Geçtiğimiz yıl temmuz ve ağustos aylarında yaz keyfi için izleyebileceğiniz 20 filmi sıraladıktan sonra, yeni bir yazda bu listeye 10 film daha dahil ediyoruz!

Yazın ruhunu, huzurunu ve güneşini yalnızca plajlarda ve sokaklarda değil, izlediği filmlerde de arayanlar için yaz dendiğinde akla gelen 10 filmi bir araya getiriyoruz demiştik geçtiğimiz yıl. Film listelerine sığmayan yaz devam ediyor! Siz de bu filmleri izleyerek yazın keyfini sürmeye devam edebilirsiniz:

Yaz Keyfi İçin İzleyebileceğiniz 10 Film listelerimizin ilkine ve ikincisine göz atmayı da unutmayın!

 ***

En İyi Yaz Filmleri

The Kings of Summer (2013, Jordan Vogt-Roberts)

İlk-gençliğin o isyankar ve yüksek enerjili çağını yaşayan üç genç arkadaşın bir yaz tatilinde bağımsızlıklarını ilan etmelerini ve her şeyden uzaklaşarak ormanın ortasında inşa ettikeri bir evde hayata hükmedecekleri kendi krallıklarını kurmalarını anlatan bir film The Kings of Summer. Sizi geleceği parlak bir yönetmen ve üç genç oyuncuyla tanıştıracağı gibi, ilk-gençliğinizin fırtınalı arkadaşlık, aile ve aşk ilişkilerini aklınıza getirecek bir yaz filmi.

Super 8 (2011, J.J.Abrams)

Adını efsanevi el kamerası Super 8′ten alan film, Steven Spielberg’ün yapımcılığı ve J.J. Abrams’ın yönetmenliğiyle sizi çocukluğunuzda izlediğiniz filmlere ve çocukluğunuzun büyülü dünyasına götürecek. 1979 yazında kendi aralarında bir film çekerken bir tren kazasına tanıklık eden bir grup arkadaş, olayın izini sürmeye karar verince başları gizemli ve fantastik sırlar nedeniyle derde girer. Joel Courtney, Gabriel Basso ve Elle Fanning gibi yetenekli genç oyuncuların performansları kadar filmin ses ve görsel efektlerine de hayran kalacaksınız.

Taking Woodstock (2009, Ang Lee)

Unutulmaz müzik festivali Woodstock, New York eyaletindeki Bethel kasabasında Catskills yakınlarındaki bir çiftlikte gerçekleşmişti. 1969 yazında 3 gün süren festival birçok önemli sanatçının performansına ev sahipliği yaptığı gibi, bir kuşağı tanımlayan sembollerden biri haline gelmişti. Ang Lee’nin 2009′da imza attığı “Taking Woodstock”, ailesinin Catskills’de işlettiği motelde çalışırken tarihin en önemli müzik olaylarından birine tanıklık eden bir genç adamı merkezine alıyordu. Filmde Demetri Martin, Imelda Staunton, Henry Goodman, Liev Schreiber, Jonathan Groff, Eugene Levy, Emile Hirsch ve Paul Dano gibi oyuncular rol alırken, The Doors’dan Janis Joplin’e dönemin önemli müzisyenlerini ağırlayan soundtrack’i de oldukça başarılıydı.

The Wackness (2008, Jonathan Levine)

1994 yazında New York sokaklarında, kendine alışılmadık bir mevsimlik iş seçmiş bir genç dolaşıyor: Liseden yeni mezun olan Luke Shapiro seyyar bir marijuana satıcısı. Üstelik bu işinde ona en büyük desteği sıradışı psikologu Dr. Squires veriyor. Amerikan bağımsız sinemasının sevilen yönetmenleri arasında sayılabilecek Jonathan Levine’ın ikinci filmi, kafası karışık gençler için güzel bir yaz filmi.

Y tu mamá también (And Your Mother Too, 2001, Alfonso Cuarón)

Meksikalı iki genç erkek, kendilerinden yaşça büyük bir kadınla çıktıkları araba yolculuğunun hayatlarını değiştireceğinden habersizdirler. Hayat, arkadaşlık ve seks ile ilgili öğrenece çok şeyleri vardır ve bazı konularda sınırları belirlemekte ve çizmekte çok geç kalmış olabileceklerini fark ederler. Meksika’nın en önemli yönetmenlerinden Alfonso Cuarón’un imza attığı bu muhteşem yol hikayesinde başrolleri Gael García Bernal, Diego Luna ve Maribel Verdú paylaşıyor.

American Pie 2 (2001, J.B. Rogers)

1999 yılında ilki filmi belaltı esprileri ve ilginç karakterleri ile dönemin gençlik filmleri arasında zirveye yerleşen American Pie’ın ikincisi 2001 yılında çekilmişti. Lise mezuniyet balosu ve öncesini anlatan ilk filmin ardından, üniversitedeki ilk yıllarını geride bırakan karakterler bir yaz tatili için yeniden bir araya geliyor; esprilerin belaltı seviyesi ve karakterlerin karşılaştığı akılalmaz durumlar aynen devam ediyordu.

Almost Famous (2000, Cameron Crowe)

Lisedeyken bir yaz stajında Rolling Stone dergisi tarafından bir rock grubu ile ilgili makale yazmakla görevlendirildiğinizi ve üstelik bunun bir yaz boyunca bu gruba turnelerinde eşlik ederek onların hayatını gözlemlemek olduğunu düşünün! Cameron Crowe’un filminin ana karakteri William Miller’ın başına gelen tam olarak bu. Hayatının en çılgın ve en eğlenceli yazını geçiren William’ın içine girdiği dünya, ona bir müzik grubunun hayatlarıyla ilgili bilgilerden çok daha fazlasını öğretir.

Dirty Dancing (1987, Emile Ardolino)

Sinema tarihinin en iyi dans sahneleri listelerinde daima kendisine yer bulan “Dirty Dancing”de, bir yaz tatili için ailesiyle gittiği tatil köyündeki dans hocasına aşık olan bir genç kadınla tanışıyorduk. Jennifer Grey’in canlandırdığı Frances Houseman ve Patrick Swayze’nin canlandırdığı dans hocası Johnny Castle’ın danslarını bu yaz bir kez daha hatırlayın!

Jaws (1975, Steven Spielberg)

Çağımızın en önemli yönetmenlerinden Steven Spielberg’ün ilk filmlerinden olan Jaws, sinema tarihi için birçok açıdan önem taşıyor: Korku türünde yeni bir çığır açışı, başarılı efektlerle hayat verdiği köpekbalığı ve John Williams’ın minimum nota ile maksimum gerilim sağlayan müziği… Dev bir beyaz köpekbalığının bela olduğu bir ada kasabasında onu durdurmaya çalışan, bir polis, bir deniz biyologu ve bir balıkçının heyecan dolu çabalarını anlatan filmde bu üçlüyü Roy Scheider, Robert Shaw ve Richard Dreyfuss canlandırıyordu.

The Endless Summer (1966, Bruce Brown)

Batı Afrika’dan Avustralya’ya, en muhteşem dalgaları arayarak dünyayı gezen ve sörfçülerin yaşamına odaklanan bir belgesel… Günümüzde halen sörfle ilgili çekilmiş en iyi film olduğu kabul edilen, sizi kendinizi dalgaların arasına atmaya heveslendirecek bu film, hayatını sörfe adamış Bruce Brown’un bu sporla ilgili belgesellerinden yalnızca biri.

Hazırlayan: Emre Eminoğlu

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN