Bu ara nedense hep ilginç insanlarla tanışır oldum. Sonunda bunun bir işaret olduğunu düşünerek herkesle paylaşmak üzere bu kişilerle röportaj yapmaya karar verdim. İşte, bu hikayelerden bir tanesi de Ahmet Sabancı. Aileden gelen çalışkanlığı ile duygusallığını birleştirmiş bir yazar olan Ahmet Sabancı ile yeni çıkan kitabı “Hiçbir şey Bilmediğin Gibi” hakkında sohbet ettik…

Ahmet Sabancı - Hiçbir şey bilmediğin gibiAhmet Sabancı kitap yazarlığı ile tanışmadan önce nasıl bir yol izliyordu?

Kitap çıkmadan önce her ne kadar kısa hikayeler ve şiirler yazıyor olsam da asıl odak noktam mesleğim olan reklamcılıktı. Toronto’da Microsoft Online da 4 yıl çalıştım. Daha sonra Türkiye’ye dönüş yaptığımda ticarete el attım, ancak gönlüm her zaman yazmakta ve yaratmaktan yana oldu. Reklamcılıkta en azından bunu biraz da olsa yapabiliyordum, ancak ticarette buna yer yok.

“Hiçbir şey Bilmediğin Gibi”nden bize kısaca bahsedebilir misin?

“Hiçbir şey Bilmediğin Gibi”, bir erkeğin gözünden yazılmış bir aşk, bir ayrılık hikayesi gibi gözükse de, aslında bir umuda yolculuk, bir “tekrar kendini bulma” hikayesi. İçimizdeki savaşcıyı önce sarsan, sonra ağlatan ve en sonunda da güçlendiren bir kitap.

“Hiçbir şey Bilmediğin Gibi” adı ile hayatın arasında bir ilişki var mı? 

Kesinlikle var. Her şeyi bildiğimizi, her şeyden emin olduğumuzu sandığımız bir anda dünyamız tepetaklak olabiliyor. Ben biraz da bu yüzden kitaba bu ismi verdim. Bazen de hiçbir şey bilmediğimizi varsayarak dünyaya bakmamız ve her şeyi yeniden öğrenmemiz gerekebiliyor.

Yazmak için ilham mi beklersin yoksa odaklandığında yazı oluşuyor mu?

İlham beklemeden yazarım, odaklandığım her zaman ilham beni üzmez ve gelir. Bazen ben odaklanmadan gelir ve o her geldiğinde ben yazarım, nerede, ne zaman olursa olsun, bir kağıt parçasına, bir mendile bile olsa yazarım.

Hiçbir şey bilmediğin gibi - Ahmet Sabancı

Aşk hikayesi yazdığına göre duygusal bir kişiliğe sahip olduğunu söyleyebilir miyiz?

Duygusal bir erkeğin kendini duygusal görmesi ya da bunu itiraf edebilmesi mümkün mü bilmiyorum ama aşk konusunda hassasımdır. Aşık olduğum zaman odak noktam aşkım olur ve onu doyasıya yaşamak için duygusal olurum. Onun dışında gerçekçi bir insanımdır, umutsuzlukla, korkuyla ve melankoliyle beslenen tarz bir duygusal değilimdir.

İkinci bir kitap planın var mı? Biraz ipucu alabilir miyiz?

Aslında kitabın sonunda merak uyandıran bir durum var, bu da okuyucu bu kitabın devamına hazırlamak amaçlıydı. Ancak bundan sonra çıkaracağım kitap tamamen farklı bir roman olacak, biraz metafizik içeren farklı bir aşk hikayesi. Bir kaç kitaptan sonra Hiçbir şey bilmediğin gibi’nin devamını yayınlamayı planlıyorum.

Yaratıcılığın boyutlarında sana ilham veren ne oldu? 

Kendi hayatım ve etrafımdaki insanların hayatı bana ilham veriyor. Bence hayat en güzel senarist, en güzel yazar çünkü her insanın hayatından çok güzel ve etkileyici bir hikaye çıkabilir, sadece iyi bir gözlemci olmak ve bu hikayeyi dikkat çekici bir şekilde kurgulayarak anlatmak yeterli.

Yazmak için çok okur musun? Ya da sürekli kendini güncellemen gerekir mi? 

Çok okurum ama yazmak için değil, hatta yazarken genelde başka bir kitap okumam ki çok etkilenmeyeyim. Daha çok bloğu yazarken güncel mekanlar ve durumlardan bahsettiğim için, araştırır gezer ve okurum.

İdol olarak gördüğün yazarlar yerli ya da yabancı var mı?

Hiçbir konuda, idol derecesinde kendimi özdeşleştirdiğim bir insan yok. Ancak keyifle okuduğum yazarlar arasında Orhan Pamuk, Gabriel Garcia Marquez, Paulo Coelho, Jean Janet ve Jose Saramago var.

Sabancı ailesi içerisinde kitabın hakkında nasıl yorumlar yapıldı?

Ailem böyle bir projeye girdiğim için gurur duydu ve büyük destek verdiler. Kitabın %70 kurgu olmasına rağmen, hikaye genelinde gerçek ve kurgu birbirine karıştığı için, kitabın biyografik olduğunu düşünüp, yaşadıklarım için üzülüp, beni arayanlar oldu. Ancak sonuçta bu bir roman ve sadece benim hayatımdan değil, çevremdeki bir çok arkadaşımdan etkilenerek yazdığım kurgu hikayeler var. Genel anlamda aileden aldığım her yorum destek verici ve olumlu. Devamını bekliyorlar.

Yazı yazmak genetik mi? Yoksa ailende ilk misin ve bu sadece bir başlangıç mı?

Sabancı ailesinden kitabı olanlar var, sanırım bu konuda öncü olan Sakıp Sabancı’dır ailemizde. Babamın çok güzel ve duygusal şiirleri var hatta ikinci kitapta onları da koy, ben yazdım dersin diyor. Kuzenim bir dergide köşe yazısı yazıyor. Anlatılanlara göre dedem de çok güzel şiirler yazarmış. Genetik bir durum var sanırım, belki de yaratıcılık ve ince ruh ailemizde vardır.

 

Kitaplara doyamadınız mı? theMagger’daki Kitap/Dergi etiketini inceleyin, yüzlerce kitap önerisiyle karşılaşın!

 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?