Kurtlarla Koşan Kadınlar: İçgüdüsel Benzerlikler Üzerine

Clarissa P. Estes’in yazdığı Kurtlarla Koşan Kadınlar, vahşi hayat ve vahşi kadın felsefesinden yola çıkarak kadınların özlerine ulaşması yolculuğunu öykülerle anlatmaya çabalayan bir eser. Kadınların vahşi bir kurtla örtüştüğü fakat uzunca bir süredir asıl özlerinden koparıldıklarını ve özlerini kaybettikleri için kendilerini güçsüz, boşlukta ve işe yaramaz hissettiklerini veya hissettirildiklerini vurgulamaya çalışıyor. Kurtlar ile kadınların aynı ruhsal karakteri paylaştığını, keskin bir duyarlılık, yoğun bir kendini adama kapasitesi, sezgilerinin güçlü oluşu gibi birçok benzerlikle ve birçok mitolojik öykü ile konu alıyor. Özellikle kadınsı içgüdü üzerinde duran ve içgüdüsel olanın soyunu kurutan ifadesiyle kurtların ve kadınların birer hedef haline geldiğini ve ikisinin de kendilerini yanlış anlayanlar tarafında yok edildiğini dile getiriyor.

“Vahşi kadını yeniden çağırmak istiyorsanız, tutsak olmayı reddedin. İçgüdüleriniz dengeye ayarlanmış olsun. Beğendiğiniz yere atlayın, dilediğinizce havlayın, var olanı alın, etrafınızdaki her şeyi keşfedin, bırakın gözleriniz duygularınızı göstersin, her şeye baksın, görebileceklerinizi görsün. Kırmızı ayakkabılarla dans edin, fakat bunların, ellerinizle yaptığınız ayakkabılar olduğundan emin olun. Yaşam dolu bir kadın olacağınıza söz verebilirim.” diyor kitabın yazarı… Aslında hislerimize ve içgüdülerimize kulak verdiğimizde içimizdeki duyguların bizi gerçekliğe götürdüğünü, fakat dış görünüş, maddiyat, önyargı, bastırdığımız duygularımız veya hayallerimizi süsleyen bambaşka şeylerle kendimizi avutup, gerçekten ne istediğimizi unutuyor veya unutturuluyoruz. Sosyal medyanın, başkalarının ne düşündüğünün ve bu kapitalist düzenin bizi içine çekmesine izin veriyoruz.








