Müzik bazen türler ve kültürler arasındaki sınırların, sınıflandırmaların ortadan kalktığı bir noktaya ulaşıyor ve dinleyiciye uzak olduğu (ya da uzak olduğunu düşündüğü) farklı türlerle tanışma, onlardan zevk alma imkanı sağlıyor. Geçtiğimiz gece İş Sanat’ta gerçekleşen, Hüseyin Sermet, Fora Baltacıgil, Hüsnü Şenlendirici ve Kubat’ı aynı sahnede buluşturan Virtü-Öz Türküler konseri de tam olarak böyle bir deneyim yaşattı.

_IEY0803

Dinlediğim, dinlemeyi sevdiğim müziğin büyük bir bölümü klasik müzik, indie-rock, alternatif rock ve 90’lar popundan oluşuyor. Fakat dinlemeyi çok daha sevdiğim bir müzik var ki, o da kalıplaşmış tür sınıflandırmasının dışına çıkan, türler ve kültürler arasındaki sınırları yıkan müzik. Hiç dinlemediğim, dinlemeye alışık olmadığım, hakkında çok az şey bildiğim, hatta ve hatta dinlemeyi sevmediğim müzikleri, sevdiğim türlerin içine karıştırarak önüme koyan bir müzik bu… Bu yüzdendir ki en sevdiğim albümler arasında Trans-Siberian Orchestra’nın klasik müziği metal ile birleştiren Beethoven’s Last Night‘ı, The Swingle Singers’ın klasik müziğe beatbox eklediği Beauty and the Beatbox‘ı, Cem Adrian’ın Anadolu ve Azeri türküleri söylediği Essentials / Seçkiler‘ini her zaman sayarım. Jülide Özçelik’in birçok türkünün caz yorumuna yer verdiği JazzIstanbul Vol.1 ve Vol.2 albümlerinde en sevdiğim parçalar bu türkülere aittir. Kaybolan Yıllar’ı Sezen Aksu’dan ya da Kara Kışlar‘ı Ercan Saatçi’den değil Kibariye’den dinlemeyi tercih ederim.

_IEY0802

22 Aralık gecesi de tam olarak bu bahsettiğim albüm ve parçaları dinlediğimde yaşadığım mutluluğu yaşatan bir konser vardı İş Sanat’ta: Virtü-Öz Türküler. Bir yanda, ulusal ve uluslararası klasik müzik sahnelerinde Türkiye’yi başarıyla temsil eden piyanist Hüseyin Sermet ve kontrbasçı Fora Baltacıgil, bir yanda geleneksel müziği çok iyi yorumlayan, işbirlikleri ve dahil olduğu projelerle klarneti farklı türlere dahil etmekte usta Hüsnü Şenlendirici ve vokalde halk müziği yorumcusu Kubat. İş Sanat’ın her sezon imza attığı özgün yerli projelerden biri olarak hayata geçirilmiş Virtü-Öz Türküler. Konserden birkaç gün önce, Sermet Fransa’dan, Baltacıgil Almanya’dan gelmiş ve dörtlü olarak yalnızca birkaç gün bir arada çalışmışlar.

_IEY0791

Önce piyano ile başlıyor konser, bir süre sonra baslar ekleniyor. Sonra klarnetin ezgileri katılıyor ve kendimizi herhangi bir caz kulübünde/konserinde herhangi bir quartet dinleyecek olmadığımız gerçeğine ikna ediyoruz. Sonra Kubat katılıyor ve dinlediğimizin Hem Okudum Hem de Yazdım adlı Çorum türküsü için düzenlenmiş bir intro olduğunu anlıyoruz. İç Anadolu’dan başlayıp tüm Anadolu’yu dolaşıyor gecenin repertuarı, araya bir Azeri türküsü (Yalgızam) sıkıştırmayı ihmal etmiyor ve belki de en çok bilinen İstanbul türküsü ile, Beyoğlu’nda Gezersin ile sona eriyor gece. Bir klasik müzik virtüözünün yaptığı düzenlemeler, Sarı Gelin‘den Urfa’nın Etrafı‘na, Allı Turnam‘dan Çemberimde Gül Oya’ya Anadolu türkülerini caz ve dünya müziği ezgileri, teknikleri ile birleştiriyor gece boyunca.

_IEY0885

Sahnedeki sanatçısından koltuktaki dinleyicisine kadar herkes için alışılmışın dışında bir konser olduğunu söylemek yanlış olmaz. Klasik müzik ve caz dinleyicisi belki de ilk kez Kubat’ı canlı dinliyor, aynı şekilde halk müziği dinleyicisi ilk kez Hüseyin Sermet ve Fora Baltacıgil ile tanışıyor çünkü. Ben, türkülerin çoğunu ezbere biliyor olmama şaşırıyorum. Hüseyin Sermet nadiren mikrofonu eline aldığı için uzun uzun konuşmak istiyor, çoğu parçayı ayakta çalıyor. Kubat kendini belki de ilk kez bir caz doğaçlamasının içinde buluyor, sahnedeki hareketleri değişiyor. Yeri geliyor iki gelenek çarpışıyor; konseri repertuarın en hareketli türküsünü/parçasını tekrar eden bir bisle bitirmek isteyen Kubat’a Hüseyin Sermet itiraz ediyor, bir caz melodisinin Katibim‘e bağlandığı bir doğaçlama ile bitirmeye karar veriyorlar konseri.

Umarım bu dörtlüyü ilk kez bir araya getiren Virtü-Öz Türküler konseri, tek bir araya gelişleri olmaz. Daha fazla klasik müzik, caz ve halk müziği dinleyicisinin farklı türlerle tanışmasını, farklı deneyimler yaşamasını sağlayacak daha çok konserle, hatta bir albümle bu projeyi devam ettirirler. Başka bir keşke de İş Sanat’a, benzer bir projeyi Türk sanat müziği için de planlasalar, hiç fena olmaz!

_IEY0975

Emre Eminoğlu

Magger, Kültür ve Sanat Blogger'ı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?