Sezon açıldı, sinefillerin en sevdiği aylardan ekim yaklaştı: Filmekimi, 3-11 Ekim tarihleri arasında 47 filmlik bir seçkiyle geliyor!

5555fc9e1aaec7043ea4aa02_cannes-film-festival-2015-the-lobster-colin-farrell

Filmekimi programında bu yıl yine Cannes, Sundance, Berlin ve Venedik festivalleri başta olmak üzere, yılın geride bıraktığımız ilk yarısında ses getirmiş, ödüller toplamış birçok hit film var: Altın Palmiye ödüllü Dheepan, Altın Aslan ödüllü Desde allá, Berlin Film Festivali’nin Jüri Büyük Ödülünü kazanan El Club, Cannes’da başrol oyuncuları Cate Blanchett ve Rooney Mara’nın performanslarıyla konuşulan Carol, yılın Sundance çıkışı yıldız bağımsızı Me and Earl and the Dying Girl, Yorgos Lanthimos, Paolo Sorrentino ve Joachim Trier’in ünlü oyuncularla İngilizce olarak çektikleri yeni filmleri The Lobster, Youth ve Louder Than Bombs, Woody Allen’ın yeni filmi The Irrational Man, Sundance’i korkuya boğan The Witch bunlardan yalnızca birkaçı… Muhtemelen okuduğunuz, denk geldiğiniz birçok yazı ve listede size kaçırılmaması gerekenler olarak önerilecek bu filmler bir yana, programda yer alan birkaç filmi kişisel önerilerim olarak not etmek istedim.

comoara_corneliu_porumboiu-hd

Comoara (The Treasure) | Yön: Corneliu Porumboiu, Romanya

Romanyalı yönetmen Corneliu Porumboiu’yu A fost sau n-a fost? (Bükreş’in Doğusu) ve Când se lasa seara peste Bucuresti sau metabolism (Bükreş’te Gece Çöktüğünde ya da Metabolizma) filmleriyle hatırlayabilirsiniz. Kendisi, bana kalırsa yakın tarihindeki diktatörlük rejiminin ve komünizmin izlerini halen taşıyan bu ülkenin hikayelerini en iyi anlatanlardan biri. Yönetmenin yeni filmi Romanya’da komünist dönem öncesi arka bahçelerine gömülmüş bir hazineyi bulmak için iki komşunun yaptığı işbirliğini konu alıyor. Filmin yine sisteme, devlete ve bürokrasiye karşı minimalist taşlamalar içerdiğini (ve bundan keyif alacağımızı) tahmin etmek zor değil.

hrutar

Hrútar (Rams) | Yön: Grímur Hakonarson, İzlanda

Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış Ödülü’nü kazanan bu İzlanda filmi, Kuzey Avrupa’nın kara mizahını İzlanda’nın büyüleyici coğrafyasıyla birleştiriyor. 40 yıldır birbiriyle konuşmayan iki kardeşin koyunlarını kurtarmak için yeniden bir araya gelmek zorunda kalışını anlatan film, aynı zamanda İzlanda’nın bu yılki Oscar aday adayı.

LONDON ROAD

London Road | Yön: Rufus Norris, İngiltere

2012’de şiddete ve İngiliz banliyö yaşamına dair mükemmel bir ilk-film olan Broken ile tanıdığımız Rufus Norris’in yeni filmi, gözüm kapalı listeme eklediklerimden. Norris’in yeni filmi, 2006’da beş genç kadının canice öldürüldüğü Suffolk Canisi cinayetlerini konu alıyor. Bu cinayetlerle ilgili olarak Alecky Blythe’nin mahalleli ile yaptığı röportajların metni ve Adam Cork’un müzikleriyle yönetmenin kendisi tarafından sahneye konmuş bir müzikalden uyarlanan London Road, bu trajik olayı bir müzikale çevirmesiyle de, Olivia Colman ve Tom Hardy gibi oyuncuların yer aldığı kadrosuyla da dikkat çekici.

Microbe-et-Gasoil-critique

Microbe et Gasoil (Microbe and Gasoline) | Yön: Michel Gondry, Fransa

Eternal Sunshine of the Spotless Mind‘daki yaratıcılığıyla aklımızı yerinden aldıktan sonra ortalamanın altında filmlere imza atarak çoğu zaman hayal kırıklığına uğrtamıştı beni Michel Gondry. İki yıl önce yine Filmekimi’nde izlediğim The We and the I ise gençliğe dair yerinde gözlemleri ve oldukça kişisel mesajlarıyla dikkatimi çekmişti. Yönetmenin bu yılki filmi de o tadı vereceğe benziyor: Versailles’da geçen kendi çocukluğundan esinlendiği söylenen film, iki ergenin ev yapımı bir karavanla Fransız taşrasını kat edişini anlatıyor.

Brand_New_Testament_©_Kris_Dewitte_-credit-0-2000-0-1125-crop

Le tout nouveau testament (The Brand New Testament) | Yön: Jaco Van Dormael, Belçika

Le huitième jour ve Mr. Nobody gibi filmlerin Belçikalı yönetmeni Jaco Van Dormael, gerçeküstü bir komediyle Filmekimi programında yer alıyor. Bu filmde Tanrı Brüksel’de bir apartman dairesinde yaşıyor. On yaşında, Ea adında bir kızı var. İlahi ve dünyevi konuları harmanlayarak güldüreceğe benzeyen bu filmde yönetmenin özellikle Mr. Nobody‘deki üslubunu yakalamayı umuyorum.

2015_filmekimi_istanbul_istanbul_50x70

İstanbul için biletlerin 19 Eylül Cumartesi günü satışa çıktığını hatırlatayım. Filmekimi, İstanbul’un ardından da 2-4 Ekim’de Ankara, 9-12 Ekim’de İzmir, 16-18 Ekim’de Trabzon, 23-25 Ekim’de Bursa ve Edirne’ye de uğrayacak.

Şimdiden iyi seyirler!

Emre Eminoğlu

Magger, Kültür ve Sanat Blogger'ı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?