Kars: Doğu’nun En Büyüleyici Şehirlerinden Biriyle Karşılaşmak

Selin Tetik
SEYAHAT|4 Kasım 2026
Kars: Doğu’nun En Büyüleyici Şehirlerinden Biriyle Karşılaşmak

Kars uzun zamandır gitmek istediğim şehirlerden biriydi. Nedense Kars denince benim aklıma hep kış, kar, Doğu Ekspresi ve bembeyaz bir şehir geliyordu. Üç günlük kısa bir iş seyahati için gittiğim Kars’ta ise şehirle ilgili kafamdaki görüntünün aslında ne kadar eksik olduğunu fark ettim. Şimdi, size de anlatacağım.

Havalimanından şehre doğru ilerlerken taş binalar, geniş yollar ve o kendine has sakinlik hemen dikkatimi çekti. Daha ilk andan itibaren bir de insanların çok yardımsever ve güler yüzlü olması hoşuma gitti. Kars’ın bence en güzel taraflarından biri de bu oldu. Şehrin geçmişine biraz baktığınızda neden böyle farklı bir atmosfere sahip olduğunu da daha iyi anlıyorsunuz. Kars, tarih boyunca farklı toplulukların bir arada yaşadığı bir şehir olmuş. Özellikle 1878-1918 arasındaki Rus yönetimi döneminde Ruslar, Ermeniler, Yahudiler ve Malakanlar başta olmak üzere farklı topluluklar bölgeye yerleşmiş. Bunun izlerini bugün hala şehrin mimarisinde, mutfağında ve günlük hayatında görmek mümkün.

Bunları Da Okuyun
fullsizerender-2feaeb854639f11c08ff2c7837af7c70
Otel 1924 | Fotoğraf: Selin Tetik

Kars’ta İlk Durak: Otel 1924

Kars’taki üç günlük seyahatimiz boyunca Otel 1924’te konakladık. Otele yerleştikten sonra güne güzel bir kahvaltıyla başladık. Sonuçta Kars’a kadar gelmişken kahvaltıyı da es geçmek olmazdı. Özellikle bölgenin peynirleri ve yöresel ürünleri daha ilk öğünden kendini belli ediyor. Otel 1924; Kars merkezinde, tarihi dokusuyla öne çıkan butik bir otel. Geleneksel Kars mimarisinin izlerini taşıyan bu otel şehri keşfetmek için de mükemmel bir konumda yer alıyor. Otel, gastronomi anlamında da oldukça zengin. Gravyer Bistro ve Garmon Restoran otelin bünyesinde yer alıyor. Bu seyahat aynı zamanda baştan sona her detayının planlanmasında rol aldığım, işimin de bir parçası olduğundan benim için özel bir yere sahip oldu. Otel bölgede hem çok yeni hem de herşey özenle düşünülmüş. Otelin yetkilisi Gülcan Hanım sayesinde çok güzel bir konaklama deneyimi yaşadık. Baltık mimarisinden izler taşıyan otelin lobisinde yerel ve uluslararası sanatçıların eserlerinin sergilendiğini söylemeden geçemeyeceğim. Özellikle Ressam Nedret Sekban’ın ‘’Dağıstan Türkleri Göç Hikayesi’’ koleksiyonu dikkat çekiyor.

fullsizerender-b0b7137cfb4ea448f962149db98fb107
Otel 1924 | Fotoğraf: Selin Tetik

Kars’ın Tarihini Sokaklarda Keşfetmek

Kars’ta beni en çok etkileyen şeylerden biri, tarihin sadece müzelerde ya da ören yerlerinde karşınıza çıkmaması oldu. Şehir merkezinde yürürken Rus döneminden kalan taş yapılar, eski binalar ve farklı mimari detaylar sürekli burada öne çıkıyor. Özellikle 1878-1918 arasındaki Rus yönetimi döneminden kalan Baltık mimarisi, Kars’a Türkiye’de alışık olduğumuz şehirlerden oldukça farklı bir görünüm kazandırmış. İlk kez giden biri olarak bu farkı daha ilk yürüyüşte hissediyorsunuz.

