Yaşadığımız mekan bizi hem yansıtır hem de etkiler. Dolayısıyla yaşadığımız evin, mahallenin hatta şehrin geçirdiği değişimler de doğrudan hayatımıza dokunur. Belki de bu yüzdendir, değişimlere rağmen yaşadığımız yerleri bir şekilde ‘bizim’ yapmaya çalışmamız. En yıkık dökük evde bile bir köşede bir dantel örtü durur mesela. Eğretidir ama bu, ev sahibinin orayı ‘kendi yaşam alanı’ haline getirme, güven hissetme çabasının bir örneğidir.

habitat 2

 Barbaros Kayan, Ayazma Projesi

Bugün, hangi ülkede olursak olalım yaşam alanlarımız bize bağlı olmayan nedenlerle değişime uğruyor, yıkılıyor, boşaltılıyor, yeniden yapılıyor. İstanbul’da yanı başımızdaki kentsel dönüşüm bunlardan sadece biri. Bir de politik kararlar, göçler, çatışmalar… Her birinden hem kişisel düzeyde hem de toplum olarak etkileniyoruz. Farklı davranışlar, tepkiler geliştiriyoruz bunlara karşı. Tüm bunlar sonsuz bir çizgide devam ededursun İstanbul Modern’de yaşam alanlarımızın konu alındığı bir sergi açıldı. Başlığını bir canlının doğduğu ve geliştiği yer olarak tanımlanan ‘habitat’ teriminden alan sergi, habitatımızın geçirdiği fiziksel değişimlere ve buna bağlı olarak onlarla kurduğumuz duygusal ilişkilere tanıklık ediyor.

Habitat bir fotoğraf sergisi. Fakat pek sık görmeye alışık olduğumuz parlak baskılı, canlı renkli fotoğraflar beklemiyor bizi. Çok daha gerçekçi, yalnız, sade, biraz hüzünlü, biraz da umutlu…

Barbaros Kayan’ın Ayazma Projesi adlı serisi örneğin, yaşadığı semt kentsel dönüşümden dolayı yıkılmış olan on beş aileyi gösteriyor. Arka planda yeni bir futbol stadı manzarasıyla Ayazma semti, kentsel dönüşüme sokularak sakinlerini taşınmaya zorlamış. Fakat buraya zaten 70’lerde işsizlik yüzünden göç etmiş olduklarından bir ikinci durakları yok. Mahalleli, evler yıkılsa da kendi yaşamlarını sürdürecek hayat üçgenini kuruyor. Duvarsız kalmış evlerinin civarında kendilerine ya fiziksel ya da ruhsal olarak güvenebilecekleri yeni bir boşluk yaratıyorlar.

habitat 1

Barbaros Kayan, Ayazma Projesi

Zeynep Beler’in Konaklar serisi, müteahhitlerin çok talep var sanrısıyla bol bol yaptıkları tatil sitelerinin ıssızlığını konu alıyor. KONUTDER’in ‘Fiyat Segmentlerine göre Arz-Talep’ adlı raporundan edindiği şu bilgiden hareket ediyor: Alt gelir grubundaki aileler için her yıl 72.000 konut temin edilmesi gerekiyor, lüks konut alanındaysa 24,000 civarında arz fazlası mevcut.

Gelir uçurumunun çılgın adaletsizliğine sadece sanatta değil, ekonomi, kültür, sosyoloji alanlarında da sık sık değiniliyor aslında. Ama bu fotoğraflar sosyal adaletsizliğin insanın en temel haklarından barınmaya bile geçit vermeyen boyutuna odaklandığı için problemi daha somut hale getiriyor.

habitat 3

Zeynep Beler, Konaklar

Bir diğer ilgimi çeken seri Kerem Ozan Bayraktar’ın Klimalar serisi. İstanbul’un en nefret ettiğim manzaralarındandır, Mecidiyeköy-Şişli sapağında komünist yapıları gibi duran dümdüz, zevksiz, bol klimalı iş merkezleri. Sanatçı da bu seride benzer katastrofobik binaların fotoğraflarını çekmiş, daha sonra pencereleri yok ederek sadece klimaları bırakmış. Ortaya hiç önceki kabus görüntüyü anımsatmayan minimal fotoğraflar çıkmış. Fotoğraflar hayatımızın her alanında kendimize yarattığımız bu boğucu ‘kapalı sistem’den dem vuruyor.

habitat 4

Kerem Ozan Bayraktar, Klimalar

habitat 5

Kerem Ozan Bayraktar, Klimalar

Son olarak Beril Gür’ün Evden Sokak Fotoğrafları serisi bana çok huzurlu bir his verdi. Sanatçı evinin 5. katındaki daireden sokağını, mahallenin içindeyken olağan görünen, dışarıdan bir göz için enteresan olabilecek hallerini belgeliyor. Bu seri, mekanların hem kişisel anılarımızda hem de kolektif hafızada nasıl oluştuğunu konu alıyor. Herkes ilk evinin hatırasını bir şekilde ona etki etmiş ve aklına yerleşmiş olan ‘an’ların toplamından oluşturur ya bu fotoğraflar da o hissi yaratıyor. Benzer şekilde semtler, şehirler de kitlelerin aklında bazı özellikleriyle yer eder. Tarlabaşı’nın kentsel dönüşüme girene kadar hep tehlikeli bir semt olarak kabul edilmesi gibi…

habitat 6

Beril Gür, Evden Sokak Fotoğrafları

habitat 7

Beril Gür, Evden Sokak Fotoğrafları

Sergi, İstanbul Modern’in fotoğraf galerisinde, 22 Mayıs 2016’ya kadar açık.

Keyifli gezmeler!

Bu yazı daha önce someartsystuff.co’da yayınlanmıştır.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?