Yaratmanın en çarpıcı örneğini bize sunan, hikayeleri ile kendine çeken bir marka ve sahibi tasarımcı… Kreasyonlarını Ekay markası altında toplayan Evren Kayar, tasarımlarında zamansızlığı, yani retrofuturistik bir tarzı benimsiyor, geçmişin büyüsüyle yaşadığımız milenyum çağı arasında köprü kuruyor. ‘OTTOMAN REMIX 2000+’de bu tarzın izlerini taşıyor. Sizde takımyıldızınızı kendiniz oluşturup evreni kaydırmak istemez misiniz? O zaman maggerseverler sizi Evren Kayar ile sohbetimize davet ediyorum…

Evren Kayar’ın moda ve tasarım sektörüne giriş hikayesi nedir?

2000 yılında, Floransa’daki Scuola d’Arte ’de desen eğitimi aldıktan sonra İstanbul’a döner dönmez takı tasarımı üzerine çalışmaya başladım. Daha sonra farklı sektörlerde çalışmama rağmen, beş yıl önce EKAY markasını yarattım.

Markanı nasıl kurmaya karar verdin? Seni etkileyen veya teşvik eden unsurlar mı vardı?

Kendim için yaptığım takılarda çok beğenilmeye başlayınca bu da elbette bana cesaret verdi. Arhan’ın desteği bu işe başlamamda benim için çok önemli oldu. 2010 KasIm ayı itibariyle de Çukurcuma’daki mağazamı açtım. İstanbul’da dükkanımın dışında Beymen Blender Nişantaşı, İstinye Park ve Erenköy’de de satılıyor.

Takı tasarımını Türkiye’de ve Dünya’da kıyaslar mısın? Olumlu yönde ilerleme var mı?

Benim çizgisini çok beğendiğim takı tasarımcıları var Türkiye’de. Ayrıca geleneklerimiz çok zengin bence takı konusunda dolayısıyla iyi işler çıktığını düşünüyorum. Özellikle Kapalıçarşı gibi dünya çapında bir değer varken ülkemizde.

Koleksiyonlarının hikayesini nasıl oluşturuyorsun?

Aslında çıkan hikayeler benim kendi dönemlerimle de çok alakalı diye düşünüyorum. Takım Yıldızı koleksiyonu da yine benim astrolojiyi çok sevmemle, renklerle başlamış bir koleksiyon oldu ama tabii surreal takımyıldızlarını yaptım yani herkes görmek istediği gibi şekillendiriyor, hayatın içindeki gibi. Birebir şekillerini kullanmadım. Son koleksiyonum Kozmoz yine hayatın içinden gelen artı= eksi, büyüktür küçüktür işretleriyle zıtlıkların bütünlüğünü anlatmaya çalıştığım bir koleksiyon oldu. Sadece kristal kuvars ve onyx taşlar kullandım yani tamamen siyah beyaz bir koleksiyon oldu.

Sanatsal tasarıma yatkınlığın ile materyal bilgini harmanladığında farklı ürünler elde ediyorsun. Bunu yapabilecek yetenekte çok insan yok etrafımda. Peki, evde oturup ya da işi bırakıp eğitimini almadan ya da eğitim bile değil kendini geliştirmeden bu işi yapıp tasarımcıyım diyenler hakkında ne düşünüyorsun?

Her işte olduğu gibi bu işte de ben ekip işine çok önem veriyorum. Tasarlamak ve hayata bunu geçirebilmek çok önemli ancak bu işe yıllarını vermiş ustalar, tasarımcılar var. Dolayısıyla çok büyük cümleler kurmaktan hep çekinmişimdir. Yoksa beni rahatsız etmiyor. Çünkü her insanın üretme, yaratma duygusu güzel bir şey ama elbette çok tecrübeli, bu işe yıllarını vermiş tasarımcılar var. Tasarımlarını nasıl tanımlarsın? Bana göre biraz tarihten gelen Osmanlı ‘nın izlerini yansıtıyorsun. EKAY markasında hikayesi olan takılar var diyebilirim. Her koleksiyonu bir konsept üzerine kuruyorum, o konseptin içerisinde zaman içinde ilerliyorum. Tasarımlarımın zaman ve mekan kullanım yelpazesinin çok geniş olması, günün her saatinde rahatlıkla kullanılabilmelerini sağlıyor. Masalsı takılar yapmayı seviyorum.

Markanda 2012’ye hızlı girişimize yönelik projeler var mıdır?

Bu sene daha çok yurtdışı fuarları ve projeleri var. Mesela 16 Ocak’ta Berlin Fashion Week’te koleksiyonlarım sergilenecek. Hangi markanın danışmanlığını ya da tasarımlarını yapmak isterdin? Öyle bir hayalim olduğunu söyleyemem ama Victoire de Castellane ‘nin tasarımlarını yani Dior’ un mücevherlerini hep çok beğenmişimdir.

Teşekkürler!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?