theMagger 3 yaşında!

Yazma tutkusunu paylaşmak için 3 yıl önce bir online dergi olarak hayata geçen theMagger’ın 3. yaşını kutlarken, yaşamakla kalmayıp uzun zamandır sayfalarımızı dolduran magger’lara magger olmayı ve kendilerini sorduk.

Unutmayın, siz de yaşadıklarınızı paylaşmak istediğiniz anda magger olup, aramıza katılabilirsiniz!

Gülfem Karcı

gulfem karci 2

Mühendislik eğitimi sonrası, yönetim danışmanı olarak çalışıyor. Hayatın her anını dolu dolu yaşamak konusunda uzun yıllardan beri kendine verdiği bir söz olduğu için, yeni ülkeler, mekanlar ve özellikle de müzikler keşfetmekten son derece zevk alıyor. Pilates ve Flipboard son zamanlardaki en büyük gözdeleri; yaklaşık iki yıldır da “her hafta 1 kitap” değişmeyen mottosu.

Neden magger’sın? 

Ben, az bilinen bir şarkıyı ya da mekanı keşfedince, “aman kimse bilmesin” diye düşünüp, kendine saklayan insanlardan olamadım hiçbir zaman. Daha çok, bana zevk veren şeyleri yakınlarımla paylaşıp, onların tepkilerini incelemekten zevk alan bir insanım. Yani en kısa haliyle, merakım ve yıllarca çevremdeki insanları spam’lemem sebebi ile magger’ım aslında. Keşfetmeyi her zaman çok sevdim; yeni yazarları, yeni grupları, yeni mekanları… Keşfetmekten daha çok sevdiğim şey ise, keşfettiğim şeyleri insanlarla paylaşmak, onlara önerilerde bulunmak. Öyle ki, lisede bir ara kişilere özel playlist hazırlar hale gelmiştim. Eğer, bana haz veren şeyler, başkalarını da biraz olsun mutlu edebiliyorsa kendimi misyonumu tamamlamış hissediyorum. İşte, tam olarak birbirinden güzel insanlarla paylaşımlarda bulunabildiğim için magger’ım. theMagger sayesinde, hayatımın her dakikasına daha özen gösterip, daha da titizleniyorum aslında, ola ki paylaşabileceğim bir şey çıkar diye. Her yazımdan sonra yakın çevremden aldığım güzel tepkiler ve yorumlar da beni her daim gülümsetmekte. theMagger, hayatıma hiç bitmesini istemediğim bir renk kattı yani.

theMagger ile nasıl tanıştın, yazmaya nasıl karar verdin?

2011 yılı sonlarında bir gün, Türkçe dergi ve blogları araştırırken, online bir derginin varlığından haberdar oldum. Sitesine girdim, eski birkaç sayıyı indirdim ve okumaya başladım. O zamanlar, theMagger’da 4 farklı online dergi yayımlanıyordu ve hepsine tek tek aşık olmuştum. Tam da kişisel blogumda “deneme 1-2” modundaydım. Derken, 2012 başlarında kendimi theMet’in bir parçası olarak buldum, yazdığım ilk sayıyı hatırlıyorum, mutluluktan havaya uçmuştum. Yaklaşık 2 yıldır magger’ım diyebilirim yani.

Bugüne kadar yazmaktan en çok zevk aldığın yazı hangisiydi?

Sanırım, Masumiyet Müzesi yazısıydı. Müzenin açılışının ilk yıldönümü sebebi ile yazdığım yazıda, hem kitaptan hem de müzeden detaylı bir biçimde bahsetmiştim. Hem kitabın bende ayrı bir yeri olması, hem de müzenin yenilikçi bir müzecilik anlayışını benimsemiş olup, şehre yeni bir soluk getirmesi sebebi ile, yazının bendeki yeri ayrı. Aynı zamanda, yazıyı kurgulama sürecinde müze müdürü Esra Hanım ile de irtibatta oluşumuz ve onun yardımları, bu yazıyı benim için özel yapan başka etkenlerden. Bu yazıdan sonra, insanlar kitabı okuyup, ya da en basidinden yollarını değştirip müzeyi gezdilerse benim için ne mutlu.

Gülfem Karcı’nın yazılarını buradan okuyabilirsiniz…

İlona Levi

ilona levi 2

Tutkuları için her şeyden vazgeçecek kadar kararlı ve işkolik ama aynı zamanda sosyal bir çılgın. 

