1900’lerin başında sanatın tüm alanlarında olduğu gibi kamusal heykelde de geleneksellikten uzaklaşma görülür. Bölgenin önemli şahsiyetlerini anma, onore etme gibi işlevler zamanla zayıflar ve heykeller kendi başlarına, biçimi, dili, bağlamı bakımından özgün yaratılar haline gelir. Bu heykelin ‘modernist’ olarak tanımlanmaya başladığı zamandır aynı zamanda.

Kamusal heykeller, izleyici ile izleyicinin yaşam alanında, onun isteği dışında, günlük hayatın içinde buluşur. Bu buluşma bir anlamda meydan okuyucu, zorlayıcı bir buluşmadır, öyleki izleyici dediğimiz kişi heykelin izleyicisi olmayı kendisi seçmemiştir. Bu durumda 20. yüzyıldaki kamusal heykel, onun iradesi ve isteği dışında onun yaşam alanı ve yaşadığı yerle ilgili yargılarda bulunan bir üç boyutlu yaratıdır. Bu yüzden hemen her yüzyılda çeşitli tepkilerin odağı olur.

Türkiye’de de kamusal heykellerin bölge sakiniyle ilişkisi bu vaziyette. Olanlar tepki çekerken, genelde de bu konu pek önemsenmiyor aslında. Bu konuda iki öne çıkan çalışma, 1950’de İstanbul’a 50 heykel yerleştirme etkinliği ve 1992’deki ‘açık alanlara 3 boyutlu çağdaş sanat yapıtları yerleştirme etkinliği’. Bu projelerin devamı veya bir algı değişimi yaratıp yaratmadığı tartışmaya açık. Hatta sergide eserleri yer alan Mehmet Aksoy’un yakın zamanda cumhurbaşkanıyla kamusal heykel projesi üzerine yaşadığı sıkıntı, tartışmayı bugüne taşıyabilir.

Bozlu Art Project, Saygı II sergisini bu çerçeve içinde oluşturmuş. Katalog metninde Nazlı Pektaş, Türkiye’de heykel ve anıtsal/kamusal heykel kavramlarından yola çıkıyor ve bu zamana kadar alanda yapılan projeleri kalıcılık/geçiciliğini sorguluyor. Bu sorgulama yapıladursun sergi kamusal alanın ötesinde sanat tarihimizde kalıcı olmuş, dokuz duayen sanatçıya odaklanıyor. Sanatçıların her biri farklı biçim ve dile sahip, bu yüzden sergi sanatçıları yakından tanımak için güzel bir fırsat. Sergide aşağıda bahsedeceğim sanatçılar haricinde Mehmet Aksoy, Rahmi Aksungur, Koray Ariş, Osman Dinç, Candeğer Furtun ve Seyhun Topuz’un eserleri bulunuyor.

respect2-1_5

Meriç Hızal, Çocuklar, 2013, dark olive taşı, paslanmaz çelik, Fotoğraf: bozluartproject.com

Serginin çıkış noktası olan kamusal alanda heykel konusuyla en çok bağdaştırdığım eserler Meriç Hızal’ın eserleriydi. Çocuklar ve Çocuk Gelinleri adlı eserlerinde Türk toplumundaki bazı değer yargılarının somut sonuçlarını döküyor önümüze. Kurbanlar ve başlarına gelenleri bir bir sıralıyor. Yuvarlak sert taşlar üzerine kelimeler kazıdığı heykelleri gerçekten bir meydana çok yakışırdı diye düşünüyorum içimden. O zaman kamusal heykelin bir işlevini daha tanımış olurduk, yüzleştirme.

201505041043_ali-teoman-germaner-aloc59f-zc3bcmrc3bcd-c3bc-anka-serisinden-from-the-phoenix-series-31-x-30-x-43-cm-bronz-bronze-2005

Zümrüd-ü Anka Serisinden, 2000, bronz, Fotoğraf: radikal.com.tr

respect2-1_1_1-2

Zümrüd-ü Anka Serisinden, 1994, bronz, Fotoğraf: bozluartproject.com

Aloş’un sergideki heykelleri sanatçının Zümrüd-ü Anka serisinden. Bronza mum eritme yöntemiyle şekil veren sanatçının genel ifade dilinde zaman ve kültürlerde gerilere giden imgeler oldukça baskın. Hitit, Yunan, Afrika ve çok daha fazlasından aldığı esinler bugüne uyarlanmış mitolojik figürler olarak karşımıza çıkıyor. Küllerinden tekrar doğma özelliğiyle bildiğimiz anka kuşu da sanatçının özgün dilinin bir parçası. Zamanları birleştiren bir anlayışla oluşturduğu heykellerinde anka kuşu politik huzursuzluklar çeken bir 2000’ler Türkiye’si için umut diliyor.

12654559_939062446176754_8077114555602792531_n1

Server Demirtaş, Dedikodu, 2015, motor, mekanik sistemler, delrin, polyester, Fotoğraf bana ait

Server Demirtaş’ın mekanik heykellerinde makine kullanımı ve hareket öne çıkıyor. Makine kullanarak yaptığı ‘kinetik heykel’lerinde ironik olarak insanı canlandırıyor. Makineler bir anlamda da sanatın teknolojiyle karışarak oluşturduğu yeni dönemin içinde yer alıyor. Fiziksel olarak belki yüzyıllar dayanamayabilir, kalıcı olamayabilirler. Fakat sanat ve teknoloji birlikteliğinin artık sanat tarihinde kalıcı olduğunu düşündürüyor…

Sergiye ek olarak sanatçıların atölyelerinde geçen bir belgesel ve eser okumaları bulunan sergi katalogu da hazırlanmış. İzlemeden, okumadan dönmemek lazım. Saygı II, 15 Mart’a kadar görülebilir.

Keyifli gezmeler!

Bu yazı daha önce ranakelleci.wordpress.com’da yayınlanmıştır.

Referanslar:
_Betsi Sullam, Tezler / 1960 Sonrası Kamusal Alanda Sanat ve “Geçicilik”, 2005, e-skop.com
_Ahu Antmen, Zamanların Belleği: Ali Teoman Germaner’in Yaşamı ve Sanatı, İş Bankası Kültür Yayınları, Mayıs 2007, İstanbul. alosgermaner.com
_Banu Çarmıklı, Server Demirtaş ve Kinetik Heykelleri, 2015, banucarmikli.com

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

FAVORİ YAZILAR