Dijital Arşivimizden: Silmeye Kıyamadığımız Anılar

Eskiden fotoğraf ve videolarla aramızdaki ilişki biraz daha farklıydı. Fotoğraf makinesiyle çektiğimiz her anı için ayrı bir fiziksel albümü hazırlardık. Videoları kasetler ya da CD’lere taşır, bu videoları izlemek için özellikle sevdiklerimizle buluşmalar düzenlerdik. Fakat günümüz dünyasında işlerin boyutu başka: Artık telefonumuzla sayısız fotoğraf ve video çekiyor, doğal olarak o anları da kaybetmek istemiyoruz. Bu yüzden telefon hafızasının dolmak üzere olduğunu söyleyen o bildirim geldiğinde “İyi de nasıl eleyeceğim?” düşüncesini de beraberinde getiriyor. Ekran görüntüleri gidiyor, uzun zamandır açılmayan videolar gözden geçiriliyor. Sonra sıra, o anlara geliyor: Asla kıyamadıklarımıza! Silmeye kıyamadığımız bu anların peşine lifebox ile düşüyoruz.

Hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen akıllı telefonlarımız zaman içinde bir fotoğraf albümünden fazlasına dönüşüyor. Bazı fotoğraf ve videoların değerinin zaman geçtikçe arttığını söylemeye gerek bile yok. Bugün birbirine çok benzeyen iki kareden biri, birkaç yıl sonra dönüp bakmak istediğimiz tam da “o fotoğraf” olabiliyor. Ya da bu arşivin en büyük kısmınını oluşturan ve tekrar tekrar çektiğimiz ama bir türlü silemediğimiz o anlar: Bebeğin ilk gülüşünün farklı açılardan çekilmiş kareleri, keyifli bir gün batımı, arkadaşlarla selfie’ler… Bu yüzden mesele, saklamak istediğimiz anlara yeterince alan açabilmekte.










