Hareket etmeyi, gülmeyi, kötü korku filmlerini, farklı yemekleri, 90’lar müziklerini, tarçınlı şeyleri, Mickey Rourke’un gençliğini, takas yapmayı, Moda’daki atölyesini, Fenerbahçe’deki evini seven; trafiği, sigarayı, annesinin yapmadığı pırasa yemeklerini, başlarken güzel bitince çirkin olan tasarımlarını, ayaklarının ısınamamasını, otobiyografileri, kalabalık konserleri, Mecidiyeköy’ü, vapura koşarken akbilinin bitmiş olmasını sevmiyor.

El Quinto markası ile tasarımdaki, farklı projeler ile performanstaki yeteneği ile tanışabileceğiniz Hazal Kızıltoprak ile bu iki yönünü, güncel projelerini ve daha fazlasını konuştuk.

hazal

Aynı anda hem dansla hem de tasarımla ilgilenen biri olarak sana kendi vücudunu şekillendirmek mi, tasarımlarında kullandığın malzemeyi şekillendirmek mi daha çok keyif veriyor?

İkisini birbirine paralel olduğunu düşünüyorum. Bir süre önce, her iki işi yaparken de daha serbest olmak, içinden geldiği gibi yapmak gerektiğini düşünürdüm. Bunun yakın zamanda değiştiğini, biraz daha kontrollü hareket etmeye başladığımı söyleyebilirim. Bedenime ya da malzemelerime ne kadar odaklanırsam ve onları düşünerek ilerlersem, her ikisinden de o kadar keyif alıyormuşum aslında.

skore

Skore

Bize bu iki alandaki en son projelerinden bahsedebilir misin?

2-3 senedir hayatımda, ellerimle bir şeyler yapma isteğimi ortaya çıkartıp; birçok farklı malzemeyle tanışmamı ve bu sayede cesur takılar üretmemi sağlayan El Quinto var. Bir süredir El Quinto’nun kalıcı bir yeri olsun, üretildiği yerde ürünleri de sergilenebilsin diye düşünürken aradığım gibi bir mekanı Moda’da buldum. Çok sevdiğim Barbo work+shop ve Domatees ile, bu mekanı istediğimiz forma getirip, aynı zamanda apartmanın da adı olan ve yazıldığı gibi okunan Skore’yi uygun gördük. Skore de bundan böyle, bu üç markanın ortak tasarım/üretim alanı ve ürünlerinin sergilendiği showroom olmanın yanı sıra; çeşitli atölye ve etkinliklerin düzenleneceği bir mekan olacak.

Edifice

 

Edifice

Dans kısmında ise beni son zamanlarda heyecanlandıran iki projeye dahil oldum: Edifice; ne kadar geçtiğimiz sene tamamlanmış bir proje olsa da, festival ve yarışmalardan geri dönüşlerini şu aralar aldığımız bir kısa metraj dans filmi. Yönetmenliği Irmak Karasu’ya, koreografisi ise bana ait. Aldığımız olumlu geri dönüşler sayesinde, tekrar birlikte çalışmayı sabırsızlıkla beklediğim Irmak’la yakın zamanda yeni projelere başlayacağız gibi görünüyor. Bir diğer proje ise, Semih Fırıncıoğlu’nun SALT Galata’da bir mekana özel kurguladığı dans tiyatrosu Uçuruma Doğru Lezzet Lokantası. Bu işte hareket eden 6 kişiden biri de bendim. Hala etkisi üzerimde olduğundan mı, yoksa çok keyifli bir ekiple çalıştığımdan mı bilmiyorum ancak şimdiye dek içinde yer aldığım en özel projelerden biri olduğunu düşünüyorum. 10 gösteri yaptık, her birinde çok farklı tepkiler geldi. İzlemeyenlere bu işi detaylı anlatmak çok zor ve buna kalkışıp da, ilerde gerçekleşebilecek olası gösterimlerin de tadını kaçırmak istemiyorum. Yalnızca iki ay gibi bir sürede bu proje sayesinde çok fazla şey öğrendim. Umarım tekrar sahneleme fırsatına erişiriz.

Edifice1

Edifice

Dans tiyatrosu pek alışık olmadığımız bir alan; böyle performanslarla ilgilenen birinin İstanbul’da ve dünyada kimleri, neleri takip etmesini önerirsin?

Böyle sorulara spesifik önerilerle cevap vermek bana çok iddialı geliyor. Açıkçası İstanbul’da bu tip performanslarla ilgilenen zaten çok küçük bir çevre var ve onlar da neyi nerede bulacaklarını biliyor, takip ediyorlar. Fakat yine de birçok örneği aynı anda görebilmek adına Ubuweb Dance’i önerebilirim. Contemporary Dance Video Database’de de çoğu dans tiyatrosu/dans filmi/performans videosunu bulabilmek mümkün.

Tasarımlarında en çok nelerden/kimlerden ilham alıyorsun?

Dönem dönem ilham aldığım olaylar, insanlar, şeyler değişiyor. Ancak hepsinin arasında bir yerde her daim olan yalnızca Henri Matisse var. :)

elquinto2

El Quinto

Bu aralar seni sabırsızlandıran, merakla beklediğin etkinlik nedir?

Aralık’ta başlayacak dot oyunu Kış Dönümü’nü merak ediyorum. Bir de biraz uzak olsa da, Şubat’ta Salon’da National Theatre Live ile gösterilecek Dv8’in John’unu bekliyorum!

Kendi mahallende ya da en çok zaman geçirdiğin semtte en son açılan mekanlardan nereyi önerirsin? 

Saint Joseph Lisesi Derneği içinde açılan Brunelle ya da Sivuple. Henüz her şeyin tadına bakmamış olsam da, Kadıköy-Moda’nın gittikçe artan kalabalığından daha uzak kalmayı başarabilen mekanlar olarak ayrılıyor bana göre.

El Quinto

En son hangi…

…filmi izledin? M.Night Shyamalan – The Visit

…albümü dinledin? Nilipek. – Sabah

…kitabı okudun? The Complete Guide To Knots

…konsere gittin? Efe Demiral solo konseri

…sergiyi gezdin? SALT Beyoğlu ve SALT Galata’daki Nerden geldik buraya

…şehri keşfettin? Ödemiş’e bağlı Birgi köyü

 

Aşağıdaki durumlar için İstanbul’daki mekan önerilerin/tercihlerin neler olur?

İlk Date: Mümkünse hafta içi gündüz, tüm sokakların yüründüğü bir Kadıköy-Moda turu

Pazar Kahvaltısı: Fenerbahçe Parkı’nda piknik / Yeldeğirmeni’ndeki Pan

Rakı-Balık: Sıdıka

İtalyan Mutfağı: Bir İtalyan arkadaşın evi

Arkadaşlarla Kahve: Herhangi bir take-away kahveyle Moda Sahil

İş Toplantısı: Skore

Dans: Her an her yer – hiç beklenmedik anlarda da Arkaoda

elquinto1

El Quinto

Senin hakkında pek bilinmeyen 3 şey söyler misin?

_Careless Whisper, hayatta en çok sevdiğim şarkılardan biri.

_Saçlarımı bazen ben kesiyorum, bazen de erkek arkadaşım.

_Hiç dövmem yok.

skore1

Sanal ortamda seni nerelerden takip edebiliriz, dışarıda seninle nerelerde karşılaşabiliriz?

Instagram’da @hazikmatik veya @elquintojewelry sayesinde takip edilebilirim. Dışarıda ise, Skore’ye ulaşmak için Moda Caddesi’nde yürürken görülebilir, bazen de Kadıköy-Karaköy vapurunda karşılaşılabilirim.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN