Cam Simitler: Siz hiç cam simit yemek istediniz mi? Daha doğrusu şöyle sormak gerek “siz hiç cam simit görüp onu yememek için kendinizi zor tuttunuz mu?” Ebru Susamcıoğlu’nun simitlerini gördükten sonra cevabınız kesin evet olacak. Kalıpla şekillendirme tekniği ile gerçek bir sokak simidinin kalıbı alınarak yapılan bu simitler, gerçekten iştah kabartıyor. Her bir cam simit için baştan sona yeni bir kalıp hazırlanıyor. Yani, tıpkı yediğimiz simitler gibi bunlar da tek tek el yapımı. Bizim alamet-i farika yiyeceğimiz, Ebru’nun alamet-i farika tasarımı olmuş. Sadece kendi rengini yapmakla kalmamış bir de renklilerini tasarlamış. Hepsi şeker gibi! Bu simitlerden birkaç tanesini edinip evinizde sergilediğinizde yanına “lütfen yemeyiniz” uyarısı koyacağınıza eminim. Cam tasarımlar

Cam Takalar: İşin telaşı ve stresiyle boğuşurken bazen şöyle bir gözlerimizi kapatıp kendimizi deniz kenarında düşünürüz ve hatta “kumdan kaleler yapmak, kağıttan kayıklar yüzdürmek istiyorum” diye iç geçiririz. Ebru Susamcıoğlu da böyle düşünmüş olacak ki, kağıttan kayıklar yapmak yerine elindeki en büyük malzemesiyle camdan takalar tasarlamış. Rengarenk takaları karşınıza alıp baktığınızda denize ve maviye özleminiz artacak ya da bu özleminizi bu takalara bakarak gidermeye çalışacaksınız. İki farklı boyutta tasarlanan bu takalar, özellikle deniz tutkunlarının ve koleksiyoncularının edinmek isteyeceği bir tasarım olmuş. Bu renkli takaları elinize aldığınızda hemen yüzdürmek isteyeceksiniz. Gerçi batacaklardır ama olsun, bunları görüp de, böyle düşünmemek elde değil!