Ben twitter’ımı açalı fazla değil, 1 sene oldu. Açtığım zaman twitter’ın gücü hakkında bu kadar büyük bir bilgiye sahip değildim. Zamanla şunu öğrendim; bir kişi bu kanalla doğru insanlara ulaşabilirse ülkesinin ve bu daha da büyürse tüm dünyanın gündemini değiştirebilirdi. Şimdi size tanıtacağım kişi, tek başına, “no name”ken kazandığı 310.000+ sayıda takipçisiyle BİLİYOR MUYDUNUZ hesabının kurucusu ve kendisi Türkiye’nin gündemini değiştirebilir güçte. Adını ne yazık ki veremiyorum, kimliğini hala saklıyor – ki bence doğrusunu yapıyor..

B.A’ya (3. sayfa haberi gibi oldu:) arkadaşımın arkadaşı tarafından ulaşabileceğimi öğrendiğimde çok sevindim. Uzun zamandır takip ettiğim bu hesabın sahibiyle hem sohbet etmek istiyordum, hem de theMagger takipçilerine kendisini daha da yakından tanıtmak eğlenceli olur diye düşündüm. Bir şekilde telefonunu aldım ve röportaj yapmayı kabul ettiğini öğrendiğim anda kendisini aradım. Açmadı, bir iki saat sonra mesaj attı. “Buyrun Lisya Hanım…” diye. Gizemli bir mesajdı bu, o anda konuşma nasıl ilerleyecekti merak ettim doğrusu.. Mesajlaşmaların sonunda, geçtiğimiz cuma akşamüstü Ulus Cookshop’ta buluşmaya karar verildi. Bana, tek başına bir masada beklemeyi sevmediğini o yüzden dışarıda durduğunu, Cook Shop’un kapısına geldiğim zaman işaret yapmamı söyledi. Ben geldiğimde onlarca insanın durduğu Akmerkez’in kapısına doğru el salladım ve sonunda buluştuk…

Tarzı, konuşması, giyinişi nasıl mı? Anlatayım…

Tarzı değil ama yüzü Gossip Girl filmindeki Chuck Bass’i andırıyor. En azından ben öyle düşündüm ve ona bunu söyledim. “Önceden birkaç kişi daha söyledi” dedi. B.A twitlerindeki ve önceki mesajlaşlarımızdaki gibi soğuk bir karakter değil, hatta tam tersine hemen ısındık birbirimize, keyifli bir sohbete girdik. Ben ona theMagger’ı anlattım, o da bana kendisinden ve bu hesabı nasıl kurduğundan bahsetti. Geldiği zaman kafasında bir şapka, masada ilk 10 dakika gözünden çıkarmadığı büyükçe bir güneş gözlüğü vardı. Ben daha bir şey söylemeden “Akşamları da güneş gözlüğüyle dolaşmayı seviyorum” dedi.

Kendisi twitter’da olduğu gibi bilgi vermeyi seviyor tanıştığı insanlara. “Çayım soğudu” dedim, “Şekerli içseydin bu kadar kolay soğumazdı” dedi ve nedenini anlattı.

Daha sonra beni Melis diye bir arkadaşına benzetti. Ama haberin olsun dedi “İnsanlar çift yaratılmamıştır. Bu 50 milyarda birdir. İki insanın parmak izlerinin aynı olmasıyla eşit orandadır.”

Kim bilir, oturduğumuz süre boyunca daha neler öğrenecektim.

Gelelim, soru yanıtlara…

Bilio_muydunuz hesabını ne zaman kurdun? Nasıl aklına geldi? Ve bu kadar takipçiye ulaşabileceğini tahmin ediyor muydun?

Geçen Şubat ayında kurdum bu hesabı. Yabancı bir twitter hesabını beğenerek takip ediyordum ve bir gün, benim de bu kadar bilgim var, ben de bu hesabın Türkiye temsilcisi olayım dedim. Ve oldum. Güzel ve enteresan içerikler verdiğim için takipçi sayımın çok olacağını biliyordum ama 300.000’ler… Bu beklediğimden daha fazla oldu.

Peki hedefin kaç takipçi? 

1 milyon. Önümde bir yol var ama bu yol uzun değil, önümü görebiliyorum. (O sırada masanın üzerinde olan blackberry’sini aldı, twitter uygulamasını açtı. Bana takipçi sayısını gösterdi: 307.806 ve 10 dakika sonra telefonunda refresh’e bastı; 10 dakika içinde bu sayı 307.900’lere çıkmıştı!)

Peki bu bilgileri nereden buluyorsun?

Sihirbaz, sihrini nasıl yaptığını söyler mi?

Şu an twitter’a “Ben Cook Shop, Ulus’tayım. Haydi gelin!” yazsan, sence kaç kişi buraya gelir?

Tam olarak bilmiyorum, ama bence çok fazla kişi gelir…

Hiç olay yaratan bir tweet’in oldu mu?

Olmaz mı? THY’nin işten çıkarma olaylarını farklı ve doğru bir kaynaktan duyar duymaz twitter’a yazmıştım. Daha hiçbir mecrada bu olay duyulmamıştı, bu büyük olay olmuştu.

Coca-Cola’nın içinde bilmem ne kadar alkol olduğunu yazdım. Coca-Cola ertesi gün, “Coca-Cola’nın içerisinde bir elmada olan kadar alkol vardır” diye basın açıklaması yaptı! Ve Hürriyet’teki haberde şöyle yazıyordu: “Sosyal medyadaki bir bilgi hesabında çıkan bilgi sonrası açıklama gereği duyduk, o yüzden bu basın açıklamasını yapıyoruz.”

Senin hakkında bilmediğimiz birkaç bilgi verebilir misin bize?

Tabii.

* Tahmin ettiğinizden daha da büyük bir Mozart hayranıyım. Dünya üzerindeki en zeki adamlardan birinin Mozart olduğunu düşünüyorum ve kendisine deliler gibi saygı duyuyorum.

* Lise eğitimimi İsviçre’de aldım. Daha sonrasında Türkiye’ye geri geldim.

* Hukukçu bir aileden geliyorum. Babam hukukçu, o yüzden ben de öyleyim.

* 13-14-15 yaşlarımdayken Türkiye yüzme rekortmeni olmuştum.

* Oğlak burcuyum. İlk 17 yaşında Ayşe diye bir kıza aşık olmuştum. Öyle kolay kolay hayatımdaki kadınları çıkaramıyorum. Duygusalım. Çok bağlanırım.

Seninle nerelerde karşılaşabiliriz?

Asya tarafında, Kandilli’de, sahilde oturuyorum. Ama genelde Avrupa tarafındayımdır. Bebek’e çok gelirim; Mangerie, Chilai, Lucca‘da görebilirsiniz beni. Asmalı’da Hardal ve Otto’da çok takılırım. Nusret, akşam yemeği için favori mekanım. Benimle haftaiçi veya haftasonu akşam 8 sularında Nusret’te karşılaşabilirsiniz.

En sevdiğin…

En sevdiğim grup, açık ara farkla R.E.M‘dir.

En sevdiğim kitap, dışa vurumculuğun ve başkaldırışın öncüsü Franz Kafka‘dan La Metamorphose (Dönüşüm)‘dur.

En sevdiğim film, London (2005) (Jason Statham, Jessica Biel, Chris Evans)‘tır. Aşk acısı en gerçekçi haliyle iyisiyle kötüsüyle yansıtılmış cesur bir yapım olduğunu düşünüyorum.

En sevdiğim diziler; Breaking Bad, Dexter, Walking dead.

En sevdiğim şehir, kendisine hayran olduğum Paris‘tir. Paris’i de Viyana takip eder. Bu iki şehirde her bulunduğumda halen bir Rönesans kokusu alıyorum. Ben Viyana’da eğlence değil; daha çok müze gezen, eski plakçılardan Mozart, Chopin, Beethoven eserleri kovalayanlardanım. Büyük bir opera ve Mozart hayranı olmamın etkisi olduğunu da söyleyebilirim. Tabii güneş battıktan sonra gece hayatının hakkını verebilirim, o ayrı :)

Twitter kullanıcıları için birkaç öneri verebilir misin?

* Takipçilerinin özel günlerini (örnek: bayramlar) kutlasınlar. Bunlar hem hesabı daha samimi yapıyor, hem de çok retweet alıyor.

* Prime time’lar pazartesi – perşembe, akşam 21:00 – 22:30 arası. Tweetlerinin daha çok ilgi görmelerini istiyorlarsa, bu zamanlarda yazsınlar.

* Güncel haberler versinler. Yeni gelmiş bir film, bir futbol maçı… Çok konuşulan konular her zaman insanların daha çok ilgisini çekiyor.

* Hesabın ismi çok önemli. Sadece isim sayesinde bile takipçi kazanabilirler. İsmi iyi seçmiş olduklarına dikkat etsinler. Tabii yazdıklarıyla, hesap ismi birbirlerini tutmalı. Bu da önemli.

Beğendiğin başka twitter hesapları var mı?

Var. Beyinsiz adam. Monvue. Sekslisözlük. İç sesimiz. Türk erkeği. Ve tabii ki @theMagger :)

Aşağıdakileri cevaplar mısın?

Sence hangisi daha başarılı… Pucca mı? Ceri Levis mi? Pucca.

Birini takip etmek zorunda kalsan… Yılmaz Morgül mü? Erol Köse mi? Erol Köse.

Birini kapamak zorunda kalsan… Twitter mı? Facebook mu? Facebook.

Sence hangisi daha başarılı… Blackberry mi? iPhone mu? iPhone.

Okumak için… Blog mu? “Mag” mi? Mag! Blog okumaya theMagger‘la başladım diyebilirim. Yeni bir trend olmasına rağmen iyi takipçilerindenim.

Bugünün tweetlerini theMagger’dan söyler misin? 

OK (Tamam) kelimesi eski İngilizce’deki “Oll Korrect” tamlamasından gelmektedir.

Logaritmayı, 1730 – 1790 yılların arasında yaşayan Türk bilgini Gelenbevi İsmail Efendi bulmuştur.

Avrupalılar, yoğurt ve ayranı Türklerden öğrenmişlerdir. Bu kavramlara karşılık kullandıkları sözcükler de Türkçe’dir.

Teşekkürler!

www.twitter.com/bilio_muydunuz

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?