33. Uluslararası İstanbul Film Festivali biletleri bu Cumartesi satışa çıkıyor!
Geçtiğimiz hafta incelemeye başladığımız programdan önerilere yer vermiştik. Fakat dopdolu bir programı 10 filmle sınırlamak imkansız olduğundan, ikinci bir liste ile önerilerimize devam ediyoruz.

200′ün üzerinde filmin yer aldığı programdan seçim yapmanın kolay olmadığı bir gerçek: Dünya festivallerinden ödüller ve büyük ilgi ile dönen uluslararası yapımlar, bazısı ilk kez festivalin uluslararası ve ulusal yarışma bölümlerinde gösterilecek filmler, tanıyacak yeni yönetmenler, hasret giderilecek ustalar ve nefes kesici belgeseller…

Geçtiğimiz hafta yaptığımız ilk listeye buradan ulaşabilir, bu haftaki önerilerimiz için aşağıdaki galeriyi inceleyebilirsiniz.

İyi seyirler!

Festivalle ilgili daha fazla bilgi ve farklı öneriler için “33. İstanbul Film Festivali Önerileri” yazısına göz atabilirsiniz.

***

33. İstanbul Film Festivali Filmleri

Casse-tête Chinois (Chinese Puzzle | Aşk Bulmacası, Cédric Klapisch, Fransa)

Cédric Klapisch’in Erasmus öğrencisi olarak Barselona’ya giden Fransız gencin birçok uluslararası dost ve sayısız deneyim kazandığı aylarını anlatan “L’auberge espagnole” (İspanyol Pansiyonu) ve 3 yıl sonra gelen devam filmi “Les poupées russes” (Russian Dolls | Rus Bebekler) filmlerini unutmak ne mümkün… Bu filmlerden sırasıyla 11 ve 8 yıl sonra geçen, Xavier’nin yetişkinliğini konu alan bu yeni film, New York’ta Çin Mahallesi’nde geçiyor. Eski dostlarınızla yeniden buluşmuş gibi hissedeceğiniz bu filmi listenize eklemeyi unutmayın. (IMDb Puanı: 7.3/10)

 

Prisoners /// Enemy (Tutsak ve Düşman, Denis Villeneuve, ABD ve Kanada & İspanya)

2010 yılında “Incendies” ile oldukça dramatik ve etkileyici bir hikayeyi konu alan Denis Villeneuve, iki filmiyle birden Akbank Galaları bölümünün önemli yönetmenleri arasında yerini almış durumda. Yönetmenin geçtiğimiz yılın önemli yapımları arasında yer alan ve Roger Deakins’in görüntüleri ile bir Oscar adaylığı elde eden filmi “Prisoners” bunlardan ilki. Kaçırılan kızının izini polisin çalışmalarını yetersiz bularak kendi sürmeyi tercih eden bir babanın merkezinde yer aldığı polisiye filmde Hugh Jackman ve Jake Gyllenhaal başrolleri paylaşıyor. Yönetmenin festival programındaki diğer filmi “Enemy” ise bir José Saramago uyarlaması. Yazarın “Kopyalanmış Adam” romanından uyarlanan film, televizyonda kendisine tıpatıp benzeyen bir adam gören, onun izini süren ve hayatını çıkmaza sürükleyen bir tarih öğretmenini konu alıyor. “Prisoners”ın da oyuncularından olan Jake Gyllenhaal’a “Enemy”de Mélanie Laurent ve Isabella Rossellini eşlik ediyor. (IMDb Puanları: 8.1/10 ve 7.8/10)

 

Frank (Lenny Abrahamson, İngiltere & İrlanda)

Geçtiğimiz yıl festivalin Uluslararası Yarışma bölümünde “What Richard Did” filmi En İyi Film seçilerek Altın Lale’nin sahibi olan İrlandalı yönetmen Lenny Abarahmson bu yıl da yarışmada. İlk gösterimi geçtiğimiz aylarda Sundance Film Festivali’nde gerçekleşen “Frank”, bir müzik grubunun hikayesini anlatıyor. Grupta yer alan karakterlerin en ilginci, kafasında dev bir maskeyle dolaşan lider Frank. Frank’i Michael Fassbender canlandırırken, filmde ayrıca Domhnall Gleeson, Maggie Gyllanhaal ve Scoot McNairy rol alıyor. (IMDb Puanı: 6.9/10)

 

Tracks (Çöldeki İzler, John Curran, İngiltere & Avustralya)

Avustralyalı yazar Robyn Davidson’ın kendi anılarını kaleme aldığı romanından uyarlanan “Tracks”, yazarın 1977 yılında köpeği ve dört deveyle Avustralya çöllerinde yaptığı yolculuğu konu alıyor. Filmde son zamanlarda yıldızı parlayan iki oyuncu rol alıyor: Davidson’ı Mia Wasikowska canlandırırken, National Geographic fotoğrafçısı Rick Smolan rolünde Adam Driver var. (IMDb Puanı: 7.1/10)

