New York aynı İstanbul gibi, sürekli bir hareket ve değişim içinde olan şehirlerden. Biz de devamlı değiştiğimizden herhalde, New York’a onlarca kere de gitseniz, yeni ilgilerinize, zevklerinize hitap edecek şeyler bulabiliyorsunuz. Geçtiğimiz ay, üçüncü kez bu şehre gelirken benim de aklımda onlarca plan vardı. Bol bol güzellik görmeye, şöyle ciğerlerimi doldurarak nefes almaya, keyif almaya yönelik bir programdı bu sefer, fotoğrafları ve küçük notlarıyla paylaşıyorum.

nyc 1

Rooftopping!

Baharda New York demek, teras demek! Güneş batarken şehrin panaromasını izleyerek kadehinizi yudumlamak tatilin ‘ne iyi ettik de geldik be!’ anları olacak.

nyc 2

nyc 3

Cornelia Parker’ın dev yerleştirmesi, Transitional object (PsychoBarn)

Metropolitan Müzesi de mekana özel bir eserle beraber terasının açılışını yapmış. Terasta 31 Ekim’e kadar sanatçı Cornelia Parker’ın Psycho filmindeki oteli birebir ve aynı boyutlarda canlandırdığı yerleştirmesini görebilir, happy hour tadında bir akşamüstü geçirebilirsiniz.

nyc 4

Geldiğinizi önündeki uzun sıradan anlayabileceğiniz Le Bain şehrin en rağbet gören kulüplerinden biri. Havaların ısınmasıyla happy hour’larına start veren mekanda Mona Lisa’nızı yudumlayıp sağınızda Hudson nehri, solunuzda gökdelenleri izleyebilirsiniz. Mekan son derece kalabalık ve gay popülasyonu çok fazla. Daha salaş, piknik tadında bir program için 6’dan önce giderseniz yapay çimle kaplı terasında şezlongunuzda oturup, krep yiyebilirsiniz.

Ayrıca mekanın alt katında yani kapalı olan bar bölümünde aynı muhteşem manzara, günbatımının şişelerden yansıyan turuncu ışıkları, bol enerji ve müzikle birleşiyor. Tuvaleti bile manzaralı, bilginize.

Lise arkadaşımızla bir akşam yemeği için buluştuğumuz Catch NYC ise, deniz ürünleri seviyorsanız harika opsiyonlar sunuyor. Ben nefret ettiğimden ‘lobster mac and cheese’in ıstakozunu çıkartarak sipariş ettim, ve muhteşemdi. Şehrin hipster-ish bölgesi, Meatpacking District’teki bu restoran için mutlaka rezervasyon yaptırın. Sadece içerisi için rezervasyon alıyorlar ama hafta içi giderseniz yüksek ihtimalle terasta da yer bulup geçebilirsiniz.

Şehrin Yerlisiymiş Gibi Bir Havalar

nyc 5

Bir akşamı Lincoln Center’da bir bale/opera gösterisine ayırmanız şiddetle önerilir. Tatilin havasını değiştiriyor, şehrin yerlisi gibi hissettiriyor. Özel bir ilgim olmamasına rağmen, NYC Ballet’in, Çaykovski’den sessiz bale’ye, farklı yorumlarını izlemek çok keyifli ve farklı bir tecrübeydi.

Sonrasında midesi kazınanlara çare hemen yolun karşısındaki İtalyan restoranı Fiorello’s. Gösteriden çıkmış şık giyimli insanlar ve mekanın 1940’ları andıran ağır dekoru altında pizzanızı yerken bir yarım asır kadar geriye gidiyorsunuz.

‘Bale beni bayar’ diyenlere; New York’ta etkinliklerin biri bitmeden diğeri başlıyor, sinema, müzik festivalleri, workshoplar radarınızda olsun.

Sanat Rotaları

New York sanat açısından gerçek bir hazine. 20. yüzyıl boyunca sanat tarihinin birçok önemli olayı bu şehirde doğup parlamış. Dünyanın en iyi, en büyük müzeleri, en ünlü galerileri, en önemli koleksiyonları bu şehirde yerleşmiş. Sanata özel bir ilginiz olmasa dahi planlarınıza en azından bir müze gezisini mutlaka koymalısınız derim. Zaten bir çoğu Museum Mile denilen alanda toplanıyor. Bu bölge Upper East Side’da bulunuyor.

nyc 6

nyc 7

Metropolitan Müzesi 5000 yıllık insanlık tarihini muhteşem klasik binasında bir araya getiriyor. Müzeyi birkaç saat içinde bitirmeniz imkansız, o yüzden tavsiyem katalogdan ilginizi çekebilecek 1-2 bölümü seçip onlara odaklanmanız. Afrika sanatlarının, modern & çağdaş sanat koleksiyonunun ve 19-20. yüzyıl dekorasyon anlayışının yeniden canlandırıldığı odalar muh-te-şem.

nyc 8

Metropolitan Müzesi’nin yakın zamanda yeni bir mekanı daha açıldı. Sert hatları ve taş yüzüyle Bauhaus esintili bir binada hizmet verecek olan Met Breuer sadece modern ve çağdaş sanata odaklanacak. Eğer İngilizce probleminiz yoksa ücretsiz sergi turlarına katılmak müzedeki vaktinizi en verimli geçirme yöntemi. Kısıtlı vaktiniz varken her eserin altındaki bir paragraflık yazıları okumak tat kaçırıyor.

Bu sefer gezmemiş olsam da MoMa’da Picasso’lara ve modern sanatın en iyi isimlerine doyabilirsiniz. Guggenheim, Frick Collection ve Neue Gallerie civardaki diğer iyi opsiyonlar.

nyc 9

nyc 10

Garry Simmons’ın yerleştirmesi, Line up, 1993

nyc 11

Duane Hanson’ın hiper-realist heykeli, Women with Dog, 1977

Whitney Müzesi’ne ise Meatpacking bölgesinde geçirmeyi planladığınız bir gün içinde yer verebilirsiniz. Müze yeni taşındığı aydınlık binasında Amerikan modern ve çağdaş sanatına odaklanan programlar düzenliyor. Terasında kahve molası verebilir, sonrasında Highline Parkı’na geçip sanat turuna devam edebilirsiniz.

Programınızı çizmeden önce müzelerin güncel sergilerini, sergi turu programlarını ve giriş ücretini websitelerinden kontrol edebilirsiniz. Örneğin diğer çoğu müzenin aksine, Metropolitan ve Met Breuer’da girişte istediğiniz rakamı ödüyorsunuz.

nyc 12

Tony Matelli’nin insan boyutlarındaki uyurgezeri, Sleepwalker, 2014

nyc 13

‘Valla müzelere kapanamam’ diyenler için harika iki alternatif, Public Art Fund’ın şehrin çeşitli bölgelerine yerleştirdiği çağdaş sanat eserleri ve eski bir tren yolunu park ve sergi mekanına çeviren Highline Park olacaktır. (Bu iki kamusal sanat projesini detaylı olarak bu yazımda anlatmıştım.)

Sokaklarında Dolaşmalık

nyc 14

nyc 15

Meatpacking, Soho, West Village ve Nolita, kırmızı tuğlalı binaların yangın merdivenlerine oturup varoluşsal krizler içinde sigarasını tüttüren tipler görebileceğiniz hipster semtlerinden. Butikler, konsept mağazalar, şık ama salaş cafeler, barlar, sokak sanatı ve creative-type insanıyla sokaklarında dolaşmaktan keyif alacağınız garanti.

nyc 16

Tokyo Bikes, tasarım bisikletler satan, hatta içinde küçücük bir fotoğraf sergisi bile bulunan çok şeker bir mağaza

nyc 17

Meatpacking’de alışveriş için, oranın Souq’u diyebileceğimiz Artists & Fleas’ı karıştırabilir, aynı binanın içinde kocaman bir yemekhaneyi andıran Chelsea Market’de karnınızı doyuracak lezzetli alternatifler bulabilirsiniz.

Processed with VSCO with hb1 preset

Processed with VSCO with hb1 preset

nyc 20

Manhattan yarımadasının dışına çıkarsak, Brooklyn son yıllarda oldukça hareketli. Brooklyn’in öne çıkan semtlerinden Williamsburg ise, maalesef Instagram’da Çizenbayan’ın fotoğraflarında bahsettiği kadar görülmeye değer bir yer değil. Birkaç kafe, bir muhteşem market ve başarılı sokak sanatı örnekleri dışında pek hareket yok. Gün içinde gittiyseniz birkaç saat içinde ‘Ee, ne yapacağız şimdi?’ diye kalabilirsiniz. Fakat Ortadoğu esintileri taşıyan Cafe Magador’da Amerikan kahvaltısının dibini bulabilir, tıkabasa doyduktan sonra, orta-az şekerli ayrımını bilmemelerine rağmen, bir Türk kahvesi içebilirsiniz.

Akşam içinse iyi müzik alternatifleri bulunabilir. Bir de biz gidemedik ama siz gidin diyeceğim bir yer var, Wythe Hotel’in teras barı.

nyc 21

Son olarak, yine Williamsburg’de bulunan Bedford Cheese Shop’daki her ürünün ambalajına aşık olabilir, İstanbul’a götürürken erir mi, bozulur mu korkularıyla cebelleşebilir, en azından buradayken tüketmek için harika ürünler alabilirsiniz.

nyc 22

Faydalı Bilgiler

_Fotoğrafların hepsini iPhone’a takılan Olloclip Ultra-wide angle ve telephoto lenslerle çektim. İnanılmaz pratikmiş, ayrıca omurga dostu.

_Yol tariflerini gerçek bir kurtarıcı olan Google Maps’den bulabilirsiniz. Yol tarifi için internet gerekiyor. Ama istediğiniz bölgenin offline haritasını indirirseniz, internet yokken de GPS çalıştığından bulunduğunuz yeri saptayabilirsiniz.

_Uber çok iyi çalışıyor. Taksilere binip aksiyon yaşamaya-çünkü dünyanın her yerinde taksici, taksicidir-gerek yok. Uber Pool kullanırsanız yolda başkalarını da alıp ücreti azaltabilirsiniz.

_Ev tadında ve merkezi bir otel arıyorsanız önerim Aka Residences. Sabah kahvaltınızı mutfağınızda hazırlayabilir, jetlag olup uyuyamayınca iki adımda Central Park’a inip koşu yapabilirsiniz.

_Bir hatırlatma, restoran ve cafelerde bahşiş zorunlu. Hatta takside bile.

Keyifli gezmeler!

Bu yazı daha önce ranakelleci.wordpress.com’da (The Artsy Blog) yayınlanmıştır.

Fotoğraflar: Rana Kelleci

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

FAVORİ YAZILAR