Küçüklük hayalleri deriz hep doktor, öğretmen ama Nihan tasarımcılığı seçti. Evcilik oyunu ile başlar bir bakmışsınız ki kariyerin doruklarına kadar ulaşmışsınız. Dönüp arkanıza baktığınızda ise yerini samimi bir gülümsemeye bırakmış, çocukluğunuzu düşünürken bulursunuz. Nihan Peker’in de hikayesi benzer bir şekilde başladı. Istanbul Fashion Week’te yaptığı ‘Narkoz’ adlı defilesi ile de devam ediyor…

Tamamen tasarıma yönelik bir hayat yolu çizmişsin. Genelde tasarımcılar farklı bölümlerden mezun olup bu sektöre yöneliyorlar. O zaman moda tasarımcısı olmak çocukluk hayalindi diyebilir miyiz?

Evet hem çocukluk hem ortaokul-lise yıllarımdan kalma en büyük isteğimdi. Aslında belki mimar ya da bir seramik sanatçısı da olabilirdim. Farklı sanat dallarına, özellikle plastik sanatlara hep çok büyük bir ilgim oldu ama kumaşlarla olmak, moda tasarım yapmak en ağır basanı oldu içlerinde.

Hatice Gökçe’nin yanında staj yaptığında erkek giyim konusunda mı uzlaşmayı planlıyordun? Gelecekte Nihan Peker markasının erkek koleksiyonlarını da görecek miyiz?

Hatice Gökçe, hem iş disiplini hem tecrübeleriyle benim örnek aldığım insanların en başında geliyor. Ondan çok fazla şey öğrendim ve hala da öğreniyorum. Erkek veya kadın ayırmaksızın onun yanında tasarımdan üretime kadar tüm aşamaları çok doğru gözlemleme imkanı yakalamıştım. Erkek giyimi daha keşfetmeye açık ama bir o kadar da çok büyük yenilikleri kaldırmayan daha tutucu bir alan. Kendi markam için erkek giyimi yapmayı düşünmüyorum ama tasarım danışmanlığını yaptığım Bilsar Tekstil bünyesine erkek tasarımlarını büyük bir zevkle yapıyorum.

Yurtdışında master yapan biri olarak Türkiye ile farklı bir vizyonda olması sence avantaj mı dezavantaj mı?

Ben çok avantajını gördüm. Birçok konuda fikir sahibi olabilmek önemli. İnsan küçük bir yere sıkışıp kalırsa tüm dünyanın ondan ibaret olduğunu sanabilir. Oysaki dünya çok büyük ve farklı şeyler keşfetmek lazım. Bir marka kurabilmek sadece 15 parçalık koleksiyonlar, hazırlayıp 3-5 ayda bir bunları sunuyor olmak değil. Ciddi bir zaman ve ekip işi gerektiren ve devamlılığı olması gereken bir iş, bende buna gayret ediyorum.

2009′da markanı kurmaya nasıl karar verdin? Bir hikayesi var mı?

Kendimi ifade etmeye çalışıyorum koleksiyonlarımla ve ne kadar zor bir şey aslında kendimizi doğru ifade etmemiz. O yüzden cesaret denebilir, çünkü belki çok iyisindir fakat bunu doğru anlatamamışsan markanda yok olup gidebilir. Maalesef yaptığın işin seni maddi manevi doyuruyor olması gerekiyor ki devam edebilecek gücün olsun. O yüzden ben küçük ama emin adımlarda ilerleyip kendi başıma yol almaya ilk günden karar vermiştim. En büyük tecrübe insanın kendi kendine düşe kalka edindiği tecrübedir. İlk defa

Galatamoda’da defile yaptığında neler hissettin? Hazırlık aşamaların nasıl oldu?

Galatamoda defilesi daha küçük bir organizasyon olmasına rağmen çok güzel geçti benim için. W Otel’de mini bir defile yapıldı ve koleksiyonumu orada ilk kez sunmak heyecan vericiydi. Hazırlık aşamaları da yine bir defile organizasyonu için gerekli olan tüm detayları düşünerek geçti. İlk kez katılıyor olmak heyecan vericiydi.

Nihan Peker’i bu sene Istanbul Fashion Week’te Karma defilesi içerisinde gördük. Galatamoda defilesindeki tecrübelerden sonra kendi gözünle nasıl geçti?

Fashion week’te koleksiyonumu sunmayı uzun zamandır istiyordum. Aslında hem yarışma ve mezuniyet defilelerinden hem de Galata Moda defilesinden biraz tecrübeli sayılırdım. Fashion Week’te olmak daha çok insana ulaşmam açısından çok etkili oldu. Hem basın hem satın almacılara markamı sunabileceğim en doğru platform,  bu yüzden katılmış olmanın yararını görüyorum.

Koleksiyon siyah-beyaz, adı narkoz! Neden bu kadar pesimist?

Ben de biraz pesimist sayılırım. Ne kadar çok inansam ve güvensem de bazı şeylere, hala içimde olumsuzluklar taşırım ve hep dışarıdan bir göz gibi bakıp yorumlamaya çalışırım ve eleştiririm kendimi. Narkoz çok sakin, sessiz ama sert bir koleksiyon. Baktığınızda renkleriyle de bunu anlatıyor ve çok net olarak gördüğünüz tasarımlar benim de dünyamı yansıtıyor. Narkoz aslında arada kalmışlıktır, yaşamazsınız ama ölmezsiniz de, duyularınız varla yok arasıdır ve her şey tek renktir, bu yüzden bu kadar net ve minimal.

Bu pesimistliğin içinden ışıldayan ve çok konuşulan bir koleksiyon yarattın. Bir sonraki dönem IFW ‘si için şimdiden farklı planlar var mı? İpucu alabilir miyiz?

Bundan sonraki Fashion Week için bir yaz koleksiyonu olacak ve tarzımın devamlılığını görebileceğiniz, farklı aksesuarlar ile kombinlenmiş tasarımlar göreceksiniz. Daha ince naif kumaşlar olacak ama tipik bir yaz koleksiyonun romantikliği ve uçuşan formları olmayacak. Ben de heyecanla bekliyorum…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?