Aylardan martsa, yaza özlem tavan yapmışsa ve karpuz kabuğunun da denize düşmesine daha çok zaman varsa en huzurlu tatil rotasını anmak şart oldu demektir. Yıllardır aklımda olan ama bir türlü gerçeğe varamayan Kaş keşfini sonunda 2019 yazında gerçekleştirebildim. Şimdi ceplerimdeki, aklımdaki ve kalbimdeki Kaş notlarını paylaşma zamanı!

Kaş Gezilecek Yerler
Kaş Gezilecek Yerler | Fotoğraf: Unsplash / Konstantin Dyadyun

Kaş Rehberi

Kaş’ta Tekne Turu

Bu tatilde öğrendim ki Kaş’ın olmazsa olmaz listesinin en üst sırasında kesinlikle günlük yapılan tekne turları geliyor. Ne yapmadan dönmeyelim diyenlere; tekne turuna çıkmadan, o şahane koyları görmeden dönmeyin diyorum. Ben; “Aman çok kalabalık tekne olmasın, aman tüm şahane koylara uğrasın, aman yemekleri leziz yorumları iyi olsun…” diye uzun uzun araştırdıktan sonra Tripadvisor üzerinden  Bermuda Kaş Günlük Tekne Turları‘nda karar kılmıştım. Sağolsunlar “aman” ile başlayan tüm endişelerime ilaç oldular. Öncelikle teknedeki kişi sayısı tekne kapasitesinin altındaydı, yani metrobüs misali tıkış tıkış bir durum yoktu. Yemekleri inanılmaz lezzetliydi, tekne tertemiz ve fiyatları da oldukça makuldü. En güzeli de gittiğimiz koylarda en sakin köşeye demirlemeleri ve programdaki koy diğer tekneler nedeniyle çok kalabalık olduğunda orada durmayıp daha güzel ve sakin olanına götürmeleriydi.

Kaleköy
Kaleköy | Fotoğraf: Zeynep İmamoğlu

Tekne turunun ilk durağı olan İnönü Koyu‘nun daralan kısmından sanki mini bir kanyona çıkıyor gibi hissediyorsunuz kendinizi. Saklı bir yerler keşfediyormuş gibi heyecanlanıyor insan. İkinci durak olan Akvaryum‘sa Kekova Bölgesi’nin girişinde bulunan sonsuz bir özgürlük duygusu salıyor içinize. Sonra birden tarih sarıyor etrafınızı, teknenin kenarlarına doluşuyor herkes, Kekova Adası ve Dolkisthe Antik Kenti’nin kalıntıları resmen büyülüyor insanı. Sonra kaptan rotayı Kaleköy’e çeviriyor. Biz sıcaktan bayılma noktasına ulaştığımız için bir saatlik Kaleköy gezintimizde The I Am Here Cafe‘de şahane dondurmaların neredeyse hepsinin tadına baktık ve sahilden yürüyerek meşhur, Kral Kaya mezarını gördük. Fakat daha dayanıklı olanlar için Kaleköy’de tepenin üzerinde yer alan kale, ziyaretçilerine inanılmaz bir manzara vaadediyormuş.

Kaleköy
Kaleköy | Fotoğraf: Zeynep İmamoğlu

Kaş’a dair mutlakalar listemize; yolculuk öncesi araştırırken öğrendiğim Antiphellos Antik Tiyatrosu‘nu müsadenizle eklemek istiyorum. Burası, gördüğüm diğer antik tiyatrolardan farklı olarak deniz manzarasına sahip. Biz gün batımını izlemek için gittiğimizde bir evlilik teklifine şahit olmuştuk, belki sizlere de farklı süprizler hazırlar bu tarihi mekan.

