Bu kısa ama macera dolu hikaye, sadece çocuklara değil büyüklere de çok güzel mesajlar veriyor. İsminden de belli olduğu üzere kıskançlık duygusunun nasıl bir şey olduğu, aslında olmaması gerektiği, bu duyguyu besleyen kişinin kendisine ve çevresine zararlar vereceği ve kimseye bir faydasının dokunmayacağını öğretiyor. Sumru’nun isyanı da bunun en güzel göstergesi: ‘Bunu yapmaya hakkın yok’ diyordu, gökyüzüne doğru seslenerek ‘sırf saçlarımı kıskandın diye insanları ışığından yoksun bırakman doğru değil’. İşin en güzel tarafı ise çocukların gözünden büyüklerin birtakım davranışlarının da gereksiz ve anlamsız olduğunu görüyoruz. Kitabı okurken ayrıca kararlı olmanın, zorluklarla mücadelede cesaretle hareket etmenin, gerektiğinde hakkımızı aramanın, yapılan iyiliklerin her zaman bir karşılığını bulmasının, en önemlisi de dostluğun ve ailenin her şeyden değerli ve öncelikli olduğunu öğreniyoruz.

Kitabın dili, bir çocuk kitabı olduğu için oldukça sade ve akıcı. Çocukların rahat okuması ve anlaması için cümleler kısa, tasvirler çok açık. Kitabın bazı bölümlerinde de çeşitli illustrasyonlara yer veriliyor ve bu hikayenin okunmasını daha hareketli ve sürükleyici kılıyor. Kahramanları ve olayları anlatan tüm illustrasyonlar, Yusuf Tansu Özel tarafından kendi zihninde gördüğü haliyle resmedilmiş. Özellikle de çocuk okuyuculara söz konusu sahneleri, kahramanları ve olayları gözlerinin önünde canlandırmaları için de yardımcı oluyor. Tuna Kiremitçi, oğlu Can’ın kendisiyle bu kitapla ilgili yaptığı röportajda illustrasyonlar hakkında ise şunları anlatıyor: