Zürih’te bir Dublinli: James Joyce
Zürih’te yaşadığı dönemde maddi durumu düzelen James Joyce’un en çok gittiği kafeler; Cafe Terrasse, Pfauen Cafe (bugün iç tasarımı tamamen yenilenmiş ve Mövenpick restoran zincirine satılmış durumda) ve Cafe Odeon olur. Odeon dadaistleri ve Rus devrimci Vladimir İlyiç Lenin’i de ağırlar. Önceleri Terrasse’da takılan dada ekibi ise grevdeki garsonları desteklemek amacıyla Odeon’a taşınır. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun kurucusu Habsburg ailesinin isminin 11. yüzyılda Zürih’in batısındaki Habichtsburg (Kartal Kalesi) adından doğması de ilginç bir ayrıntı.
Patricia Highsmith ve Her Şeyin En İyisi
Polisiye romanlarıyla tanınan Patricia Highsmith ise Fort Worth, Texas gibi bir yerde doğmuş fakat hep Avrupa’nın büyük şehirlerinde yaşamayı hayal etmiş bir Amerikalı’dır. İki yıl boyunca dolaştığı Avrupa’da, Venedik’te iken sanat hamisi Peggy Guggenheim ve İngiliz yazar Somerset Waugham ile tanışır, Waugham Highsmith için meşhur sek martini’sini hazırlar. Yazar Zürih’te Bahnofstrasse’de dolaşırken adeta Amerika’da olduğunu düşünür. Mövenpick sandviç barında Amerikan aksanıyla İngilizce konuşan garson, birinci sınıf kalite süt, Kaliforniya’da üretilen ketçapla yapılan hamburgerler, otellerde ücretsiz sabun kalıpları, doğru düzgün çalışan merkezi ısınma sistemi Highsmith’i çok mutlu eder. Süpermarket Coop’a gittiğinde Amerika’ya göre bile daha çok çeşit olduğunu görerek şaşırır. Sayısız teneke gıdalar, şeffaf kağıda sarılı kurabiyeler, kahvaltılıklar, peynirler, etler, taze meyve ve sebzeler, sigaralar ve şekerlemeler yazarı kendinden geçirir.