Ekim sayılarından gelen sinyaller, genelde ‘olumlu’ yöndeyken; onları mercek altına almaya devam etmemek, haksızlık olurdu. Karşınızda her zamanki gibi en iyiler var!

VOGUE USA:

Dergiler, her ne kadar bünyelerinde  ‘markalaşmış ‘ moda editörlerini, moda yazarlarını vs. barındırsalar da; içerik ve duruş açısından, en çok yayın yönetmenlerini yansıtırlar.  Çünkü bu çalışanlar, her ne kadar insiyatiflerini ellerine alsalar da, belli bir çizgiden sapmamak zorundadırlar. İşte Vogue Amerika da, dergilerin bu yönünü kavrayabilmeniz adına çok doğru bir örnek.  Anna Wintour’ın dizginleri elinden bırakmayışı, giderek aşırı bir hal alan disiplini ve titizliği, uzun makaleleri sevmesi, hep “en iyi” olanın ön planda olmasını istemesi, ünlü odaklı bir edisyon anlayışı olması gibi detayların hepsine Vogue Amerika’da rastlayabilirsiniz. Ama bu durum,  Vogue Amerika örneğinde olduğu gibi, bir süre sonra sıkıcı bir hale gelebiliyor. Mesela ben de dergilerin genel yayın yönetmenleri değiştiğinde çok sevinir ve umutlanırım. Yeni gelen kişi, elbette derginin çizgisini devam ettirecek; ama mutlaka kendinden de bir şeyler katacak diye…  Seneler sonra  Vogue Amerika’nın başına geçecek olan kişiyi de çok merak ediyorum, doğrusu! Umarım daha ‘fresh’ bir beyin olur!

Vogue USA’in devamı ve diğer Ekim 2013 dergi kapakları için galerimize göz atabilirsiniz:

GALERİ

5 fotoğraf

 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?