fullsizerender-75675d274bffa3a5960e1fe7a7757227
Güvensoy Evi | Fotoğraf: Selin Tetik

Sokak Arasında Bir Hazine: Güvensoy Evi

Kars sokaklarında yürürken bazı binaların önünde ister istemez duruyorsunuz. Güvensoy Evi de bu yapılardan bir tanesi. 1897 yılında yapılan yapı, taş cephesi, büyük pencereleri ve ince işçiliğiyle hemen dikkat çekiyor. En sevdiğim tarafı ise özel olarak aramadan, şehrin içinde yürürken birden önümüze çıkması oldu. Ben de öylece geçip gitmek yerine biraz durup detaylarına bakarken buldum kendimi. Kars’ta böyle yapılarla karşılaşmak çok normal. Birkaç adım sonra başka bir tarihi bina çıkıyor karşınıza ve şehir merkezinde yürümek bile başlı başına bir keşfe dönüşüyor. Seyahat döneminizde bu ev müsaitse konaklama deneyimi de yaşamak mümkün olabiliyor.

fullsizerender-b1d47d240cfd6a7623a2b7bc2ba1105f
Pushkin Restaurant | Fotoğraf: Selin Tetik

İlk Akşamın Adresi: Pushkin Restaurant

Rus döneminden kalan tarihi bir binada hizmet veren restoranın atmosferi de yemekler kadar dikkat çekici. Yöresel yemekleri denemek için özellikle ilk akşam tercih ettiğimiz yerlerden biriydi. Kaz eti konusunda biraz çekimserdim açıkçası ama düşündüğümden çok daha fazla sevdim. Hangel de sofradaki favorilerimden biri oldu. Yemeğe Aşık atışması ve Kafkas gösterisi de eşlik etti. Yemek yerken bir yandan gösteriyi izlemek, akşamı biraz daha farklı bir hale getirdi. Bir de yemeğe eşlik eden Gürcü şarabı vardı ki tadı hâlâ damağımda.

Boğatepe’ye Doğru: Kars’ın Peynir Hikayesi

fullsizerender-8f5d1f741426741bb0977554b1129f74
Boğatepe Köyü | Fotoğraf: Selin Tetik

İkinci gün biraz daha erken başladık ve kahvaltının ardından rotamızı Boğatepe Köyü’ne çevirdik. Bu arada her şey spontane gelişmiş gibi görünmesin; programımız günler, hatta haftalar öncesinden hazırlanmıştı. Boğatepe de gitmek istediğimiz duraklardan biriydi. Kars denince akla gelen gravyer ve eski kaşarın arkasındaki üretim kültürünü yerinde görmek, şehir merkezinde peynir satın almaktan çok daha farklı bir deneyim. Boğatepe’de peynir üretiminin geçmişini ve köyün hikâyesini yakından görme fırsatımız oldu.

fullsizerender-e1936b5ba72f47f8979340d1f3bbd29b
Zavot Eko Müzesi | Fotoğraf: Selin Tetik

Zavot Eko Müzesi’ni de ziyaret ettik. 1880 yılında yapılmış eski bir mandıranın restore edilmesiyle oluşturulan müze, bölgenin peynircilik geçmişinin yanında bitki çeşitliliğine de dikkat çekiyor. Kars genelinde yaklaşık 1.729 damarlı bitki tespit edilmiş ve bunların 100’ü endemik olarak belirtiliyor. Boğatepe’de ise yaklaşık 650 farklı bitki türü bulunuyor. Burada, Kars’ın doğası ve üretim kültürüyle de ne kadar zengin bir şehir olduğunu burada daha iyi anladım.

fullsizerender-0dd6ca0043f793a30647c07a824840c6
Zavot Eko Müzesi | Fotoğraf: Selin Tetik

Gelelim, gravyer peynirine. Boğatepe’ye kadar gelmişken Koçulu Peynircilik’e uğramadan dönmek olmazdı. Buradaki peynir hikâyesinin geçmişi 19. yüzyılın sonlarına, İsviçreli peynir ustalarının Kars’a gelerek gravyer üretimini başlatmasına kadar uzanıyor. Zaman içerisinde bu üretim bilgisi bölge halkına aktarılmış ve bugün hala devam eden bir geleneğe dönüşmüş. Koçulu Peynircilik’te Boğatepe Gravyeri, eski Kars kaşarı ve Malakan peyniri öne çıkıyor.

Köyde Malakan Evleri’ni görmek de mümkün. Rusya’dan Kars’a yerleşen Malakanların kendi yaşam biçimlerini buradaki mimariye de taşıdıkları görülüyor. Evler genellikle sade, dikdörtgen planlı ve bir ya da iki katlı. Taş duvarlar, ahşap detaylar ve özellikle kış şartlarına uygun eğimli çatılar hemen dikkat çekiyor. Aslında bu evlerde gösterişten çok işlevsellik ön planda. İki katlı evlerde alt kat ahır veya kışlık depo olarak kullanılırken, yaşam alanları ise üst katta yer alıyor. Bugün çok azı özgün haliyle ayakta olsa da Boğape ve çevresinde bu yapıların izlerini görmek, burada yaşamış farklı toplulukların kültürlerinden de beslendiğini hatırlatıyor.

fullsizerender-a36b54c9ac19386fc12281f76ad79c74
Koçulu Peynircilik | Fotoğraf: Selin Tetik

Gravyerin benim için en güzel taraflarından biri ise sütün geldiği coğrafya. Yüksek rakımlı Boğatepe meralarında otlayan hayvanların sütü kullanılıyor. Bölgenin bitki çeşitliliğinin sütün aromasına, dolayısıyla peynirin tadına da yansıdığı anlatılıyor. Bizim için burası Kars’ın üretim kültürünü de tanıdığımız duraklardan biri oldu. Tabii Kars’tan dönerken bavula biraz gravyer ve eski kaşar koymadan ayrılmak da mümkün değildi.

fullsizerender-9eef2b01c282fafd5481c111a2abaf30
Koçulu Peynircilik | Fotoğraf: Selin Tetik

Çıldır Gölü

Çıldır Gölü’nü genellikle kış fotoğraflarından tanıyoruz. Donmuş göl, buz üzerinde yapılan aktiviteler ve kar manzaralarıyla aklımızda hep kış hali var. Biz ise yazın gittik ve gölü bambaşka bir şekilde gördük. Kars ve Ardahan arasında yer alan yüksek rakımlı gölün manzarası gerçekten çok güzel. Burada biraz durup etrafa bakmak, uzun yoldan sonra iyi geldi. Kars programında şehir merkezinden çıkıp doğayla baş başa kaldığımız bölüm de burası oldu.

fullsizerender-a2f02bb8a5a93cf63b4fcb5de880b92f
Çıldır Gölü | Fotoğraf: Selin Tetik

Öğle yemeğinde ise Atalay’ın Yeri’ne uğradık. Uzun bir rota içinde böyle bir yemek molası vermek günün temposunu biraz olsun yavaşlatıyor. Balık tercih etmek de güzel bir seçenek. Restoranın sahibi Atalay Abi’nin enerjisi ve güler yüzü de yemeğe ayrı bir keyif kattı. Bizi gerçekten çok güzel ağırladı. Bu restoranı diğer restoranlardan ayıran bir özelliği de uzun yıllar önce başlattıkları gelenek. Yıllar boyu ziyaret eden kişilerin yazdığı not kâğıtlarıyla dolu olması.

fullsizerender-29609bdce55daba9245bb9528ae4636a
Atalay’ın Yeri | Fotoğraf: Selin Tetik

Gastro Kars’ta Akşam Yemeği

Kars mutfağını sadece kaz eti ve peynirden ibaret düşünmemek gerektiğini burada daha iyi anlıyorsunuz. Menüde oldukça farklı seçenekler var. Evelik çorbası, kaz eti blini, piroşki, Azerbaycan lüle kebabı, pelmeni, Kars peyniri kızartması ve medovik denediklerimiz arasındaydı. Özellikle farklı mutfakların bir arada olduğu bu menü, Kars’ın geçmişindeki kültürel çeşitliliğin mutfağa da yansıdığını gösteriyor.