Neden magger’sın? 

Hayatta en önemli şeyin bir topluluk içinde keşfetmek ve paylaşmak olduğunu düşünürüm ve theMagger ile bunu başarabileceğimi fark ettim. Bu nedenle magger’ım! Bana enerji vermesi en büyük pozitiflik zaten…

theMagger ile nasıl tanıştın, yazmaya nasıl karar verdin?

Lisya projesini anlattığı günden beri! Projenin heyecanına kapılıp ilk yazarlardan oldum tereddütsüz.

Bugüne kadar yazmaktan en çok zevk aldığın yazı hangisiydi?

New York Gay Pride’da gönüllü olduğumda hissettiklerimi yazdığım yazı. Çünkü orada yaşadıklarımı kelimelere dökemeyecak kadar heyecanlı olduğumdan ilk defa yazı yazarken panikledim.

İlona Levi’nin yazılarını buradan okuyabilirsiniz…

Deniz Özdağ

deniz ozdag 2

Diplomasında genetik mühendisi yazsa da ruhunu müziğe, seyahate, okumaya, yazmaya, yemeğe ama en çok da keşfe kaptırmış bir gezgin. Yeni yerler, tatlar, sesler keşfetmek; mutfakta devamlı pişirmek ve bunları paylaşmak en büyük tutkusu. Bu yüzden içinden gelen sesi dinleyerek onu mutlu eden şeylerin peşinde koşuyor.

Neden magger’sın? 

Bir İstanbullu ve İstanbulsever olarak şehirde olan biteni takip etmek ve bunları etrafımdakilerle paylaşmak en büyük motivasyonlarımdan biri. theMagger, yeni açılan mekanları ve kültür-sanat etkinlikleri ile en güncel şekilde İstanbul şehir hayatının nabzını tutuyor ve theMagger aracılığıyla artık çok daha fazla insanla deneyimlerimi paylaşma fırsatı buluyorum. theMagger hayatıma girdiğinden beri keşif tutkum daha da arttı ve en önemlisi aynı kafada olduğuma inandığım ve düşüncelerine çok değer verdiğim pek çok magger’la tanışma şansına eriştim!

theMagger ile nasıl tanıştın, yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger’ı yayın hayatına girdiği ilk dönemlerden beri takip ediyordum. Hatta sürekli yazmaya başlayıp başlamama arasında gidip gelirken bir gün Instagram’da paylaştığım bir görsel theMagger’daki bir yazıda kullanıldı ve içimdeki yazma isteğine daha fazla karşı koyamayıp magger oldum. Mart 2013’ten beri de keyifle yazıyorum.

Bugüne kadar yazmaktan en çok zevk aldığın yazı hangisiydi?

Yazılar arasından seçim yapmak zor olmakla birlikte benim için çok özel bir semt olan Karaköy’ün sokaklarından yeni mekanları bildirdiğim “Karaköy Postası” yazılarını ayrı bir keyifle yazdım diyebilirim. Karaköy, bir yandan tarihi dokusunu yaşatmaya çalışırken bir yandan da yeniliğe ayak uydurmaya çalışan bir semt. Sokaklarında yürürken huzur buluyorum ve çocukluğumla ilgili ayrıntıları hatırlayıp mutlu oluyorum. Bu nedenle o sokaklardan yazdığım yazılar ayrı bir keyifliydi.

Deniz Özdağ’ın yazılarını buradan okuyabilirsiniz…

Algodón

algodon 2

Edebiyatı çok seviyor; sinema ve tiyatroyu da edebiyat kadar olmasa da takip etmeye çalışıyor. Mesleği ve gündelik hayatın zorunlulukları karşısında onu rehabilite eden bir tarafı olduğunu düşünüyor tüm bunların. Edebiyat dünyasını sadece takip etmeyi değil, edebiyat üzerine düşünmeyi ve sevdiği şeyleri başkalarıyla paylaşmayı da seviyor. 

Neden magger’sın? 

