Haberler
theMagger News: Trendler


MİMARİ

Şehirlerdeki yeşil eksikliği tüm jenerasyon olarak üzerinde hemfikir olduğumuz bir konu olmayı sürdürürken şehir planlama ve mimari tarafında bu sorunun çözümü için çeşitli yöntemler türetiliyor. İşte ilhamını doğadan alan ‘vegetal canopy’ de bunlardan bir tanesi.
‘Vegetal Canopy’ doğada bir orman veya ekosistemdeki en üst bitki örtüsü katmanını ifade eder. Büyüleyici...
Şehirlerdeki yeşil eksikliği tüm jenerasyon olarak üzerinde hemfikir olduğumuz bir konu olmayı sürdürürken şehir planlama ve mimari tarafında bu sorunun çözümü için çeşitli yöntemler türetiliyor. İşte ilhamını doğadan alan ‘vegetal canopy’ de bunlardan bir tanesi.
‘Vegetal Canopy’ doğada bir orman veya ekosistemdeki en üst bitki örtüsü katmanını ifade eder. Büyüleyici bir yeşil genişlik yaratmak için incelikle iç içe geçmiş yoğun bir dal ve yaprak örtüsü hayal edin. İşte aynı prensip İspanya’da ‘green shades’ ile birlikte şehre adapte ediliyor. Green Shades’i binalara demirlenmiş, gerilmiş açık tenteler gibi düşünebilirsiniz. Bu yenilikçi tasarım daha sonra çeşitli bitki türleri ile süslenerek kentsel çevre düzenlemesine yeni bir boyut kazandırılıyor. Ormanların doğal saçaklarını taklit eden bu yeşil tenteler, insanlar için betonların içerisinde bir mola sunuyor; kentsel peyzaja yaşam, renk ve çevre dostu olma özelliği katmayı hedefliyor. Tahmin edilebileceği gibi bu bitkisel tenteler sık şikayet ettiğimiz betonlar arasında gölge bir alan bulamam sorununa bir çözüm sunuyor ama bununla da sınırlı değil. ”Green shades’ nitrik oksit (NO), nitrojen dioksit (NO2) ve karbon dioksit (CO2) gibi zararlı gazları emerek çevremizdeki hava kalitesini aktif olarak iyileştiriyor. Uzmanlar genel anlamda ‘vegetal canopy’ sisteminin şehirlerde var olmaya çalışan hayvanları korumak ve insanların ruh sağlığına katkıda bulunmak gibi katkıları olabileceğini de vurguluyor.


MİMARİ

Feminist şehircilik kavramını duymuş muydunuz? Glasgow Belediye Meclisi, Ekim ayında, kadınların şehir planlamasının tüm yönlerinin merkezinde yer alması gerektiğini belirten bir önergeyi oy birliğiyle destekleyerek Birleşik Krallık’ta ‘feminist şehirciliği’ benimseyen ilk şehir oldu.
Feminist şehircilik, kapsayıcılığı teşvik eden ve kadınların, ikili olmayan ve toplumsal...
Feminist şehircilik kavramını duymuş muydunuz? Glasgow Belediye Meclisi, Ekim ayında, kadınların şehir planlamasının tüm yönlerinin merkezinde yer alması gerektiğini belirten bir önergeyi oy birliğiyle destekleyerek Birleşik Krallık’ta ‘feminist şehirciliği’ benimseyen ilk şehir oldu.
Feminist şehircilik, kapsayıcılığı teşvik eden ve kadınların, ikili olmayan ve toplumsal cinsiyete duyarlı insanların ihtiyaçlarını kentsel peyzajı düşünme biçimimizin ön saflarına koyan bir tür kentsel planlamayı savunuyor. Bu açıklama sizi tatmin etmesiyse konuya tarihsel açıdan yaklaşabilirsiniz. Şehirlerin planlaması tarih boyunca erkekler tarafından yapılıyor; dolayısıyla da şehirler onların ihtiyaçları ve alışkanlıkları doğrultusunda şekilleniyor. İşte feminist şehircilik teorisi de bu gidişatın kadınları, LGBTQI+’ları ve diğer azınlıkları etkileyen güvenlik ve erişilebilirlik konularını gözden kaçırdıklarını veya bir kenara attıklarını savunuyor. Feminist şehirlerin temel amacı da herkesin güvende hissedeceği yaşam alanları yaratmak.
Glasgow şehri bu dönüşüm sürecinde herhangi bir değişiklik yapmadan önce halka danışmayı ve vatandaşlara şehirlerinde hangi önlemlerin uygulanmasını istediklerini sormayı planlıyor. Örneğin; genç kadınlar geceleri daha rahat yürüyebilmek için daha geniş kaldırımlar ve daha çok aydınlatma talep ediyor.