İstanbul’un en önemli sinema etkinliklerinden İstanbul Film Festivali, 6 Nisan’da 37. kez başlıyor. Programdaki 200’den fazla filmi inceledik; yolculuklardan mutfağa, iş hayatından mimariye hayatınızın farklı alanlarında size ilham verecek, ruhunuzu besleyecek 8 filmi sizin için seçtik.

The Bookshop | Isabel Coixet, İspanya-İngiltere-Almanya

Yönetmen Isabel Coixet, filminin kahramanı için şöyle diyor: “Tüm inadıyla, ufacık bir çaba bile bu dünyayı değiştirebilir diye düşünen saflığıyla, bu kadın benim.” 1950’lerin İngiltere’sinde geçen The Bookshop, eşini kaybettikten sonra bir sahil kasabasına taşınıp burada bir kitapçı açan Florence Green’in yaşadıklarını anlatıyor. Çağdaş edebiyata tepkili, dar kafalı ve önyargılı kasaba halkına karşı tek başına ayakta durmaya, onların bakış açısını değiştirmeye çalışan Florence’ın kendisi de bir roman kahramanı aslında: Film, Penelope Fitzgerald‘ın romanından uyarlanmış. Florence’ın cesareti ve iyimserliğiyle size ilham verecek olan bu film, aynı zamanda kitap sevgisini içinde taşıyan herkes için.

Seansları: 15 Nisan Pazar 21.30 (Atlas & Rexx), 16 Nisan Pazartesi 21.30 (City’s & Zorlu)

 

Distant Sky – Nick Cave & The Bad Seeds Live in Copenhagen | David Barnard, İngiltere

Müzik sevginizi ve Nick Cave aşkınızı bir yana bıraksanız dahi tarihi bir ana tanıklık etmek için bu gösterime katılmak isteyeceksiniz. Çünkü 12 Nisan’daki bu gösterim, tüm dünyadaki sinemalarla aynı anda, tek bir özel seansta gösterilecek. Nick Cave ve grubu The Bad Seeds’in Ekim 2017’de Kopenhag Kraliyet Arenası’ndaki konserden görüntülerin kurgulandığı bu konser filmi, 10 Temmuz 2018‘de 25. İstanbul Caz Festivali kapsamında canlı da dinleme fırsatı bulacağınız Nick Cave ve The Bad Seeds‘in müziğiyle büyülenmek için muhteşem bir fırsat.

Seansları: 12 Nisan Perşembe 19.00 (Rexx)

 

Es War Einmal Indianerland (Once Upon a Time in Indian Country) | İlker Çatak | Almanya

97 dakikaya bu kadar çok şey sığdırmış bir filmi kolay bulamazsınız! Es War Einmal Indianerland, yani Bir Zamanlar Kızılderili ÜlkesindeBerlin doğumu İstanbullu Alman yönetmen İlker Çatak‘ın ilk uzun metrajlı filmi. Hem bir boks filmi, hem bir yol filmi, hem bir western, hem de bir müzik videosu bu; temposu hiç düşmüyor, renkleri hiç canlılığını yitirmiyor. Gençliğin dinmeyen ateşini ve ruh halini anlatarak izleyene enerji katan film, 17 yaşındaki Mauser’le beraber müzik ve aşkın peşinden koşturtuyor.

Seansları: 13 Nisan Cuma 13.30 (Atlas) | 14 Nisan Cumartesi 21.30 (City’s) | 15 Nisan Pazar 19.00 Rexx)

 

Lean on Pete | Andrew Haigh, İngiltere


Weekend ve 45 Years gibi filmleriyle tanınan genç ve başarılı yönetmen Andrew Haigh‘in en yeni filmi, 15 yaşındaki Charley Thompson ve Lean on Pete adındaki yarış atı arasındaki dostluğu konu alıyor. Çocukluğu ve ergenliği boyunca, birlikte yaşadığı babasının bir şehirden diğerine sürüklediği Charley, en sonunda yerleşik hayata geçtikleri bir kasabadaki ahırda iş buluyor ve burada tanıştığı Lean on Pete’le çok özel bir bağ kuruyor. Duygusal açıdan kayıtsız kalamayacağınız bir hayvan sevgisiyle dolu bu film kalbinizi yumuşatacak.