fullsizerender-9a919e5c05e1204edff197dbb47cd04f
Gastro Kars | Fotoğraf: Selin Tetik

Katerina Sarayı’nda Kars Gecesi

Gecenin devamında ise Hotel Katerina Sarayı’na geçtik. Kars Çayı’nın hemen yanında, Kars Kalesi’nin eteklerinde yer alan Katerina Sarayı, şehrin Rus döneminden kalan en dikkat çekici yapılarından biri. 19. yüzyılda Baltık mimari tarzında inşa edilen yapı, kesme taş cephesi ve büyük pencereleriyle oldukça etkileyici. 2017 yılından beri butik otel konseptinde hizmet veriyor. Tarihî bir yapının içinde, şarap ve canlı müzik eşliğinde devam eden gece seyahatin en keyifli bölümlerinden biri oldu. Hafif hafif yağan yağmur, ateş ve uzun sohbetler derken geceyi burada geçirmek Kars’a oldukça yakıştı.

fullsizerender-86a9402009d8961eed59a4c82ba2a54e
Katerina Sarayı | Fotoğraf: Selin Tetik

Sınırın Hemen Yanında Bin Yıllık Bir Hikâye: Ani

Kars’taki son günümüzü Ani Ören Yeri’ne ayırdık. Kars’tan yaklaşık 44 kilometre uzaklıktaki Ani, Türkiye-Ermenistan sınırının hemen yanında yer alıyor ve 2016 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmış. Orta Çağ’da İpek Yolu üzerinde önemli bir ticaret ve kültür merkezi olan Ani, farklı kültür ve dinlere ait yapıların bir arada bulunmasıyla da oldukça özel.

fullsizerender
Ani Harabeleri | Fotoğraf: Selin Tetik

Alana girdiğiniz anda karşınıza çıkan genişlik ve sessizlik bambaşka bir his yaratıyor. Ani’de gezerken farklı dönemlerden ve farklı kültürlerden kalan yapıların bir arada olduğunu görüyorsunuz. Ani Katedrali, surlar, kiliseler, Selçuklu Sarayı ve İpek Yolu üzerindeki köprü gibi yapılar, şehrin geçmişte ne kadar hareketli olduğunu düşündürüyor. Bugün ise geriye geniş bir coğrafyanın ortasında duran taş yapılar ve sessiz bir manzara kalmış. Kars’a gelip Ani’yi görmeden dönmek büyük eksiklik olur.

fullsizerender-ee9976531fa7107dbbf8c02f0d32ad82
Ani Harabeleri | Fotoğraf: Selin Tetik

Üç gün Kars’ı tamamen keşfetmek için tabi ki çok kısa. Ama şehirle tanışmak için güzel bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. Kars’a gitmeden önce aklımda daha çok kış görüntüleri vardı. Dönerken ise bambaşka bir şehir kaldı aklımda. Taş binaları, uzun ve sakin yolları, Çıldır’ın manzarası, Boğatepe’nin peynirleri ve Ani’nin sessizliğinin huzuruna bıraktı yerin Avrupa şehirlerinden sonra tarihi anlamda bende iz bırakan nadir şehirlerden biri oldu Kars. Yazılarımda genellikle Avrupa şehirlerine yer vermeme rağmen, açıkçası Türkiye’den bir şehri bu kadar uzun anlatacağımı hiç düşünmezdim. Ama Kars, gördüklerimi ve hissettiklerimi yazmadan geçemeyeceğim bir şehir oldu. Kars’a bir de kışın, Doğu Ekspresi ile gitmek sıralamalarım arasına çoktan girdi bile. Bu kez gerçekten o hep hayal ettiğim karlı Kars’ı görmek istiyorum.

Kapak Fotoğrafı: Selin Tetik

İlginizi çekebilir: Wander Magger’dan Sonbaharda Türkiye’den Rotalar

Yazı Yorumları (0)
Bu yazıya ilk yorumu siz yazın!