Birçok kez sanatın salt estetiğe, hissiyata dayalı potansiyelini es geçip ona politik, sosyolojik anlamlar ve fazlaca beklenti yüklüyoruz. Aslında izleyici olarak oldukça talepkarız. Ne anlatıyor? Ne mesaj veriyor? Anlamak istiyoruz. Halbuki sanat öncelikle hissiyata dayalı bir alan. Soyel’in tuvalleri de bu bilinçle izlenmeli bana kalırsa. Çünkü kendisi de sanata fazla anlam yüklemeden, kendi sözleriyle “resim yapmayı sevdiği için resim yapıyor”. Boyalarla kendi duygularını, yaşamın onda yarattığı izleri dışarı yansıtıyor. Bu yüzden izleyicinin de eserlerine bakarken kendi benliğine dönmesini, kendi duygularını araştırmasını istiyor.

Sanatçının eserlerini ilk bakışta soyut olarak tanımlasak da, kompozisyonlarının içinde nadir olarak portreler de görmek mümkün. Buna ek olarak 2010’da PiArtworks’deki kişisel sergisi için söylediği gibi, şehirdeki izler de eserlerine taşıdığı başka elementler. Bu sergide de izler önemini koruyor. Sadece şehrin değil, her yaşanmışlığın da bir iz bıraktığını vurguluyor. Bu noktada eserlerin başlıklarının da dikkate değer olduğunu düşünüyorum. “Dalgın”, “Bu çok güzel” gibi başlıklar eserlerde duygunun ne kadar ön planda olduğunun bir kanıtı. Gezdikten sonra sergi katalogunda eserleri ve isimlerini bir arada görebilirsiniz.

screen-shot-2016-05-10-at-00-07-47

Cemal Gürsel Soyel, Get Lost, 2016, Tuval üzerine yağlıboya

Sanatçı anlık duygu durumlarını yansıtmasına olanak sağlayan bir teknik kullanıyor. Bunu aksiyon resmi (action painting) olarak tanımlayabiliriz. Atölyesinde önce tuvali yere atıyor ve tamamen siyaha boyuyor. Sonra boyaları tuvalin üzerine dökmeye, atmaya başlıyor. Bunu boyanın üst üste renk katmanları oluşturduğu, yer yer kazındığı ve tekrar boyandığı bir süreç izliyor. Bu süreç sergide göreceğiniz en küçük boyutlu eserlerde özetleniyor. Bahsettiğim bu eserler sanatçının atölyesinde çalışma sırasında yerde biriken boya tabakalarının bir kutuya doldurulmasından oluşuyor ve sanatçının tekniğinde kilit bir noktayı, katmanlı boya kullanımını, belgeliyor.

Eserlerini yaparken çok enerji harcadığını söylüyor, ki tuvallerde de o hareketi yakalayabiliyoruz. Hayatı boyunca farklı yerlerde yaşaması, göç ve savaşlara tanık olmasının onda yarattığı ait olamama hissiyle doğrudan bağlantılı görüyorum bu devinimi. Serginin başlığı “Get Lost” da doğrudan bu hisle bağlantı kuruyor. Bende özgürlük arayışını çağrıştıran tuvallerde bir yandan da yerinde duramama halini, huzursuzluğu okuyabiliyorum. Bugünün, yirmi, otuz yıl öncesine kıyasla kesinlikle daha barışçıl olmayan, medyada devamlı kötü haberlerin dolaştığı, daha birkaç ay önce bulunduğumuz yerden üç yüz metre uzakta bir bombanın patladığı dünyasında, her birimiz benzer minvalde duygularla cebelleşiyoruz aslında. Biz bu konuda neler yapıyoruz bilemiyorum ama Cemal Gürsel Soyel bunlar ve tüm duygularını resim aracılığıyla dışavuruyor…

img_6596

Sanatçıyla ‘Doğu’ya Bahar Gelmeden’ isimli tuvalinin önünde.

Sergi 25 Haziran’a kadar Versus Art Project’te olacak.