İkincikat Tiyatro'dan Adil Bir Yorum: LET

İkincikat Tiyatro, yazın başlattığı Yarının Oyunları projesinde üçüncü olarak LET isimli oyununu sahneledi. Konusunun işlenişi farklı, oyuncuların performansı başarılı ve dekoruyla da oldukça havalı bir oyun olmuş. Sahneler, düşündüğümüz kurgudan ve akıştan uzak hatta biraz kafa karıştırıcı biçimde yerleştirilmişti. Dolayısıyla da terazinin dengesi zaman zaman değişti. Oyunun başında ve sonunda kefeler eşit, ikisinin arasında ise bir aşağı bir yukarı gidip geldi. Oyunu izlemek için en önemli nedeniniz konusundan ziyade akışı, oyuncuları ve bir de, dekorla ne kadar harikalar yaratıldığını görmek olmalı.

Öncelikle, konunun adalet olduğunu öğrenince herkes gibi ben de klasik bir akışta yani giriş, gelişme ve sonuç bölümleriyle oyunun ilerleyeceğini ve adalet konusunun bir hukuk davası eşliğinde verileceğini düşünmüştüm. Oyunun açılışıyla birlikte, kesin şimdi bir olay yaşanacak, kavga, kıyamet kopacak, sonra cinayet olacak veya oyuncular, bir haksızlığa kurban gidecek diye bekledim. Oyun ilerledikçe de ne kadar yanıldığımı anladım. Oyundaki ilişkilerde, diyaloglarda, bakışmaların arasında adalet bunun neresinde diye sorguladım durdum. Bu arada oyun, bizi Gezi Parkı’na da götürdü ve adaleti bu sefer de parkın içinde, olaylarda ve isyanlarda aradım, doğru deliller toplamaya çalışarak. Sonuç olarak da oyunda ben kendime göre adaleti bulmaya çalıştım. Adaletten ziyade adil olmaktı, asıl bize göstermek istedikleri. Oyunu, temanın işlenişi bakımından epik tiyatro türüne yakıştırdıktan sonra kendime göre bir takım anafikirler de çıkardım. Mesela, adaletin bu mu dünya, herkesin adaleti kendine gibi. Benimkinden farklı dersler çıkaranlar olabilir, bir kez daha izlesem bu sefer bambaşka fikirler de edineceğim ve hatta öncesinde de adaleti daha farklı açılardan arayacağım kesin. Tüm bu kafa karışıklığı için de Sami Berat Marçalı’yla birlikte oyunun yazarlarından Özer Arslan’ı, yönetmenlerinden Onur Karaoğlu’nu alkışlamam gerekiyordu, ben de aynen öyle yaptım.











