Peki, ürünlerin fiyat aralığı?

Fiyatlarımız aynı sergilere katılıp yan yana mobilya tasarımlarımızı sergilediğimiz önemli İtalyan ya da diğer Avrupa ülkelerinin markalarından çok daha uygun aralıklarda.

Eşiniz Beliz Sarıyer de mimar. Beraber çalışmayı düşündünüz mü?

Düşünmüyor gibiyiz. Beliz çok iyi bir iç mimarlık ofisinde tasarım şefi olarak çalışıyor. İstikrarlı bir iş hayatı var.

Markanızla ilgili bu sene eminim farklı projelere imzanızı atmayı düşünmektesiniz. Bu sene Derin severleri neler bekliyor? İpucu alabilir miyiz?

Akaretler mağazamız bizim için önemli bir adımdı. İlk amacımız bu mağazanın iyi bir denge yakalaması. Devamında katılacağımız yeni sergi ve fuarlar bizi bekliyor.

Teşekkürler!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?