İçimden taşan yazma isteği blog açmama sebep olmuştu. Blogda önce kitap tanıtım ve edebiyat etkinliği yazıları yazmaya başladım. Bu yazıları blogum dışında ilk defa theMagger’a yazdım. Sonradan öykücü söyleşileri yapmaya ve az da olsa film ve tiyatro oyunu izleyip onlarla ilgili görüşlerimi paylaşmaya başladım. Yazılarımın theMagger’da olması hem blogumun tanınırlığını artırdı hem de yazmakla ilgili yeni fikirler aklıma geldi. Farklı ilgi alanlarından yazılar okumak çok besleyici oluyor. Ayrıca, theMagger’a ilk yazımı gönderdiğim tarihten bugüne birçok insan tanıdım, farklı alanlardan zevk alan diğer magger’larla arkadaş oldum.

theMagger ile nasıl tanıştın, yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger’ı ilk olarak twitter’da gördüm ve theMagger’a bir yazı göndermeye karar verdim. İlk yazımın tarihi 14 Ağustos 2012.

Bugüne kadar yazmaktan en çok zevk aldığın yazı hangisiydi?

“Kitapsız” öykücülerle yaptığım söyleşiler benim için en zevklileri. Çünkü en fazla geri dönüşü, hâlen devam etmekte olan bu söyleşi serisinden alıyorum ve söyleşi yaptığım insanların çoğuyla güzel bir iletişimim var.

Algodón’un yazılarını buradan okuyabilirsiniz…

Deniz Yılmaz

deniz yilmaz 2

Sosyoloji bölümünden mezun olduktan sonra reklam tasarımı yüksek lisansı yaptı. Reklam dünyasından biraz uzaklaştığını anladığında, kendini yazmaya verdi. Bir süredir dergilere “gezi-mekan” başta olmak üzere çeşitli konularda yazılar yazıyor. Ayrıca ilk dergisi match-up’ı da geçtiğimiz günlerde yayımladı. Yazmak dışında gezmeyi, fotoğraf çekmeyi, dergi-zine dünyasını, renklerle oynamayı ve yeni insanlarla tanışmayı çok seviyor.

Neden magger’sın? 

Elimdeki yazıları daha fazla insanla paylaşmaya karar verdiğim gün magger oldum. Bir yeri gezerken ya da yeniden keşfederken “bugünden bir keşif günlüğü” çıkar diyerek detayların, içinde yaşadığım anın ve gördüklerimin daha fazla farkına varmaya başladım. Bu yüzden theMagger hayatımı gayet pozitif etkiledi.

theMagger ile nasıl tanıştın, yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger ile tanışmam nasıl oldu cidden hiç hatırlamıyorum. Bir anda gördüm, inceledim ve yazıları okudum sanırım. Bir süre sonra da yaşadıklarımı, gördüklerimi paylaşmak amacıyla magger olmaya karar verdim.

Bugüne kadar yazmaktan en çok zevk aldığın yazı hangisiydi?

Aslında birçok yazımı büyük bir keyifle yazdım. Yazarken duygularımı özgür bırakmaya çalıştım, bir de olabildiğince samimi olmaya özen gösterdim… Bu yüzden theMagger için yazdığım yazılar içimden gelerek yazdığım ve sevdiğim yazılar. Okumaktan en çok keyif aldığım yazılarım; bana Paris nostaljisi yaşatan “Paris’i, Parisliler Gibi Yaşamak İsteyenlere Alternatifler” ve İstanbul’u yeniden keşfetmek adına çıktığım “İstanbul Keşif Günlüğü” yazı dizim.

Deniz Yılmaz’ın yazılarını buradan okuyabilirsiniz…

Emre Eminoğlu

emre eminoglu 2

Yazma ve yazdıklarını paylaşma isteği mühendislik diplomasını alt edenlerden. 7 yıl önce thebalkabaa adıyla açtığı kültür ve sanat blogunda yazmaya başladığından beri sinema, film festivalleri, klasik müzik ve çağdaş sanatı yakından takip ediyor. 2012 yazından beri theMagger’da editörlük yapıyor.

Neden magger’sın? 

Başta sinema ve klasik müzik olmak üzere, kültür ve sanat olmadan yaşayamayacağımı biliyorum. Benim gibi hisseden diğer insanlara önerilerde bulunmak, onlarla izlenimlerimi paylaşmak, şehirdeki kültür ve sanat etkinliklerinden onları haberdar etmekten de çok zevk alıyorum. Kendi blogum çok daha öznel ve kendi zevklerimle sınırlıyken; theMagger, çok daha fazla insana ulaşabildiğim ve beni kendi zevklerimin dışında var olanları da araştırmaya iten bir mecra. Kısacası daha fazlası için magger’ım.

theMagger ile nasıl tanıştın, yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger henüz yepyeni bir online dergi iken, çalıştığım ajanstaki bir arkadaşımın “Böyle bir dergi var, neden iletişime geçip yazmıyorsun?” önerisi üzerine theMet’i inceleyip, gerçekten de orada yazmak isteyip, Lisya’ya attığım email ile başladı her şey. 2011 Mayıs ayında da ilk yazım, “Saat 12 Olmadan” adlı köşemde yayınlandı.

