Asansör kapılarından tutun, geçiş koridorlarına kadar Pera Müzesi’nin yeni sergisi için müzeyi vandallar bastı demek oldukça çok yanlış olacak. Vandalizm her ne kadar geçmişte kimi zaman graffiti için doğru bir tanımlamaymış gibi olsa da günümüzde durum çok farklı. Toplumsal bilinç, görsel zenginlik arttığı gibi, ortada yaptığı eseri X galeri, Y kişiye satmaktansa bu işi tamamen duygusal olarak yapan, çoğu zaman kullanacağı tüm boyaların harcamasını kendi cebinden yapan ve ortaya çıkardığı eseri topluma adayan, çalışmalarını da kaderi ile baş başa bırakan birileri var. Onları belki tanımıyoruz. Varlıklarını yalnızca tag adını verdikleri imzaları, takma adları ya da sürekli kullandıkları semboller ile belli ediyorlar.

duvarlarin dili - 1

Bu sokak sanatçılarının bazılarına Pera Müzesi şehre yayılmış farklı sergisi ile ev sahipliği yapıyor: Roxane Ayral küratörlüğünde, Beyoğlu ve Beşiktaş Belediyeleri, Jotun ve Montana boya katkılarıyla izleycilere sunulmuş bu sergi 3 kata yayılarak, graffiti sanatının hemen hemen bütün tekniklerini gözler önüne serdiği gibi, olayın çıkış noktasına, şehir dışına, yanlış kentleşme ve kentsel dönüşümlerle kendiliğinden virane olmuş şehirlere, bloklaşmaya göndermelerde bulunuyor.

duvarlarin dili - 2

Graffiti toplumdan, toplumsal olaylardan kopamıyor. Çıkış noktası her ne kadar bireysel, kitlesel varoluş hareketi gibi yorumlansa da, genel olarak popüler, eylemsel ve barışçıl toplumsal konuları işliyor. Bazı kaynaklar tarih öncesi mağara yazılarını bile birer graffiti çalışması olarak yorumlarken, işin temeli Amerika’da 1970’li yıllarda, azınlık olan Afrika ve Latin Amerika kökenli bireylerin, alanlarını belirleme ihtiyacı ile doğuyor. Sınır belirlerken adeta “biz buradayız!” diye haykırıyorlar. Şu an Sokak Sanatı olarak kademe atlamış olsa da, toplumsal bilinç spreyle “karalanmış” olarak adlandırılan mekan ve semtlerde kimilerine göre tekinsizlik hissi yaratırken kimilerinin sahiplik duygusu ile zıtlaşıyor.

duvarlarin dili - 3

Graffiti benim için hüzünlü bir dışavurum. Yarattığınız eseri sokaklarda kaderi ile baş başa bırakıyorsunuz. Üstleri boyanacak, belki yıkılacak veya üstüne farklı müdahaleler olacak. Kısacası onu çizen kişiden uzakta artık kendi kaderi ile baş başa kalacak yaratılan eserler. Müzenin duvarlarına bakarken hissettiğim; her geçici serginin başına gelen şey bu çalışmaların bazılarının başına gelmeyecek, sanat eserini oradan kaldırıp başka bir yere koymak olmayacak , biliyoruz ki bu graffiti çalışmalarının bazıları yok olacak.

duvarlarin dili - 4

Graffiti ile ilgili sevdiğim diğer şey, bir resim ya da heykel yapıldığında tüm artıkları geride bıraktıkları atölyede kalır ve steril, tertemiz bir şekilde sergilenir. Atölye sürecinden geride iz yoktur artık. Graffiti böyle değil… Kendini oluştururken çevresine de yayılıyor. Bu sergide bunu özellikle çok iyi hissediyorsunuz. Spreyin,boyanın kontrolsüz yayılması oldukça heyecanlı bir durum. Spreylerle ilgili en acımasız şey sanırım içindeki boyanın gitgide azaldığını hissetmek!

Sergide Paris sokaklarının 25 metre aşağısında bulunan yeraltı mezarlarını ve burayı yansıtan yerleştirmeyi ve buralarda graffitinin nasıl yapıldığını gösteren videoyu görmenizi tavsiye ederim.

duvarlarin dili - 5

Sergideki video çalışmalarını izleyerek sanatçılar ve graffiti ile aralarındaki bağ hakkında bilgi edinebilirsiniz. Çizdikleri şeyleri unutup, yıllar sonra yeniden karşılaşmalarına ve onlarda oluşturduğu hislere değiniyorlar.

duvarlarin dili - 6

Kullanılan şablonlar ile oluşturulmuş kompozisyonlar görülmeye değer , hatta graffitinin 3. boyutu diyebiliriz .

duvarlarin dili - 7

1970’ler 80’lerde öncü graffiticiler tarafından boyanmış vagonların sergilendiği çalışma oldukça farklı çalışmaları ve yaklaşımları sunuyor. Bir yerde, New York Belediyesi’nin vagonları temizlemek için oldukça büyük bütçeler harcadığını okumuştum .

duvarlarin dili - 8

Graffitiyi yorumlarken Pera Müzesi’nden de ilham aldığını düşündüğüm bu çalışma görülmeye değer.

duvarlarin dili - 9

Çağdaş Sanatın vazgeçilmez ögelerinden neon da sergide graffiti yorumu ile yerini almış .

Sergi sadece müze ile sınırlı kalmıyor, sergi kitapçığında belirtilmiş Beyoğlu ve Beşiktaş Belediyesi katkılarıyla çeşitli semt ve parklara yayılmış çalışmaları da görmek lazım .

Sergide harika işlere imza atmış sanatçılar şunlar:

C215 (Fransa) | Cope2 (ABD) | Evol (Almanya) | Funk (Türkiye) | Futura (ABD) | Gaia (ABD) | Henry Chalfant  (ABD) | Herakut (Almanya) |Hugh Holland (ABD) | JonOne (ABD) | KR (ABD) | Logan Hicks (ABD) | Carlos Mare (ABD) | Martha Cooper (ABD) | Mist (Fransa) | No More Lies (Türkiye) | Psyckoze (Fransa) | Suiko (Japonya) | TabOne (Türkiye) | Tilt (Fransa) | Turbo (Türkiye) | Wyne (Türkiye)

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?