27 Mart Dünya Tiyatrolar günü adına, hayatın gerçekleri ile hayatlarımıza dokunan hikayeler tiyatro sahnelerinde!

Tiyatronun ortaya çıkış sebebi neydi?

İlk insana kadar dayanıyor muydu temeli, yoksa Yunan mitolojisinden mi esinlenmişti?

İnsanları eğlendirmek, verimli zaman geçirmek ve dinlenmek amacıyla mı ortaya çıkmıştı?

Belki…

Belki bu amaçla ve güncel olaylardan da etkilenerek çeşitli tiyatro oyunları ortaya çıkmıştı. Tiyatro, sadece eğlence amacı taşımadı ve bir diğer taraftan toplumu eğitmek gibi bir sorumlulukla seyircisiyle buluşmaya başladı. Böylece eğitmek, öğretmek ve mesaj vermek için temsili oyunlar hayatımıza dahil oldu ve geçmişten günümüze bize ayna tutan oyunlar perde açtı bu sayede.

Bu yazımda da son dönemde Devlet Tiyatroları’nda izlediğim iki oyunu Dünya Tiyatro gününün anlam ve önemi adına sizlerle paylaşmak istiyorum.

2016-03-24-20.18.30.png.png

Ellerimin Arasındaki Hayat

“Suç nedir? Ceza nedir?
Öldürmek nedir?
Tüm bunların nesnesi ya da öznesi insan nedir?”
soruları ile başlıyoruz.

1420553280954195242-b

Peter Ustinov’un yazdığı Cevdet Arıcılar’ın yönettiği drama türündeki oyun suçun nasıl doğup da maskesini değiştirdiğini anlatıyor. Martovsky adında bir gencin tecavüz suçundan ölüm cezasına çarptırılmasıyla olaylar başlıyor. Suç nedir? Kim suçlu? Kim değil? Bize olay örgüsü ile çok etkili bir şekilde anlatıyor. Yaşananlar ve anlatılanlarla biraz canımız sıkılıyor ama oyunun akışı ile biz seyirciler de adaleti arıyoruz. Ve bize bu konuda baş karakter olan gazeteci yardımcı oluyor. Gerçeğin peşinde her şey gün yüzüne çıkıyor.

ellerimin-arasindaki_2e0t

Salona girer girmez beni içine alan dekoru kesinlikle yalın bir havadaydı. Gereksiz detaylara yer verilmemiş ve böylece oyunun net bir şekilde anlatılmasını sağlamış. Bunun dışında oyunla uyumlu ses ve müzik seçimleri dekor içinde verilen görsellerde seyirciyi etkileyen bir diğer unsurlardandı. Devlet Tiyatroların da severek izlediğim ve etkilendiğim bu oyun bu sezon perde açmaya devam ediyor.

c8cd08c892c4937e_636x350

2016-03-24-20.14.58.png.png

Eğer Bu Bir Film Olsaydı

Bahsetmek istediğim diğer oyun ise; Güçlü oyuncu kadrosu, oyunu ile uyumlu sahne dekoru ve en önemliside gerçekten çok acı konusu ile: Eğer Bu Bir Film Olsaydı.

eger-bu-bir-film-ols_7ukx

Almir Imşirevic’in yazdığı, Bilge Emin’in yönettiği oyunun hikayesi şöyle: “Yıl 1992, yer Yugoslavya… Savaş… Savaş heryerde… Bosna Hersek bağımsızlığını ilan etmiş, Saray Bosna kuşatma altında…” Oyun, bu dönemi yaşamakta olan Ziriç ailesinin hikayesini, evin büyük oğlu Alaaddin aklında kalan anıları ile anlatmaya başlıyor ve sorduruyor: “Eğer bu bir film olsaydı, nasıl bir kurgusu olurdu kim bilir.”

timthumb

Yugoslavya’da yaşayan Ziriç ailesinin o dönemde yaşadıkları aile ve komşuluk ilişkileri, savaş öncesi ve sonrası olanlar… Evet, bundan yirmi küsür yıl öncesini ben de gayet iyi hatırlıyorum haberlerden ve orada yakınları olan akrabalardan duyduklarımızı. Çocuktum, aklımda kalmış televizyona yansıyan bazı görüntüler… İşte öyle bir acıyı, savaşı ve yıkımları, bunları bizzat yaşayan bir ailenin üzerinden anlatıyor bizlere; hayatın gerçeğini, gerçekleri de çok sade bir anlatımla ve bir o kadar çarpıcı ayrıntıları ile sahneliyor Eğer Bu Bir Film Olsaydı. Bu sezon da Devlet Tiyatroları sahnesinde bizlerle olacak.

images

 

Hayatımızdan izler taşıyan, yaşadığımız onca şeyi bizlere gösteren ayna tutan bu iki oyunu izlemenizi tavsiye eder ve bu vesile ile bize bu güzel oyunları izleme fırsatı veren tüm tiyatro sanatçılarının, çalışanlarının ve tiyatrosever herkesin Dünya Tiyatro Günü’nü sanatla, sevgiyle kutlarım…

Perdesi bol oyunlara…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?