Antiphellos Antik Tiyatrosu
Antiphellos Antik Tiyatrosu | Fotoğraf: Unspkash / mojowu

Kaş Plajları

Nuri’s Beach Konum

Kaş tatilimizi 4 gün gibi kısa bir zamana sığdırmak zorunda kaldığımız için sadece birkaç plaj önerisinde bulunabileceğim size. Bunlardan ilki Limanağzı Koyu‘nda bulunan Nuri’s Beach. Limanağzı Koyu’na ve buradaki beach’lere Kaş Merkez’den sürekli kalkan küçük teknelerle ulaşabiliyorsunuz. Koyda birden çok beach bulunuyor. Bizse tavsiye üzerine teknenin son durağı olan Nuri’s Beach’i tercih ettik. Oldukça geniş bir plajı var, personeli ilgili, yemekleri lezzetli ve porsiyonları büyük. Kaşarlı & mantarlı gözlemeyi yemenizi kesinlikle tavsiye ederim. Ayrıca kalabalıktan uzak olmak isteyenler için plajın en sonundaki şezlongların çok uygun olduğunu söyleyebilirim. Buranın bir başka güzelliğiyse denize girerken bir taraftan da Likya Kaya Mezarları‘nı izleyebiliyor olmanız. Ayrıca beach’in yanından başlayan yoldan giderseniz bu mezarları yakından da görebilirsiniz. 

Kaputaş Plajı Konum

Kaputaş Plajı
Kaputaş Plajı | Fotoğraf: Zeynep İmamoğlu

Kaş’a gelmişken Kaputaş Plajı‘na gitmeden olmaz. Bu plajın güzelliği, denizinin rengi, buz gibi suyu, dalgası zaten giden gitmeyen herkesin malumu. 🙂 Benim verebileceğim en önemli tavsiyeyse bayram seyran gibi kalabalığın bol olduğu bir dönemde gideceksiniz mümkün olan en erken saatte sahile gidip burada öğleye kadar vakit geçirmeniz. Bizim gidiş saatimiz biraz geciktiği için hem arabayı park edecek yeri hem de plajda oturacak şezlongları oldukça zor bulduk. Bir de buna sürekli tekrarlanan “Xxx plakalı araç sahibi…” ve sürekli gelen “Lütfen dubaları geçmeyelim!” anonsları eklenince çok da hayal ettiğimiz gibi olmadı.

Nur Beach Konum

Son olarak yapacağım plaj önerisiyse Kaş’ın ruhuna biraz aykırı olarak, daha bir Çeşme & Alaçatı’ya uygun, bol müzikli, yüksek enerjili bir yer. Plaj, kaldığımız otel olan Nur Beach Hotel‘in kendi plajı. Burası Kaş’ta enerjisi yüksek, yemekleri lezzetli ve kokteyl çeşidi bol bir plaj arayanlar için biçilmiş kaftan diyebilirim. Sadece otel sürekli dolu olduğu ve dışarıdan da müdavimi çok olduğu için yer bulması zor olabilir. Nur Beach’in tacolu tavuklu salatası (salata dediğime bakmayın, içinde cips var yani tam bir kalori bombası!) ve tatlı kokteyl sevenler için Nar Mojito ile Belveder Emotions seçenekleri kesinlikle denemeye değer. Deniziyse resmen buz gibi, aklınızda bulunsun.

Kaşta Ne Yenir?

Şimdi benim için her tatilin en can alıcı bölümü olan “Nerede ne yiyelim?” kısmına geldik. Buradaki önerilerimiyse en çok beğendiğimden başlayarak yazıyorum. 

L’apero    Konum

L’apero için Kaş’ta bir Fransız vahası da diyebiliriz. Bu mekan eşiyle birlikte Kaş’a yerleşen Fransız Şef Paul tarafından açılmış. Oldukça romantik bir ambiyansa sahip olan bu restoran, menüsünde Fransız mutfağı dışında da seçenekler de barındırıyor. Biz tercihimizi başlangıç olarak patlıcan feta ile mantar ve domates tarttan yana kullandık. Ana yemek olarak ballı hardallı tavuk, tatlı olarak da meşhur crem brule ve dondurmalı profiterol… Her denediğimiz tat bizi mest etti. Crem brule sevmeyen ben bile son kaşık için olay çıkaracak noktaya geldim. Rezervasyonun şart olduğunu da belirtmeden geçmeyeyim.

Zaika Ocakbaşı Konum

İkinci adresimiz ise Zaika Ocakbaşı. Zaika’nın kelime anlamı; tat alma kuvveti, dildeki hissiyat. Bendeki anlamıysa; kocaman, tam kıvamında aydınlatılmış (ne loş ne ışıl ışıl) bir bahçe, güler yüzlü çalışanlar, hızlı servis, kaliteli yemekler ve fahiş olmayan fiyatlar. Mezelerden, yeşilleme ve Antakya usulü zeytinlemeyi; ana yemek olarak ise löp et severlere baharatı fazla olmayan Zaikas’ı öneririm. Lezzetleri oldukça başarılı. Rezervasyon yaptırma gerekliliği yine burası için de geçerli. 

Mezetaryen Wine & Meze Bar Konum

Kaş’a gelmişken bir akşam rakı & meze yapmadan olmaz. Hamsiyle hemşeri olsam da benim için rakı & balık yalan, rakı & meze ise candır. Bunun için klasik meyhanelerinden farklı olarak Mezetaryen Wine & Meze Bar‘ı denemenizi tavsiye ediyorum. Buranın özelliği mezelerinin farklı ve kategorize edilmiş olması. Nasıl derseniz; rakı veya şaraba eşlik eden mezeler, sıcak veya soğuk mezeler, balık içeren veya içermeyen mezeler gibi… Mezelerden, sıcak olarak Arnavut ciğeri, soğuk olaraksa pancar muhammara ve simgesel ezmeyi denedik. Arnavut ciğeri için efsane, pancar muhammara ise çok orijinal bir lezzet diyebilirim. Ayrıca bağ bozumu adını verdikleri peynir & şarküteri tabağı da çeşitlilik bakımından mutlaka denenmeli. Mezetaryen hemen meydanda yer alıyor, oldukça ufak bir terası var meydana bakan, bu nedenle de mutlaka rezervasyon gerekli. 

Lily’s Corner ve Frida Pub Konum

Daha çok akşam tercih edilecek bu mekanların dışında bizim gibi bir öğlen Kaputaş’tan dönüp kendinizi başka bir plaja atmadan çarşıda bir şeyler atıştırmak isterseniz; şahane pizzalar için Lily’s Corner (ama dikkat edin açılış saat 13:00) ve klasik bir bira & patates molası için de Frida Pub‘ı önerebilirim.

Kaş’ta Nerede Kalınır?

Nur Beach Hotel Konum

Kaş rotası aklıma düştüğünden beri gözüme kestirdiğim Nur Beach Hotel gerçekten övgüyü hak ediyor. Küçük Çakıl Plajı’na çok yakın bir konuma sahip otelimiz manzarısıyla, tertemiz ve geniş odalarıyla, özel plajıyla, kahvaltısı, yemekleri ve efsane kokteylleriyle, en önemlisi otel sahibi Mehmet Bey’in sıcacık ilgisiyle gönlümüze taht kurdu. Bizim için olumsuz olan tek şeyse otelin özel plajının oldukça popüler olması ve otel misafirleri hariç de kullanılabiliyor olmasıydı. Çünkü kahvaltı esnasında o gün otel plajını kullanacağınızı belirtmediğiniz takdirde kahvaltıdan sonra plajda yer bulmak imkansız oluyor. Tabii hakkını yememek lazım; otel sahibi bu konuda da elinden geldiğinde yardımcı olmaya çalışıyor. Bir de özellikle öğleden sonra başlayan ve gittikçe yükselen müzik sesi, kitap okuma niyetlerinizi rafa kaldırtabiliyor, benden söylemesi. 🙂 

Son olarak; Uzun Çarşı‘da bir aşağı bir yukarı gezinmeyi, güzel dükkanlardan eviniz için birkaç hatıralık şey almayı unutmayın. Kaş’ın güzel havasını bol bol içinize çekip gördüğünüz tüm manzaraları hayali bir “click” sesiyle çekip aklınıza kazıyın. Kışı atlatmalık anıları ceplerinize doldurup “Yaz gelse de yine gitsek!” diyerek bir sonraki buluşmayı hevesle bekleyin.

Kapak fotoğrafı: Unsplash / Clay LeConey

İlginizi çekebilir: Canan Keles’ten Eylül’de Kaş Tatili