“Tasarımcıların egosu ön plandadır” düşüncesini kafamdan silen ve iz bıraktırmayan samimiyeti ile başarısını idol olarak gördüğüm Gamze Saraçoğlu ile 10-13 Ekim’de gerçekleşecek Istanbul Fashion Week, ilham kaynağı müzik, genç tasarımcılar ve 2013 yılı hakkında eğlenceli bir sohbet gerçekleştirdik. Maggerseverlerle bu ilk buluşmasında; sizi de şaşırtacağından eminim!

Bu arada çok yakından tanımayanlar için bir dip not düşeyim: 1980 doğumlu, evli, Parson’s School of Design’da moda tasarım eğitimi aldı, Mimar Sinan Üniversitesi’nde Giysi tasarım dersi veriyor, kendi markasından önce Beymen Club ve İpek Kıramer’de çalıştı… Virgüller uzar gider!

Yine bir Istanbul Fashion Week… Heyecan mı? Adrenalin mi? Şaşırtıcı mı? Yeni mi?

IFW benim için her zaman farklı bir adrenalin, büyük bir heyecan. Yaptığım işi ne kadar sevdiğimi hatırlatan bir süreç, 3 aya yakın bir zaman içinde ekip olarak sabahladığımız aynı dili konuştuğumuz bir süre sonra aynı alanda yaşamaya başladığımız bir dönem. Benim en sevdiğim dönemlerden biri.

Bu ara çok trend olan perakende markaları ile tasarımcı iş birlikleri hakkında ne düşünüyorsun?

7 senedir bu iş birlikleri içinde pekçok markaya kreatif direktörlük ve danışmanlık yaptık. Bu iş birliklerinin tasarımcılar ve markaları için çok verimli olduğunu düşünüyorum, iki tarafında güçlenmesi açısından çok verimli projelerin geliştiğine inanıyorum.

En beğendiğin global proje hangisi?

H&M tasarımcı iş birliklerini çok beğeniyorum.

Müzik bir ilham kaynağı mı senin için?

Kesinlikle! Özellikle defile koleksiyonlarım için hazırlananları… Doğru hissi verebilmek adına müzik çok yönlendirici oluyor. Koleksiyonun kemiğini oluşturuyor.

Genç tasarımcılarla yaptığın projeler, çekimler, Moda Tasarımcıları Derneği yönetim kurulu görevin, markan, röportajlar, danışmanlıkların, koleksiyon hazırlıkların gibi uzayan işlerinin hepsine nasıl yetişiyorsun? Pozitif kimliğinin buna etkisi var mı?

Çok teşekkür ederim. Sanırım hayattaki en büyük lüksüm sevdiğim işi yapıyor olmam. Öte yandan harika bir ekibe sahibim ve sıkı bir iş planım olmasına rağmen programıma çok sadık kalmaya çalışıyorum. Moda tasarımcılar derneğindeki görevimi tamamen gönülden severek yapıyorum. Amacımız; bize teslim edilen bayrağı iyi yerlere taşımak. Danışmanlık yaptığım firmalarımla ise uzun zamandır çalışıyorum artık birbirimizi çok iyi anlıyoruz. Bu iyi iletişim işlere de çok olumlu yansıyor.

Kendi koleksiyonlarım ise; benim özgürlük alanım, huzur bulduğum, özgürce dolaştığım alanlar, kendi ruhumu sınırsızca serbest bıraktığım dünyam. Ne kadar koşturma olursa ruhum o kadar besleniyor ve kendimi hayata daha ait hissediyorum.

Koleksiyonların beni her zaman etkiledi. Peki hazırlık aşamasında nasıl ‘İşte bu’ diyebiliyorsun?

Aslında hiçbir zaman işte bu diyemedim. Sanırım bu bir tasarımcı hastalığı. İşte bu dediğim noktada bu işi yapmıyor olacağım diye düşünüyorum.

Defile sırasında bile backstage tasarımlarda değişiklik yapmaya çalıştığım çok oluyor. Genelde bu durumlarda elimde makas olmamasına dikkat ediyorum.

2013?

2013 yılında sürpriz işbirliklerimiz olacak. Öte yandan yurtdışıyla alakalı planlarımız var, danışmanlıklarımız devam ediyor. 2013 bizim için keyifli ve çok yoğun bir yıl olacak.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?