Tiyatro sezonunda oyun izleme maratonuna heyecanla devam ederken Devlet Tiyatroları’nı es geçmek olur mu? Tabii ki olmaz! Özellikle de programda bir Muzaffer İzgü oyunu varsa asla atlanmamalı. Lütfen Kızımla Evlenir misiniz? isimli oyun bugüne kadar izlediğim en sıcak ve en naif oyunlardan biri olarak notlarımın arasında yer aldı. Bir oyun ancak bu kadar eğlenceli ve oyunculuk da ancak bu kadar keyfili olabilirdi!

lke-7

Muzaffer İzgü’nün 1977 yılında yazdığı Lütfen Kızımla Evlenir misiniz? oyunu geçen sezon Devlet Tiyatroları’nda yeniden hayat buldu. İlk olarak 1996-98 yıllarında Kent Oyuncuları tarafından sahneye konulmuş. Yıldız Kenter ve Kadriye Kenter anne-kız rolünü oynarken de Şükran Güngör de tesisatçı rolündeymiş. Daha sonra da 2006 yılında da Üstün Asutay ve Emre Kınay tarafından sergilenmiş. Bu kez sahnede Hanife Şahin ve Hülya Çelik Kalebayır var.  Oyunculuklarıyla ve günümüze uyarlamasıyla Devlet Tiyatrosu’na yakışan ve hep o beklediğim tadı veren bir oyun olmuş.

Oyunumuzun konusu, adından da anlaşılacağı üzere tek derdi ve gayesi kızına bir koca bulmak olan anne ile ısmarlama evliliği reddeden kızının çatışması üzerine kurulu. Bundan 37 yıl önce yazılmış bir oyun var ortada ancak bu muhabbette bir değişim henüz söz konusu değil. Halen annelerimizin ve büyüklerimizin mürüvvetimizi görme arzusu aynı şiddette devam ediyor. Muzaffer İzgü’nün ustalığı da bu olsa gerek.

lke-4

Kocasını beş yıl önce kaybeden annemiz, bir yandan günlük rutininde hayatına devam ederken, kocasıyla konuşmayı, yemek ve kahve yapmayı ihmal etmezken bir yandan da ölmeden önce kızını başgöz etme çalışmalarını sürdürüyor. Tabii amacına ulaşmak için de her erkeği dört dörtlük potansiyel bir damat olarak görüyor. Hem komşusuyla hem de her tanıştığı kişiyle de kızına koca bulmak için işbirliği yapmaktan hiç çekinmiyor. Evde kalmış kız lakabına aldırış etmeyen, aynı zamanda mahalle ve toplum baskısına isyan bayraklarını açan Nurhayat annesinin çalışmalarından nasibini fazlasıyla alıyor. Kimi yerde anneye katılırken çoğu yerde de kızının tarafına geçtim. “Nedir bu bekar kadınların çektiği” diye iç geçirip “Diren Nurhayat!” dedim.

Tüm oyun boyunca da erkekler, ilişkiler, evlilikler ve beklentiler ile toplumun bu kavramları nasıl şekillendirdiği mizahi bir üslupla bize sunuluyor. Sevgi, aile, aşk kavramları da unutulmuyor. Ortaya da mutlu sonla biten, içimizi ısıtan sımsıcak bir oyun çıkıyor ve yüzümüzde tatlı bir tebessüm bırakarak bizi uğurluyor.

lke-2

Oyunculara gelince ilk olarak birçok açıdan aynı duygu ve düşünceleri paylaştığım ve kendimle özdeşleştirdiğim Nurhayat’ı canlandıran Hülya Çelik Kalebayır’la başlamak istiyorum. Toplumun zorla yapıştırdığı evde kalmış kız sıfatını abartıya kaçmadan ve inandırıcı bir şekilde taşıyor. Birçok sahnede kendisinin yanında olmak istedim. Tesisatçı rolündeki Ali Ersin Yenar, oyunun bana göre en kilit karekteriydi. Onun eğlenceli diyalogları ve oyunculuğu olmasaydı bu kadar çok gülemezdik sanırım. Böyle bir tesisatçı dostlar başına mı, düşman başına mı bilemedim, bu kararı izledikten sonra size bırakıyorum. Diğer iki erkek oyuncu, Ahmet Dizdaroğlu ve Mustafa Lebip Gökhan da kadın egemenliğindeki bu oyunda kendi sahnelerinde varlıklarını gayet güzel şekilde gösterdiler. İlk defa kendilerini bir oyunda gördüm ve bundan sonra da başka oyunları olsun, yine koşarak izlemeye giderim.

lke-1

En son ve en büyük alkışım, anne rolündeki Hanife Şahin’e! Bir anne bu kadar tatlı, bu kadar komik ve bu kadar başarılı mı canlandırılır! Tüm oyun boyunca yani yaklaşık iki buçuk saatlik uzun süre boyunca bizi canlı tuttu, yetmiyormuş gibi gülmekten yerlere yatırdı. Bir dans bölümü var ki, kendimi sahneye atıp beraber oynamamak ve sonra da sıkı sıkı sarılmamak için zor tuttum. Oyunculuğu tek kelimeyle müthişti diyorum, başka bir şey demiyorum.

lke-9

Son olarak oyunun yönetmeni Mutlu Güney’in ve oyunu günümüze uyarlayan herkesin eline sağlık. Daha önceki uyarlamadan farklı olarak teknolojiyi çok fazla oyuna yedirmeden aynı mektup detayı kullanılarak oyunun dengesi korunmuş. Bu oyunda yalnızca hayatı akışına bırakmanın önemini değil aynı zamanda yeni bir kelime de öğreniyoruz: “hötörüf”. Böylece sözcük dağarcığımız da genişliyor.

lke-5

Eğer siz de “ne zamandır şöyle güzel ve keyifli bir oyun izlemedim” diye düşünenlerdenseniz, Lütfen Kızımla Evlenir misiniz? tam size göre.  Oyunu tam anlamıyla seyretmeniz açısından salon olarak Cevahir’deki Devlet Tiyatroları’nın salonlarını seçmeniz tavsiye olunur. Oyunculuğundan hikayesine, esprilerinden kahkahasına kadar her açıdan dopdolu bu oyun kaçmaz. Şimdiden iyi seyirler!

Fotoğraflar: http://www.devtiyatro.gov.tr/

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN