Hafta sonu kalabalıktan adım atamayacağınız, dolayısıyla hiçbir güzelliğin tadına varamayacağınız yerleri gezmek için en güzel zamanların hafta içi öğle saatleri olduğunu düşünüyorum. Ben de bu nedenle şehrin içinde her zaman yapmaya vakit bulamadığım turistçilik hakkımı, rotamı uzun zamandır gitmediğim Karaköy’e çevirerek kullandım. Bugün kahvemi içtiğim ve tüm katlarını sizinle de paylaşmak için gezdiğim yer, fillerle dolu konseptiyle beni kendine hayran bırakan FiLBooks oldu.

FiLBooks                                               Konum

Karaköy, bozulmadan korunabilmiş dokusuyla (mümkün olduğunca) sokaklarında dolaşmaktan en çok zevk aldığım yerlerden biri. Genelde bu gezileri yeni bir yer keşfetmek amacıyla yapmıyor, kendimi önüme çıkacak yeni tesadüflere açık tutuyorum. Hatta keşfettiğim en güzel mekanları da hep tesadüfen buluyorum.

Karaköy’ün uzun zamandır çok meşhur, sosyal medyada özellikle üst katındaki salıncağıyla çok ünlü olan ama yıllardır gitmeye bir türlü fırsat bulamadığım, her önünden geçtiğimde içeri girilemeyecek kadar kalabalık bulduğum kafesi FiLBooks’ta, ilk kez bugün oturabildim.

İçinde yerel markaların satışları ve kendine has ürünleri olan, çeşitli alanlardan kitaplar bulabildiğim, özgürce sayfalarını karıştırabildiğim yerlere bayılıyorum; FiLBooks da kesinlikle bunlardan biri.

Beni yakından tanıyanlar bilir ki, dövmesini bile bileğimde taşıyacak kadar sevdiğim bir hayvandır fil, dolayısıyla buranın beni en çok çeken kısmı kesinlikle bu yönüme hitap eden fil konsepti oldu. Hatta öyle baskın bir konsept ki, lavabolarından kapı deliklerinde sallanan anahtarlıklara kadar baktığınız her yerde fil görebiliyorsunuz. FiLBooks’un en güzel filinin ise duvarda asılı olan Küçük Prens’ten tanıdığımız “fil yutmuş boa yılanı” figürünün olduğunu düşünüyorum.

5-126
FiLBooks | Fotoğraf: Nesliay Ocakküçük

Son zamanlarda popüler olan mekanlarda sıkça karşılaşmaya başladığım ticari kaynaklı “masada belli bir süre oturabilme ve bilgisayarını açıp çalışmaya izin verilmeme” furyasından sonra, bana ilaç gibi gelen mekanlardan biri oldu FiLBooks. İnanılmaz tatlı ve samimi işletmesiyle, lezzetli kahveleri ve tatlılarıyla, Karaköy sokaklarına bakan eski tip pencereleriyle, rahat koltukları ve çalışma alanlarıyla, kimsenin “daha ne kadar oturacaksınız, yeni müşteriler gelirse lütfen kalkınız” bakışları atmadığı sakin ortamıyla, her baktığım yerde gözüme çarpan sevimli fiileriyle, daktilolar, salıncaklar ve kitap dolu duvarların yer aldığı dekorasyonuyla saatlerce oturup yazılarımı yazdığım FiLBooks, benim için tatlı bir hafta içi keşfi oldu.

Buranın menüsü de diğer butik kahvecilere göre oldukça zengin. El yapımı kek ve pastaların, rooibos, tropikal, honey green, energy boost, milk oolong gibi onların deyimiyle “havalı çayların”, mor fil adında kendilerine has bir soğuk içeceğin, fil kahvaltısı, fit fil ve yemeyen pişman gibi kategorilerin altında çeşitli lezzetlerin bir arada buluştuğu mekanda, herkese hitap edebilecek bir şeylerin bulunması mümkün. 

Burayı ziyaret etmek isteyenler için küçük bir not: Bu güzel mekan Pazartesi günü kapalı, diğer günlerde çalışma saatleri ise 10:00 ile 24:00 arası. FiLBooks’a gidenler veya gitmeyi düşünenlerin yorumlarını bekliyorum. 🙂

Kapak Fotoğrafı: Instagram @filbooks

İlginizi çekebilir: Nesliay Ocakküçük’ten Minoa Village