Yaklaşık iki gündür Hobbit hakkında farklı yorumlar duyuyorum. Kimileri beğenmiş; kimileri ise biraz hayal kırıklığına uğramış. Hobbit’i Yüzüklerin Efendisi gibi epik ve derin bir film zannediyorsanız, yanılıyorsunuz; muhtemelen bunu bekleyen kişiler hayal kırıklığına uğradılar zaten. J.R.R Tolkien’in 75 sene önce yazdığı kitap; Yüzüklerin Efendisi gibi gücün ve felsefelerin dahil olduğu bir kurgudan daha çok, heyecanlı bir macera hikayesi…

Öncelikle fazla spoiler vermeden kısaca konuyu anlatayım; cücelerin yaşadığı Erebor Krallığı’nda bir gün fırtına çıkar ve çıkan fırtınanın nedeni Smaug adlı tehlikeli ejderhanın gelmesidir. Smaug, krallığın olduğu dağı ele geçirir ve tüm cüceler ülkelerini terk etmek zorunda kalır. Daha sonrasında, büyücü Gandalf, Bilbo Baggings adlı hobbit’in kapısına gelir ve onu “hırsız” sıfatıyla cücelerin krallıklarını ejderhadan geri almak üzere çıkacakları yolculuğun içine bir türlü sürükler. Bilbo, kendisini diğer 13 cüceyle beraber karşısına neler çıkacağını tahmin etmediği bir yolculuğun içinde bulur.

Film boyunca Yüzüklerin Efendisi’nden tanıdığımız birçok karakterle karşılaşıyoruz; öncelikle Bilbo, soyadından da tahmin edilebileceği gibi Yüzüklerin Efendisi’nin baş karakteri Frodo’nun amcası. Elf’lerden Galadriel (Cate Blanchett), “precious” ring’in sahibi Gollum filmde önemli rol oynuyorlar.

Bilbo Baggings’i canlandıran Martin Freeman’in oyunculuğu tek kelimeyle mükemmel. Gandalf’ın Bilbo’nun hayatına girip, onu rutin; kitaplarla ve huzur dolu hayatından çıkarıp, tehlikeli bir yolculuğa dahil edişi ile karakterin “gerçek dünya”yla karşılaşmasına ve bu yolda aslında ne kadar cesaretli olduğu yönünde kendini tanımasına şahit oluyoruz. Film boyunca, değişen Bilbo’yu tanıdıkça ona daha çok sempati duyuyor; kendine olan güvenini göstermesi için ondan daha çok şey bekliyoruz.

Hobbit’in müzikleri başarılı; Yüzüklerin Efendisi’nden çok farklı olduğu söylenemez ama. Bunun nedeni filmlerin yönetmenlerinin aynı olması ve müziğin seneler sonra yine Howard Shore’a ait olması ile alakalı. Shore, Yüzüklerin Efendisi’nde kullandığı “büyülü” motifleri, bu filmdeki müziklere de aktarmış. Bu açıdan baktığınız zaman çok fazla şeyin değişmemiş olduğu gözlemlemek çok da zor değil.

Film hakkındaki olumsuz yorumlarım ise şöyle… Peter Jackson, Hobbit’te de Yüzüklerin Efendisi’ndeki gibi bir triloji yapacak, ama burada tek kitaptan 3 ayrı film çıkacak. O konuda “fazla mı bölünür” gibi şüphelerim var. Hobbit, 170 dakika sürüyor; Jackson bazı sahneleri uzatmak olsun diye uzatmış gibi bir his geliyor insana. Bir de film, bu kadar uzatılmış sahneyi seyrettikten sonra beklediğiniz ama bitmesinden çok da hoşnut kalmadığınız bir yerde sonlanıyor.

Filmin yaş aralığına gelirsek, Hobbit’i siz, anne ve babanız, çocuklarınız hepiniz farklı açılardan yaklaşarak izleyebilirsiniz. Özellikle 10 yaş üstü çocukların hayal güçlerini güçlendirmek ve onlara IMAX’le teknoloji ve muhteşem derinlikteki sahnelerle tanıştırmak için birebir bir deneyim. 2001, 2002, 2003 senelerinde Yüzüklerin Efendisi’ni izleyip beğendiyseniz ve fantastik türdeki macera filmlerini seviyorsanız, IMDb’de şimdilik 8.7 alan Hobbit’i kaçırmayın derim.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?