Çok yetenekli,genç, mütevazi ve bir o kadar da yaptıkları işlerle beni kendilerine hayran bırakan çok özel insanlar hakkında yazmak hep çok keyifli olmuştur benim için.

İşte bu kişilerden aşağıda beraber resmimizin olduğu sevgili Jacqueline Roditi’yi tanıtmak istiyorum.

JKJacqueline, ilk fotoğraf çekmeye 14 yaşında babasının eşyaları arasında bulduğu bozuk bir Pentax’ı kurcalayarak başladığını anlattı bana.

Oyun ve heves olarak başlayan bu maceranın kariyerini oluşturacağını o zaman kim bilebilirdi ki?

Daha sonra lise yıllarına geldiğinde fotoğraf merakının amatör seviyeden daha profesyonel bir yola doğru çıkması gerektiğini düşünmüş ve hem yurt içi hem de yurt dışında çeşitli fotoğraf kurslarına katıldıktan sonra üniversite eğitimini bu yönde ilerletmeye karar vermiş.

2010 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi Fotoğraf ve Video bölümünden mezun olduktan sonra fotoğrafladığı kadın portrelerini soyutlayarak oluşturduğu illüstrasyonlarıyla ilk kişisel sergisini açmış.

Çoğunluğu kadın olan kalabalık bir ailenin ikiz çocuklarından biri olarak dünyaya gelen Jacqueline dört kız kardeş. İşlerindeki ilhamı, hem ailesindeki ağırlıklı dişi enerjiden dolayı kadınlara olan bağlılığından ve hem de kendi bağımsızlığına kavuşma arzusundan alıyor.

Jako

Siyah-beyaz ağırlıklı fotoğraflarında Andre Kertesz’den esinlenen Jacqueline, zamansız ve melankolik karelerini bir araya getirip kurgulayarak kendi hikayesini oluşturuyor.

O kadar etkilendim ki bana gösterdiği çoğu çalışmasından. Özellikle sevgili ailesinden ne kadar ilham aldığını anlatırken.

JR

Mesela, üniversite bitirme tezi “No Way Out” isimli çalışması normalden daha farklı. Kare değil de daire şeklinde fotoğraflardan oluşmuş. Fikir ise, kendini ruhsal olarak sıkıştığı mekanları fotoğraflayıp bir hikaye oluşturmaktan çıkmış. Sevgili anneannesinin mezarı, finallere çalıştığı uzun saatler dışarı çıkamadığı yatak odası gibi…

Okulun ardından ise Gina, Lucca, W Hotel, Mama Restoran gibi pek çok mekanda Pop-up sergilere katıldığını anlattı. Ve sergilenen fotoğraflarının hemen hemen hepsi çok beğenilip çoğu satın alınmış.

Jacqueline Roditi

Kendisi ile röportaj yaptığımız gün onunla ayrıldıktan sonra şans eseri arkadaşlarımla Kanyon Gina Restoran’da buluştuk. Fotoğraflarının karşısında oturduğumuz masada bana anlattığı her şey sanki hayat buldu gözümde. Masamızdaki herkese de kısaca anlatınca içeriklerini biz bayağı takdir ettik kendisini.

JR Figen

Asıl ben size çok beğendiğim ve onun ince, nostaljik biraz melankolik ama bir o kadar da derin ruhunu yansıtan iki fotoğraf projesinden daha detaylı bahsetmek istiyorum.

İlk çalışması 2013 yılında Mamut Project’de yer almış 18 parçadan oluşan “CYCLE OF LIFE”.

Bu proje her sene yapılan yeni yetenek keşif sergisi.

O sene yoğun başvurular arasından bu projeye katılmaya hak kazanan üç fotoğraf sanatçısından biri olduğunu belirtmeliyim kendisinin.

Serisini, artık hayatta olmayan büyük anne ve büyük babasının eski bir fotoğrafından yola çıkarak başlayıp David Hockney’nin “A Bigger Splash” isimli resminden esinlenerek fotoğrafladığı havuza atlayan bir erkek figürüyle bitiriyor. Yaşamımızı da ölümden ayırt eden şeyin aslında bu küçücük anlar olduğunu vurguluyor.

Daha sonra hayatın sona erip, sonsuzluğa karışmayı çağrıştıran siyah beyaz bir deniz fotoğrafı ile aynı fotoğrafın yeniden doğuş ve hayata dönüşü sembolize eden renkli versiyonuyla ikiye bölüyor.

İlk seride çürümeye bırakılmış üzümler terk edilmişliği ve yaşlanmış erkek organını simgelerken, ikinci seride ise kullanıldıktan sonra asılmış pembe iç çamaşırı dişiliği temsil etmekte. Ayağı sakat yaşlı bir adama karşı karşılık havuza atlayan genç bir erkek, terk edilmiş bir mekana karşılık ise yeni sevişilmiş bir yatak. Bu serginin tüm görsel detayları için resmi sitesine tıklamanızı rica ediyorum. Müthiş…

Diğer proje ise 2014 yılının Mart ayında Londra Candid Gallery’de ardından Daire Sanat’ta sergilenen ve çok başarılı bulunan “MEZZANINE” isimli foto kolaj çalışmaları.

Foto kolaj farklı fotoğrafların bir arada düzenlenmesiyle oluşturulan kompozisyon, Mezzanine ise ara kat demek. Jacqueline, bu sergiyi oluştururken Gezi olaylarından ilham almış. Foto kolaj sanatını çok büyük ustalıkla konuşturmuş.

Gezi Park’taki insanların oluşturduğu ağaç kökleri, AKM binası, tepesinde bağıran insanlar önünde ise Afrika’da fotoğrafladığı hayvanlar ve hiçbir şey duymayışları… Çok başarılı.

Ben bu şekilde ifade edilebileceğini hiç düşünememiştim o olayları. Ne yalan söyleyeyim bayağı etkilendim.Bu kadar genç biri ama çok derin bir bakış açısı var. Sergiye ait tüm görseller için buraya tık tık.

Kendisini bu özel, keskin ve derin bakış açısından dolayı gönülden kutluyorum. Bana yeni projelerini de gösterdi. Özellikle bir tane kolajı sergileyeceği zaman sanırım salonumun duvarına çerçeveleteceğim. Acayip etkilendim. Daha doğrusu bayıldım.

Jacqueline, bu özel çalışmalarının dışında portre çalışmaları, albüm kapak fotoğrafları profesyonel yemek fotoğrafları da çekiyor.

http://www.artnivo.com/Jacqueline-Roditi adresinden de Jacqueline’in fotoğraflarının bazı edisyonlarına ulaşabilirsiniz.

İnstagram hesabına da bir göz atın derim @jacquelineroditi

www.jacquelineroditi.com sitesinden resimler alınmıstır.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?