Pişman mısınız? Hatanızın ne olduğunu fark ederek ve onu tekrarlamayarak, üzerine bir de içten bir özür dileyerek kendinizi affettirmeyi deneyin. Romantik filmlerden fırlamış bir mizansenle özür dilemenize gerek yok tabii ki… Ama illaki öneri ve fikirlere ihtiyacınız varsa, işte yüreğinizi ısıtacak 5 özür dileme sahnesi!

10 Things I Hate About You (1999)

90’ların en sevilen romantik komedilerinden biriyle başlayalım. Patrick’in Kat’den özür dilediği gibi özür dilemek için fazlaca özgüvene ve biraz da iyi bir sese ihtiyacınız olacak. Babaları, son sınıfa gelmiş olan Kat liseyi bitirmeden önce biriyle çıkmadan kardeşi Bianca’nın biriyle çıkmasına izin vermez, bu yüzden Bianca da okulun asi çocuğu Patrick’e Kat ile çıkması için para teklif eder. 10 Things I Hate About You boyunca Patrick ve Kat arasında olan her şeyin sebebi bu oyundur aslında ve tabii ki Kat eninde sonunda gerçekleri öğrenir, haklı olarak da yıkılır. Patrick’in bir oyun olarak başladığı bu ilişkinin ve hislerinin farklı bir boyuta ulaştığını fark edince de yalanı kadar büyük bir özür dilemek zorunda olduğunu anlar. İşte Heath Ledger‘ın okulun stadyumunun merdivenlerinde Can’t Take My Eyes Off You şarkısı eşliğinde Julia Stiles‘a ilan-ı aşk ettiği o meşhur sahne, en sevdiğimiz özür dileme sahnelerinden biri. Mikrofonsuz da deneyebilirsiniz.

Jerry Maguire (1996)

Fazlasıyla uzakl olduğumuz bir sporla, beyzbol endüstrisiyle ilgili bir film olması, Jerry Maguire‘ın bize ve sahip olduğumuz insani duygulara uzak bir film olduğu anlamına gelmiyor. Zaten biz de size filmin en romantik anlarından birinden, bir diğer ünlü özür dileme sahnesinden bahsedeceğiz, beyzboldan değil. Bir beyzbol menajeri olan Jerry Maguire (Tom Cruise), karşısına çıktığı anda vurulduğu ve çabucak evlenme teklif ettiği Dorothy’yle (Renée Zellweger) evlendikten sonra ona ve ilişkilerine mesafeli davranan ve düşüncesiz, soğuk ve aptalca hareketler yapan bir insana dönüşmüştür. Konunun derinlerine, beyzbol sahalarına girmeyelim; tahmin edersiniz, her romantik filmde olduğu gibi Jerry hatasının farkına varır ve Dorothy’e koşar. Bir dakikadan kısa bir diyalog olmasına rağmen popüler kültüre çok önemli bir alıntı cümle katmış bu özür sahnesinde Jerry şöyle der, ya da demeye çalışır: “Hello. I love you. You complete me… / Merhaba. Seni seviyorum. Beni tamamlıyorsun…” Dorothy ise onun sözünü keser: “Shut up. Just shut up. You had me at hello. / Sus. Sadece sus. Merhaba yeterli oldu.” Görüyorsunuz, gerçekten yaptığımızın farkına vararak ve içtenlikle dilediğimiz bir özür olduğu sürece, bazen tek bir sözcük bile yeterli olabiliyor.

Pretty Woman (1990)

Bir diğer klasik, Pretty Woman. Zengin bir işadamı olan Edward (Richard Gere) ve bir haftalık iş gezisi boyunca ona eşlik etmesi için kiraladığı eskort Vivian (Julia Roberts) arasında bir hafta içinde gelişen romantik ilişki, kafa karıştırıcı boyutlara ulaşır. Edward bir iş ortağına Vivian’ın gerçek kimliğini açıklamak zorunda kalınca, Vivian’ın hem gururu kırılır hem de aralarındaki her şeyin aslında bir yalan olduğunu düşünür. Edward kendini affettirmeye çalışsa da Vivian yaptıklarını ve tekliflerini yeterince samimi bulmaz ve ‘hayalindeki peri masalının böyle bitmediğini’ söyleyerek çekip gider. Edward’ın gerçek bir beyaz-atlı-prens gibi beyaz limuzinine atlayarak Vivian’ın evine gider, yükseklik korkusuna rağmen en üst kattaki dairesine ulaşan yangın merdivenine tırmanır ve gerçekten özür diler. Kısacası, özür dilemenin formülü biraz da her şeyi gözü almayı, özür dilediğimiz insana gerçekten değerli, korkularımızdan daha önemli olduğunu hissettirmeyi  içeriyor.

Juno (2007)

Sıradaki özür sahnesinde, inanmayacaksınız, bir kadın bir erkekten özür diliyor. Liseli iki genç Juno ve Paulie’nin (namıdiğer Bleeker), ilk cinsel birliktelikleri Juno’nun hamile kalmasıyla sonuçlanıyor ve Juno, Juno’nun bebeği konusunda ne yapacağına karar verme sürecini anlatan bir büyüme hikâyesi. Juno, her ikisi de eşit derecede sorumlu olmalarına rağmen hamileliğinden Bleeker’ı suçlu tutuyor ve yardımcı olmak isteyen, sevdiği kızın yanında olmak isteyen iyi kalpli biri olmasına rağmen onu hayatının dışına itiyor. Barışmalarına, Juno’nun (Ellen Page) Bleeker’ın (Michael Cera) posta kutusunu (filmde yer aldığı her sahnede takıntılı bir şekilde yediği) yüzlerce kutu turuncu Tic-Tac şekeriyle doldurması vesile oluyor. Duygularını ifade etmekte zorlanan bir genç kadın olsa da, zevklerini ve hislerini yakından tanıdığı bir insandan böyle özür dilemiş oluyor Juno. İşte böyle anlar geliyor, özür dilemek için ‘özür dilerim’ demeye bile gerek kalmıyor, niyetimiz ufak bir jestle de anlaşılabiliyor.

The Book of Life (2014)

Bu animasyondaki kahramanımız, özür dilemenin kitabını değil ama şarkısını yazdığı için ona yer vermeden edemedik. (Tıpkı bu senenin sevilen animasyonu Coco‘da olduğu gibi) Meksika mitolojisindeki Ölüler Diyarı ve Yaşayanlar Diyarı arasında gidip gelen hikâyesiyle The Book of Life, ailesi tarafından boğa güreşçisi olmaya zorlanan bir müzisyenin macerasını anlatıyor. Diego Luna‘nın seslendirdiği Manolo, iskeletlerden oluşmuş dev bir boğayla karşı karşıya geliyor ve ondan imkansız bir galibiyet elde etmesi bekleniyor. Bu noktada Manolo, boğaya saldırmak yerine onun için yazdığı Apology Song / Özür Şarkısı adındaki şarkıyı söylemeye başlıyor ve her şey tatlıya bağlanıyor. Buradan çıkarılabilecek ders, özür dilemenin fantastik durumlarda, imkansız mücadelelerde bile işe yarayabildiği…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?