Bugüne kadar yazmaktan en çok zevk aldığın yazı hangisiydi?

theMet için yazdığım “Çağdaş Sanat, Kayıp Cennet” başlıklı sergi yazısı, theMagger’daki ilk yazım olmasının yanı sıra blogum dışında yayınlanan ilk yazılarımdan biriydi. Bu yüzden çok özenli bir yazı hazırlamış, sırf bu yazı için iki kez gezdiğim sergiyi bir kez daha ziyaret etmiştim. Bir köşem olsun, hatta bu köşede yazıdan bağımsız bir de Top10 olsun gibi detayları düşündüğümü hatırlıyorum. Tüm bu planlama ve sıfırdan yaratma bana çok büyük bir heyecan ve zevk vermişti. Bunun dışında blogger arkadaşlarımla yaptığım röportajlardan da çok zevk alıyorum. Bu yıl devamı gelecek umarım.

Emre Eminoğlu’nun yazılarını buradan okuyabilirsiniz…

Lisya Kalma

lisya kalma 2

İşletme mezunu, oldum olası yazmayı çok seviyor. Ayrıca gezmeyi, yeni yerler keşfetmeyi, fotoğraf çekmeyi, tanıdığı insanlarla uzun uzun paylaşmayı, tanımadıklarıyla ise small-talk’lar yapmayı, film seyretmeyi, hayal kurmayı seviyor. Ara sokaklarda kaybolmak, yeni lezzetler tatmak ve sonra bunu paylaşmak hayatının en zevk aldığı dakikaları. theMagger’ın kurucusu.

Neden magger’sın? 

Bu soru benim için biraz daha farklı. Çünkü theMagger.com’u ben kurdum :) theMagger’ı kurdum ve magger oldum, çünkü paylaşmanın, yaşadıklarımızı yazarak ölümsüzleştirmenin çok önemli ve değerli olduğunu biliyorum. Birçok insan yazmadıkları ve anlarını fotoğraflamadıkları için birçok şeyi daha sonrasında unutuyor. Bence yaşadıklarını unutmak, güzel anları not etmediğin için hatırlayamamak en acı şey!

Unutmamak, paylaşmak, başkalarına tavsiyeler vermek, başkalarının hayatlarına olabildiğince dokunmak için magger’ım. theMagger, hayatımı her açıdan pozitif anlamda etkiledi. Daha bilinçli okumaya, izlemeye, gezmeye, seyahat etmeye, keşfetmeye başladım. Bir şeyi başkalarıyla paylaşacağınızı bildiğiniz zaman, anınıza daha çok odaklanıyor, onu daha çok yaşıyorsunuz ki sonrasında daha iyi ve net bir şekilde anlatın.

theMagger ile nasıl tanıştın, yazmaya nasıl karar verdin?

Ben theMagger’la 10 Ocak 2011’de, yani kurulduğu gün tanıştım. İlk günden itibaren de çok severek, her geçen gün artan bir heyecanla theMagger’a yazı yazıyorum!

Bugüne kadar yazmaktan en çok zevk aldığın yazı hangisiydi?

Mekan olsun, tiyatro olsun, sergi olsun, film incelemesi olsun her yazıdan ayrı zevk alıyorum, ancak yazarken en çok zevk aldığım yazılar seyahat yazıları oluyor. Genelde klasik yerleri yazmamaya çalışıyorum, okurlara daha çok “insider” bilgiler vermeye çalışıyorum. Benim yazılarımda çok fazla tarih göremezsiniz, bunun nedeni tarihi sevmediğimden değil; tam tersine çok seviyorum! Ama tarihi Wikipedia ya da bir şehir rehberinde de rahatça bulabilirsiniz. O yüzden theMagger’ı çok seviyorum, gezenler, okuyanlar, keşfedenler hep başka yerlerde bulunmayacak ve kesinlikle okuması çok keyifli içerik sağlıyorlar!

Lisya Kalma’nın yazılarını buradan okuyabilirsiniz…

Yazının ikinci bölümünde yer alan 6 magger’ı tanımak için tıklayın…

magger

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN