Her yeni yıl kararlarımda olduğu gibi bu yıl için de hazırladığım listenin başında yine gidebildiğim kadar çok oyuna gitmek ve hatta mümkünse görülmedik oyun bırakmamak var. Bu kararlarda önceliğim her zaman Şehir Tiyatrosu olmuştur. Sezon bitmeden tüm oyunlarını izleme hedefime, bilet bulma konusundaki şansımla doğru orantılı olarak, ulaşmaya çalışırım. Yeni yıla girer girmez hızlıca harekete geçtim ve hatta yılbaşının ertesi günü harika bir müzikalle kararımı uygulamaya başladım. Hıdrellez (Idrellez diye okunur) oyunuyla yeni yıla 9/8’lik ve eğlenceli bir şekilde giriş yapmış oldum.

h8

Firuze Engin’in yazdığı ve Ali Yaylı’nın yönettiği Hıdrellez, Şehir Tiyatroları tarafından geçen sezonun neredeyse sonunda sahnelenmeye başlandı. Açıkhava’daki müzikal şenliğinde sadece bir defa izleyicisiyle buluştu. Bu sezon ise geç kalmışlığın acısını çıkartırcasına her hafta ayrı  bir sahnede yer alıyor ve neredeyse kapalı gişe oynuyor. Oyunu izledikten sonra anladım ki, gerçekten bu kadar ilgi boşuna değilmiş ve her tiyatrosever bu oyunu ilk fırsatta görmeliymiş.

Meriç Nehri kıyısındaki Romanların aksak yaşamı Hıdrellez ile böyle ayrıntılı şekilde ilk kez sahneye taşınmış. O dönemin siyasi durumu oyunun fonunu oluştururken önde ise hüzünlü aşk hikayesi bizi derinden etkiliyor. Romanları, hepimiz dans eden, hayat felsefelerinin ‘vur patlasın, çal oynasın’dan ibaret bir millet olarak biliriz. Ancak bu oyunda ne kadar yanıldığımızı anlıyoruz. Tüm bu neşeli görüntünün arkasında o kadar büyük acılar var ki, bir yerden sonra bu danslar bile o acıları kapatmaya yetmiyor.

h6

Oyunun ritmi de tüm havası da Romanların yaşamı gibi aksak gidiyor. Oyunun yönetmeni Ali Yaylı, Romanların müzikleri nasıl aksak ritimde gidiyorsa yaşamlarında da aynı ritmin olduğunu belirtiyor. Aslında bu ritm, bu dans Romanlar’ın acılara karşı yarattığı bir isyan, bir direniş ritüeliymiş. Kendisi de bu oyunla onların acılarla dolu hayatlarına direnebilmek için nasıl eğlendiğini ve eğlendirdiklerini açıklamaya çalışmış. Oyun akarken hepimiz bu aksak ritme kapılıyoruz. Kimi yerde içimiz kıpır kıpır olurken kimi yerde de içimiz acıyor. Oyunun finali bile aksak. Birkaç damla gözyaşıma hakim olamazken final dansıyla da bir o kadar eğlendim. Oyundaki mesajlar da aksak ritimden nasibini almış. Bir yandan umudumuzu kaybetmemeliyiz diye düşünürken bir yandan da her şeye boş vermeyi çünkü böyle gelmiş böyle gideceğine inanıyoruz. Acılar, kayıplar yaşanırken tıpkı onlar gibi “şov da devam etmeli” diyoruz.

h3

Hıdrellez, son zamanlarda gördüğüm en kalabalık oyuncu kadrosuna sahip. Başrolde Elçin Atamgüç var ve kendisi de Edirneli olarak rolünün hakkını fazlasıyla vermiş. Gürol Güngör ve  Şenay Bağ da aşk hikayesinin kahramanları. Diğer tüm oyuncular Melahat Abbasova, Engin Akpınar, Melike Altınbaran, Ceysu Aygen, Radife Baltaoğlu, Esra Ülger, Fahri Kıncır, Emrah Can Yaylı, Elyesa Çağlar Evkaya, Ozan Tura, Merve Keleş, Özgür Dağ, Hüsnü Demiralay, Vildan Türkbaş,  aslında kendi hikayelerinin başrol oyuncusuydu. Sadece birkaç cümle veya çaldıkları müzik aletlerinin bir iki tınısıyla o hikayelerini bize uzun uzun anlattılar. Oyunda en çok Kıpti (Necdet) karakterini izlerken eğlendim ve en çok da bu karakteri canlandıran Elyasa Çağlar Evkaya’yı alkışladım.

h2

Söz konusu Romanlar olunca dans ve müzik her şey; gerisi de teferruattır. Bu oyunda haliyle dans ve müzik üzerine kuruluydu. Müzikler Balık Ayhan’a ait, müzikle verdiği coşku da profesyonelliğinin bir göstergesiydi. Danslar, oyunun bitmesini istememe nedenimin başında yer alıyor. Zaten sahneye atlayıp onlarla birlikte oynamamak için kendimi zor tuttum. Eminim tüm izleyiciler de benimle aynı düşüncedeydi. Eğer birisi sahneye atlasa hepimizin onun peşinden geleceği kesin. Oyuncular selamı bile dansla verdiler ve işte burada sahneye fırlama arzumuz tavan yaptı. Koreograf Ahmet Öğren, tek kelimeyle müthiş bir iş çıkarmış.

h1

Son olarak da oyunun dekoruna bayıldım. Barış Dinçel yine yapmış yapacağını! Romanlar, 15 metrekarelik bir sahnede resmen sadece dekorla anlatılmış. Yoksulluktan ziyade Romanları Roman yapan tüm öğeler, klarnet, gül, kelepçe ve başka aklınıza ne geliyorsa hepsi sahnedeydi. Kostüm tasarımcısı Canan Göknil’i de ayrıca tebrik etmek gerek.

Hıdrellez bize sadece Romanlar’ın yaşamını değil Roman Dili ve Edebiyatını da öğretiyor. İki perdelik süre boyunca küfür dağarcığım gelişti ve hatta Roman dilinin temelindeki tüm terimleri de kurdukları cümlelerle öğrenmiş oldum. Oyunu bir iki kez daha seyretsem sanırım bu dili  söküp onlar gibi konuşmaya başlayabilirim.

Hıdrellez, dansı çok, hüznü bol, müziği coşkulu, hikayeleri iç acıtıcı ama her anlamda etkileyici bir oyun olarak sezonun yıldızı olmaya aday. Buna emin olmak istiyorsanız, seyirci koltuğunda yerinizi alın ve Romanların 9/8’lik dünyasıyla tanışın! Şimdiden iyi eğlenceler…

h5

Fotoğraflar: Şehir Tiyatroları

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?