Her tiyatroseverin bildiği bir gerçek vardır. dot Tiyatro, her sezon yeni bir oyun çıkartır, sonra bu oyunla bizi fetheder ve tüm sezona da damgasını vurur. Gelenek bu yıl da bozulmadı ve dot Tiyatro, İki Kişilik Yaz oyunuyla kulağımıza şöyle fısıldadı: “Ey AŞK, ne güzelsin sen!”

IKI KISILIK YAZ

Biz hala geçen sezonun yıldızı Dövüş Gecesi’ni konuşmaya ve izlemeye devam ederken, dot Tiyatro, İki Kişilik Yaz ile geldi, tiyatro sohbetlerimizin baş köşesine oturdu. İskoç yazar David Greig’in besteci  Gordon McIntyre ile ortak bu çalışmasını repertuvarına aldı, hazırlandı ve 10 Aralık 2014’te gösterime başladı. Her şey de zaten bundan sonra oldu. İzleyenler hayran kaldı, izlemeyenlere söyledi. Onlar da izledi ve oyunun ünü bir tiyatroseverden diğer tiyatrosevere yayıldı. O günden beri de neredeyse hep kapalı gişe oynuyor. Oyun hikayesiyle, oyunculuğuyla ve melodisiyle, daha çok konuşulacağa benziyor.

iki5

Oyunun konusu klasik gelebilir. Bir boşanma avukatı (Helena) ve bir yasa dışı işler işçisi (Bob) bir barda karşılaşıyor. Tek ortak yönleri, her ikisinin de 35 yaşın keskin virajını dönmüş, hayatın bundan sonrasını düşünmüyor olması. Bakmayın asıl hikayenin bu kadar basit olduğuna… Bunu öyle şirin ve öyle hızlı bir şekilde sahneliyorlar ki, tekrar tekrar izleseniz bile doyamazsınız. Başta diyaloglar çok güzel ve akıcı. Küfürler ve argo sözcükler havada uçuşuyor. Bunları inanılmaz güzel bir şekilde oyuna oturtup dile getiriyorlar. Sonuç olarak, bırakın rahatsız olmayı, gülmekten gözlerinizden yaş geliyor. Ben herhalde böylesine çok argo sözcüğünü dinlerken hiç bu kadar eğlenmemiştim. Oyunun tadı damağımızda kalmasının bir nedeni var. Çünkü bu güzel hikayenin özünde aşk var. Aşkın ne kadar güzel olduğu var. Çifte kumrulara imrenip aşık olma duygusunun tavan yapması var.

 

iki3

Sıra geldi alkışlarıma. İlk alkışım, yönetmeninden ve oyuncularından önce, oyunun çevirmenleri Pınar Töre ve Elvin Aydoğdu’ya. Oyunların çevirisi konusunda fazlasıyla takıntılı olduğum doğrudur. Ancak bir oyunda doğru tercüme edilmiş cümleler ve iyi uyarlanmış ifadeler olduğunda önce çevirmenleri alkışladığım da doğrudur. Aksi takdirde  istediği kadar iyi yönetilsin, harika bir oyunculuk sergilensin, yapılan bunca emek daha ilk cümleyle boşa gitmiş olur. Yabancı bir oyun olduğu için açıkçası bu kadar iyi çevrileceğini beklemiyordum. Pınar Töre ve Elvin Aydoğdu’nun tercümesine sağlık!

iki1

İkinci alkışım, oyunu yöneten Serkan Salihoğlu’na ve yönetmen yardımcısı Duygum Girginer’e. Oyun çok katmanlı ve her bir katmanı da özenle sahnelemek kolay iş değil. Bir saat boyunca hiç gözümü kırpmadan seyrettiysem ve oyunun nasıl bu kadar çabuk akıp gittiğine inanamadıysam bunda yönetmenin payı ve başarısı büyük olsa gerek. Tabi ki, yönetmenle birlikte oyunda emeği geçen tüm proje ekibini de alkışlamayı ihmal etmedim.

iki4

Son olarak da oyuncular Gizem Erdem ve Tuğrul Tülek: inanılmaz, müthiş, harika, muhteşem…Benim aklıma gelmeyen ama sizin bildiğiniz başka büyük övgü sözcükleri varsa, siz devam edebilirsiniz. Bu iki başarılı oyuncunun sadece diyalogları var, konuşup bitiriyorlar diye beklemeyin. Onlar, oyunun hem anlatıcıları, hem şarkıcıları, hem müzisyenleri, hem dansçıları, hem yan karakterleri, hem de iç karakterleri. Müzikle başlıyorlar, gitarlarını çalıp şarkılarını söylüyorlar. Birlikte anlatıyorlar dakika dakika, örneklerle göstererek. Oynuyor, bolca dans ediyor ve fazlasıyla eğleniyorlar. Biz de izliyor onlardan da fazla eğleniyoruz. Kendi karakterleri dışında Helena’nın yiğenini, Bob’un da mafya babası patronunu canlandırdığı sahneler en favorimdi. Tuğrul Tülek’in Bob’un iç sesini ve psikolojisini canlandırdığı sahne ise oyunculuğunun doruğa çıktığı bölümdü. Bir de sahnenin sağ köşesinde gitarıyla hem şarkılara hem de diyaloglardaki duygulara eşlik eden oyunun müzik yönetimini üstlenen Özgehan Özturhan’ın ismini de belirtmeden edemeyeceğim. Daha ilk dakikasında oyunun içinde hissetmemizdeki payı da yine alkışlamaya değer. Oyunun klibini izlediğinizde bana hak vereceksiniz.

İki Kişilik Yaz, sezonun beğeniyi en çok hak eden yaz tadında bir aşk oyunu. Özellikle 35 yaş virajına girmişseniz veya girmek üzereyseniz mutlaka izlemelisiniz. Bazı gerçekler yüzünüze çarpıyor ama acıtmıyor, merak etmeyin. Hazır Sevgililer Günü yaklaşıyorken ve her yer kalplerle donatılmışken, gelin bu sefer de bir değişiklik yapın ve bu oyuna gelin. İzlemek en az mum ışığında yemek yemek kadar romantik olacak. Şimdiden iyi seyirler, keyifli ve romantik dakikalar…

Gösterim Tarihleri: 10, 11, 12, 13, 18, 19, 20, 21, 25, 26, 27 ve 28 Şubat

afis

Fotoğraflar: dot Tiyatro

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?