Gel Kardeşim Seninle Fü'ye Gidelim!

Aslında hepimiz festival programında İn isimli oyunu izlemeyi planlamıştık ancak İkincikat Tiyatro, yazar ve yönetmen Sami Berat Marçalı’nın yaşadığı bir sağlık problemi sebebiyle, bu oyun yerine, aynı tarihlerde Fü adlı oyunu sahnelediler. Ben şahsen bu durumdan hiç şikayet etmedim ve hatta iyi ki Fü’yü sahnelemişler, ben de iyi ki izlemişim dedim.
Oyuncu Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun kaleme aldığı ve sahnelenen ikinci oyunu Fü, ayrı dünyaların kardeşleri olan hatta kardeş olduğuna inanmakta zorlandığım Füreyya (Fü) ve Münevver’in ilişkilerini, birbirilerine teğet bile geçmeyen yaşamlarını anlatıyor. Bu yaşama tiyatro oyuncusu olmak için çabalayan Sibel dahil oluyor, bir de erkek arkadaşı Erkan. Oyundaki ana duygu ise sevgi. Sonunda da, şunu anlıyoruz: eğer sevgi varsa, ümit var demektir. Oyunda önce kardeş ilişkisi masaya yatırılıyor. Bambaşka bir duygudur, kardeşlik. Sinir olursun, kavga edersin ama beş dakika sonra can ciğer kuzu sarması olursun, ona bir zarar gelirse ilk sen üzülürsün. Füreyya ve Münevver de aynen öyle. Birbirine ablalık taslama yarışına giren, kendi dünyalarında boğuşan bu iki kardeş, görünmez bir kardeşlik bağı ile birbirlerine bağlı hem de düşündüğümüzden çok daha güçlü bir şekilde. Oyunun sonunda insanın kardeşinin olmasının ne kadar güzel bir duygu olduğuna bir kez daha inanarak tatlı bir tebessümle ayrılıyoruz. Diğer taraftan da zamane gençlerinin aşk ilişkisine şahit oluyoruz ve diyoruz ki devir değişmiş.











