Erdal İnci’nin ‘Clones Project’ adlı video-art sergisi, artnivo.com’un solo sergiler dizisi kapsamında Zorlu PSM’de açıldı. Sanatçının, ilk bakışta ‘bu iş Erdal İnci’ye ait’ dedirten belirgin bir görsel dili var…

Sanatçıyı bilmeyenler için kısaca tanıtayım. 1982 doğumlu Erdal İnci, yeni medya alanında işler üreten bir sanatçı. Hacettepe Üniversitesi Resim Bölümü mezunu ama sıklıkla fotoğraf, video, GIF gibi tekniklerle çalışıyor. 2012 yılında, klonlanmış figürlerin ön planda olduğu videolarını GIF formatına çevirerek erdalinci.tumblr.com adresindeki blogunda yayınlayan sanatçı bu sayede Huffington Post, New Yorker gibi online yayınlarda yer aldı. Birçok yerli ve yabancı karma sergide bulunmuş olan sanatçının 3. solo sergisi ‘Clones Project’.

Kişisel olarak işlerini çok beğendiğim sanatçının, ilk bakışta ‘bu iş Erdal İnci’ye ait’ dedirten belirgin bir görsel dili var; tekrar eden hareketler. Geleneksel danslar ve motiflerden etkilendiğini ifade eden sanatçının videolarında belli bir hareketi devamlı olarak yapan onlarca figür görüyoruz. Bu hareketleri sanatçı kendisini canlandırıyor ve ortaya çıkan figürü bilgisayar ortamında çoğaltıyor. Clones Project adı da sanatçının alamet-i farikası olan bu klonlama tekniğinden geliyor. Bu tekniği her işinde kullanmasına rağmen, tekrara düşmediğini ve sıradanlaşmadığını görüyorum.

Erdal İnci, Stumblers, 2014

Sanatçı çoğunlukla durağan arka planlar üzerine bir koreografi yerleştiriyor; figürler bazen dümdüz yürüyor, bazen merdiven çıkıyor, bazense yuvarlanıyor. Bence sanatçının figürlere seçtiği hareketler kullandığı arka plan ile beraber düşünüldüğünde farklı anlamlar kazanıyor. Bu arka planlar bazen farklı kitlelerden insanları içinde barındıran, kitlesel tepki gösterilerinin yapıldığı meydan, cadde gibi kamusal alanlar, bazense tarihi değeri olan cami, çeşme gibi mimari yapılar.

Örneğin sergide ilk defa sergilenen Centipedes adlı işinde (kırkayak anlamına geliyor) sıralar halinde birkaç insan grubu Taksim meydanında yürüyor. İstanbul’un en kozmopolit noktalarından biri olan Taksim meydanındaki bu devamlı yürüyüş, bana sürekli bir yerden bir yere ulaşması gereken, her gün aynı şeyleri yaparak ruhsuzlaşan ancak bunun farkında olmayan kentli insanı hatırlatıyor.

Sanatçı işlerinde insan figürlerin yanında ışık kaynaklarını da klonluyor. Örneğin sergideki Light Dome işinde, tarihi birer yapı olan Kılıç Ali Paşa Camii ve I. Mahmut Çeşmesi’nin önünde ışıklardan yeni bir kubbe oluşturuyor. Bana kalırsa bu şekilde tarihe güncel bir yorumlama yapıyor, yüzyıllar önce yapılmış bu yerleri yeniden canlandırıyor. Sergide bir ‘gif box’ olarak yer alan arka planda Pamukkale’deki Hierapolis amfitiyatrosunun olduğu ve ışığın sahneden oturma yerlerine doğru dağıldığı işi buna bir örnek. (Gif box da ne ki derseniz, bir gif’in sahnelerinin kağıda basılmış olduğu ve bunları elinizle çevirerek tüm gif’i manuel olarak izleyebildiğiniz bir alet)

Erdal İnci, Light Dome, 2014

Erdal İnci, Hierapolis Amphitheatre, 2013

Tüm bu figürler ve ışık hareketleri devamlı olarak tekrar ediyor. Yani bir noktada başlayıp biten, doğrusal bir zaman algısı yok işlerinde. (Bu konudaki tek istisna Centipedes adlı işi). Tam tersine hareketler sürekli olarak devam ettiği için bir kısır döngüye ve sonsuzluğa vurgu yapıyor. Ancak bu katastrofik, bunaltıcı bir kısır döngü değil, daha çok hissizleştirici. İşlerin bu sonsuzluğu çağrıştıran özelliğini sergide en etkilendiğim işlerden biri olan 99 Percent ile doğrudan ilişkilendirdim ve belki de umutsuz bir sonuca vardım.

Erdal İnci, 99 Percent, 2015

Bu işte sanatçı bir araştırmadan edindiği, Türkiye’de %1’lik kesimin ülke servetinin %54’lük kesimini yönettiği bilgisini kullanıyor. Burada pay grafiğindeki %54’lük alanda tek başına ve hükmedici bir şekilde duran bir kişinin karşısında, diğer %56’lık alanda, bir sürü insan hareket ediyor. Bu, ülkenin %99’unun servetin %56lık kısmında bir pay almaya çalışırken çektiği zorluğa işaret ediyor, çünkü figürler çok kalabalık ve oldukça kısıtlı bir alanın içinde hareket etmeye çalışıyorlar. Onların bu sürekli devam eden hareket çabası ise bana bu durumun ne Türkiye’de ne de dünyada kolay kolay değişmeyeceğini hissettiriyor.

Sergi, 28 Ağustos’a kadar Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde.

Tüm görseller erdalinci.tumblr.com’dan alınmıştır.
Bu yazı daha önce www.someartsystuff.co’da yayınlanmıştır.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?