 

Ben O Değilim (I Am Not Him, Tayfun Pirselimoğlu, Türkiye & Fransa, Almanya & Yunanistan)

Festivalin Ulusal Yarışma bölümünde, daha önce Altın Lale ile ödüllendirilmiş olan Tayfun Pirselimoğlu’nun yeni filmi de var. “Ben O Değilim”de, kimlik değiştirmeye çalışan bir adamı izleyeceğiz. Filmin başrolünde ise geçtiğimiz yıl “Yozgat Blues”, “Küf” ve “Sen Aydınlatırsın Geceyi” filmlerindeki oyunculuğu ile yıldızlaşan Ercan Kesal yer alıyor.

 

L’image manquante (The Missing Picture | Eksik Resim, Rithy Panh, Kamboçya & Fransa)

İstanbul Film Festivali’nin üçüncü yarışma bölümü olan Sinemada İnsan Hakları kapsamında gösterilecek filmler arasında en ilginci kuşkusuz “L’image manquante” (The Missing Picture | Eksik Resim). Neden derseniz, film hem bir belgesel hem de bir stop-motion animasyon. Tarih dersi niteliği taşıyan film, 70′li yıllarda Kamboçya’da yaşanan bir dramı anlatıyor ve bu dramdan etkilenen ailenin geriye kalan tek üyesi Rithy Panh’ın imzasını taşıyor. En İyi Yabancı Film dalında Kamboçya’ya bir Oscar adaylığı getirerek herkesi şaşırtan film, festivalin merakla beklenenlerinden. (IMDb Puanı: 7.5/10)

 

L’inconnu du lac (Stranger by the Lake | Göldeki Yabancı, Fransa, Alain Guiraudie)

Festivalin yeni bölümlerinden Nerdesin Aşkım?, gökkuşağı renklerinde; geçtiğimiz yılın eşcinsellik temalı filmleri arasında öne çıkan “L’inconnu du lac” (Stranger by the Lake | Göldeki Yabancı) de bölümün öne çıkanı… Issız bir çıplaklar plajında geçen şehvetli ilişkileri ve işlenen bir cinayeti konu alan Hitchcockvari bir gerilim olan film aynı zamanda Cannes Film Festivali’nde Un certain regard bölümünün Yönetmenlik Ödülü’nü ve Eşcinsel Palmiye’yi kazanmıştı. (IMDb Puanı: 7.0/10)

 

Vi är bäst (We Are the Best | Bizden İyisi Yok, Lukas Moodysson, İsveç)

Yıllardır yüzümüzü güldüren festival bölümü “Antidepresan”, bu yıl da birçok komedi filmini seyirciyle buluşturacak. 1982′de Stockholm’de geçen ve 13 yaşındaki üç punk arkadaşın dostluğunu konu alan Lukas Moodysson filmi de bunlar arasında. Özellikle ilk filmi “Fucking Åmal” ile ergenleri anladığını kanıtlayan İsveçli yönetmenin son filmi olan “Vi är bäst” bir çizgiroman uyarlaması. (IMDb Puanı: 6.9/10)

 

Ida (Pawel Pawlikowski, Polonya & Danimarka)

Polonya ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerinin 600. yıldönümü vesilesiyle festival programında birçok Polonya yapımı film bulunuyor bu yıl. Örneğin, Pawel Pawlikowski’nin “Ida”sı…1960′larda Polonya’da geçen ve siyah-beyaz çekilen film, Nazi işgali ve Yahudi soykırımının acı izlerini taşıyor. Genç bir rahibe adayının aslında Yahudi olduğunu öğrenmesi ile değişen hayatını konu edinen “Ida”, Polonya asıllı İngiliz yönetmenin ülkesinde çektiği ilk film olma özelliği taşıyor. (IMDb Puanı: 7.6/10)

 

The Armstrong Lie (Armstrong Yalanı, Alex Gibney, ABD)

Birçok kalburüstü belgeselin gösteriminin yapılacağı NTV Belgesel Kuşağı’nda yer alan belgesellerden biri ünlü sporcu Lance Armstrong’un yükseliş ve çöküşünü konu alıyor. 2008′den 2011′e kadar sporcuyu gözlemleyen Alex Gibney’nin belgeseli, doping nedeniyle ömür boyu spordan men edilen Armstrong hakkındaki gerçekleri anlatıyor. (IMDb Puanı: 7.1/10)

Hazırlayan: Emre Eminoğlu

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

FAVORİ YAZILAR