Seansları: 6 Nisan Cuma 21.30 (Atlas & Rexx), 7 Nisan Cumartesi 21.30 (City’s & Zorlu)

 

Numéro une (Number One) | Tonie Marshall, Fransa

İş dünyasının ölesiye rekabet dolu atmosferine, erkek egemen toplumun onu ikinci plana atışına ve yakınlarının sırt çevirmelerine rağmen dimdik ayakta durmaya çalışan Emmanuelle’in hikâyesi Numéro une. Emmanuelle, Fransa’nın en büyük şirketlerinden birinin CEO’su olan ilk kadın ünvanını kazanmak için büyük engellere karşı koymaya çalışan, 40’lı yaşlardaki çalışkan, azimli ve başarılı bir üst düzey yönetici. Cinsiyet eşitliğinin dünyanın her köşesinde ve farklı endüstrilerde gündemde olduğu günümüzde, cinsiyet eşitliği mücadelesi açısından ilham verici bu filmde oyuncu Emmanuelle Davos performansıyla harikalar yaratıyor. Filmin yer aldığı Çiçek İstemez başlıklı yepyeni festival bölümünün tamamen güçlü kadın karakterlerin ve kadın yönetmenlerin filmlerinden oluştuğunu da hatırlatalım.

Seansları: 8 Nisan Pazar 16.00 (City’s), 9 Nisan Pazartesi 19.00 (Atlas), 16 Nisan Pazartesi 11.00 (Zorlu)

 

Persona | Ingmar Bergman, İsveç

2018, sinema tarihinin en büyük ustalarından, İsveçli yönetmen Ingmar Bergman’ın 100. doğum yılı. 37. İstanbul Film Festivali de programındaki koca bir bölümü onun filmlerine ayırmış durumda. Yönetmenin sinema sanatına yön vermiş, dünyanın ve ülkemizin önemli yönetmenlerine ilham kaynağı olmuş dokuz filmini bir araya getiren Bergman 100 Yaşında başlıklı bu bölümdeki her filmi, Türkiye sinemasının yetenekli bir yönetmeni sunacak. Bu bölümdeki filmler arasından önerimiz, yönetmenin 1968 tarihli Persona‘sı. Yönetmenin sözleriyle “yalnızca sinemanın keşfedebileceği sözsüz gizlere dokunan” bu film, konuşmayı reddeden bir aktris ve onun tedavi süreciyle ilgilenen hemşire arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Sinema sanatının tüm güzelliklerini barındıran, bugün hayranlıkla takip ettiğiniz birçok isme ilham vermiş bu filmi beyazperdede izleme fırsatını kaçırmayın. Persona‘nın başrollerini ünlü oyuncular Bibi Andersson ve Liv Ullmann paylaşıyor.

Seansları:8 Nisan Pazar 16.00 (Beyoğlu), 11 Nisan Çarşamba 16.00 (Kadıköy)

 

Ramen Heads | Koki Shigeno, Japonya

Bu filmi aç karnına izlemeyin! Çünkü Ramen Heads, hayattaki en büyük zevklerden ikisi, güzel yemek yemek ve güzel yemek yapmak üzerine. Japon mutfağının önemli bir parçası olan ramen kültürüne yoğunlaşan bu belgesel, “Ramen Kralı” olarak bilinen Osamu Tomita‘yı izliyor. Kaliteli malzeme arayışından, yılların deneyimini mükemmel rameni hazırlamak üzere kullanışına kadar onu ve mutfağını gözlemleyen yönetmen, bir yandan da yemek etrafında oluşan kültürel değerlere çeviriyor kamerasını. Ramen Heads sadece karnınızı acıktırmakla ve ramen sevginizi arttırmakla kalmayacak, belki de kollarınızı sıvayıp mutfakta bir şeyler yaratmaya heveslendirecek sizi.

Seansları: 11 Nisan Çarşamba 19.00 (Atlas), 13 Nisan Cuma 13.30 (City’s)

 

Stalker | Andrey Tarkovski, Sovyetler Birliği

Festivalin bu yılki özel bölümlerinden biri, Ali Mahmut Demirel’in 16 Mart’ta ARTER’de kapılarını açan Ada sergisine paralel olarak oluşturulmuş, 3 filmlik Mimari Ütopyalar – Sinematik Distopyalar. Bölümdeki üç film, sanatçının ARTER’de izleyebileceğiniz üç videosuna ilham kaynağı olmuş: Derek Jarman’ın The Last of England, Andrey Tarkovski’nin Stalker ve Metin Erksan’ın Kuyu filmleri. İçlerinden önerimiz, hele ki daha önce izlemediyseniz, usta yönetmen Tarkovski’nin Stalker filmi. Bugünlerde gündemde olan Annihilation dahil sinemanın son birkaç onyılı boyunca birçok bilimkurguya ilham kaynağı olmuş bu film, özellikle filmin bir karakterine dönüşen, metafizik ve tekinsiz özellikleriyle ürpertici bir kişiliği olan mekan tasarımı ve mimarisiyle dikkat çekiyor.

Seansları: 16 Nisan Pazartesi 11.00 (Atlas)

 

Daha fazla 37. İstanbul Film Festivali önerisi için theMagger’ın Kaçırmamanız Gereken 10 Film ve Emre Eminoğlu’nun Alternatif Festival Önerileri yazılarına göz atabilirsiniz.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN