Her oyunun bıraktığı iz ayrıdır. Kiminde konuyu, kiminde kurguyu kimindeyse oyunun kendisini çok severiz. Bazı oyunlarda da en çok oyunculuğa hayran kalırız tıpkı Katil Joe’da olduğu gibi. Kendisi daha ilk dakikadan itibaren “eller yukarı!” dedi ve biz de önce harika bir oyunculuğunun sonra da çarpıcı hikayesiyle hızlı temposunun esiri olduk.

joe

Son iki sezonun en çok konuşulan oyunlarından Katil Joe‘yu seyretmeye başlar başlamaz kayıtsız şartsız teslim oldum. Beni esir eden hikayenin akışı ve finalinden ziyade oyunculuğuydu. Öncesinde oyunla ilgili kısa bir bilgi vermek gerekirse: Katil Joe, 1993’te Amerikalı yazar Tracy Letts tarafından yazılmış. Kara komedi niteliğindeki bu oyun, popüler kültürü sert bir şekilde eleştirirken para, uyuşturucu ve televizyona ibadet eden insanların yaşamlarını trajikomik bir şekilde anlatıyor. Oyunun prömiyeri 1993 yılında yapılıyor ve 2011’de de beyaz perdeye taşınıyor. 15 ülkede, 12 ayrı dilde sahnelenen Katil Joe, ülkemizde Engin Hepileri’nin kurduğu Tiyatro İN’in 2013’te sahnelediği ilk projesi oluyor.

joe3

Oyun, adı üstünde Katil Joe’nin işlemek üzere tutulduğu bir cinayeti anlatıyor. Yalnız bildiğiniz bir cinayet veya katilden çok daha farklı burada her şey. Aslında bu oyun ‘eller yukarı’ derken önce size bildiklerinizi unutturuyor. Bu bildiklerinizin başında aile kavramı geliyor. Çıkar, para ve ahlaksızlık üzerine kurulu bir aile var. Her aile ferdi, var olan değerleri daha da değersizleştirmek için elinden geleni yapıyor. Sevgi, saygı, anlayış gibi kavramlar evin kapısından içeri giremiyor bile. Önce baba kavramını sorguluyoruz. Kendi çıkarları hatta öncesinde boş zevkleri için ailesini satan ilgisiz bir baba beliriyor sahnede. Sonra da böyle bir babanın ürünü olan sevgisiz ve menfaatleri için her yolu mübah gören erkek çocuğunu… Evin kızı, bir bakıma kader mahkumu Dottie’ye acımaktan kendimizi alamıyoruz. Bir tek üvey anne bizi çok şaşırtmıyor. Türk filmlerinde gördüğümüz acımasız üvey anne profiline aynen uyuyor. Son olarak da Katil Joe bizi ters köşeye yatırıyor, bir katilden beklemediğimiz sevgi ve zekaya sahip olduğu için. Her ne kadar Joe sadece bir katil gibi görünse de, bu ailede herkes bir katil, aile kavramını acımasızca öldürdüğü için.

joe4

Oyun daha ilk sahnede sizi alıyor ve hızıyla da esir ediyor. Tansiyon tırmandıkça tırmanıyor. Neyse ki, bazı yerlerde espriler ve komik durumlar yaşandı da yüksek gerilim nedeniyle kalp krizi geçirmedik. Oyunun sonunda da öyle şeyler öğreniyoruz ki, ağzımız açık “nasıl yani?” diye soruyor ve öylece kalıyoruz. Final sahnesi yaşanır yaşanmaz, kör kurşuna gitmemek için koşarak uzaklaşıyoruz. Bu kadar canlı, bazı yerlerde kanlı geçen, hızlı kalp atışlarına hakim olamadığımız bir oyun izlediysek bunu en çok oyunculara ve oyunculuklarına borçluyuz.

joe2

Katil Joe’yu Engin Hepileri başarıyla canlandırmış. Bugüne kadar katiller biraz kirli ve serseri kılıklı insanlar olarak gösterilmiştir. Burada ise tam tersi, yakışıklı, iyi giyimli ve zeki. Engin Hepileri’yi dizilerde ve beyaz perdede değil de asıl sahnede izlemek ve oyunculuğunu capcanlı görmek gerekirmiş, onu anladım. Diğer taraftan beni en çok etkileyen oyunculardan biri de Taner Ölmez‘di. Medcezir’in iyi ve hayırlı evladı Mert, burada tam tersi bir karakterde karşımıza çıkıyor. Küfrediyor, içiyor, dövüyor ve ne kadar ahlaksızlık varsa hepsini yerine getiriyor. Aynı kişi olamaz dedim ve sonuna kadar nefes nefese izledim. 

joe5

Oyunda bana göre rolü en çok yakışan ise Defne Halman oldu. Bir üvey anne bu kadar mı sahici canlandırılır! Sevmediği bir kocaya, mümkünse kendi elleriyle öldürmek istediği iki üvey çocuğa sahip ve beraberinde her türlü hileyi kendine kılavuz yapmış bir kadın olarak “kötü üvey anne” tanımını bize yeniden anlatıyor. Oyunun en genç karakteri Pelin Abay, abartıdan uzak sessiz ve derin oyunculuğuyla alkışlarımızda yerini aldı. Benim favorim ise Mehmet Birkiye! Böyle bir baba düşman başına ama böyle bir oyunculuk da her tiyatroseverin başına diyorum. Oyunun üzerinden bu kadar uzun zaman geçmesine rağmen kumandayı elime her aldığımda hala kendisini hatırlıyorum. Oyuncuları bu kadar beğenmem boşuna değil tabii. Defne Halman ve Taner Ölmez’in başarıları zaten 14. Afife Ödülleri‘nde En İyi Yardımcı Oyuncu Ödülleriyle taçlanmış.

Mehmet Birkiye, oyunun yönetmeni olarak da alkışı hak ediyor. Oyunun bence oyunculuktan sonraki en başarılı ikinci unsuru ise ışık ve dekoruydu. Yansıtılan ışıklar ve efektler her sahneyi tamamlamaktan öteye geçiyordu. Cem Yılmazer, başka oyunlarda olduğu gibi beni yine kendisine hayran bıraktı. 14. Afife Ödülleri’nde en başarılı ışık tasarımı ödülü alması da bunun bir göstergesi değil mi zaten? Son olarak da Aslı Salarvan Cousens, çeviride oldukça iyi bir iş çıkarmış. Esprilerin hiçbiri çeviri kokmuyordu.

joe6

Katil Joe, yeni sezonda da bizi ters yüz etmeye başladı bile. Engin Hepileri’yle oyun öncesi yaptığım kısa röportajda, Tiyatro İN’in yeni sezonda Moda Sahnesi ve başka mekanlarda sahneleyeceği iki yeni oyunu için de hazırlık yaptığını öğrendim. Bu demektir ki, Tiyatro İN, en başta ve tabi ki heyecanla takip edilecek. Siz de bu arada Katil Joe’yu listenizin başına alın ve etkili bir oyunun esiri olmak için kendinizi şimdiden hazırlayın.

Fotoğraflar: katiljoe.com

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?