theMagger 3 yaşında!

Yazma tutkusunu paylaşmak için 3 yıl önce bir online dergi olarak hayata geçen theMagger’ın 3. yaşını kutlarken, yaşamakla kalmayıp uzun zamandır sayfalarımızı dolduran magger’lara magger olmayı ve kendilerini sormaya devam ediyoruz.

Unutmayın, siz de yaşadıklarınızı paylaşmak istediğiniz anda magger olup, aramıza katılabilirsiniz!

Yazının ilk bölümünde yer alan 7 magger’ı tanımak için tıklayın…

Feyza Bayrak

feyza bayrak

Diş hekimliği son sınıf öğrencisi.  Okul temposundan kaçamak yaptığı anları en çok İstanbul’a, iyi müzik-iyi yemek ikilisine, tiyatroya, moda ve dekorasyon dergilerine ayırıyor. Hayatı; tutkuları ve merak ettiklerinden oluşan bin parçalı bir puzzle. Bir parçası eksik kalsa o da eksik kalıyor.

Neden magger’sın? 

Kişisel blog, themagger.com, hatta günlük; garip bir şekilde yaşadıklarımın yazarak anlam kazandığına inanıyorum. Kayıt tutmak gibi belki de. Dört sayfalık ilk hikayemi 7 yaşımda yazdığımı düşünürsek oldukça temele dayanan bir çeşit alışkanlık. theMagger ise görüp tattıklarımı, ilgilerimin ortak olduğu insanlarla paylaşmak, içlerinde bir dürtü oluşturmak adına bende kocaman bir boşluğu dolduruyor. Hatta paylaşma heyecanıyla keşfetme isteği ise bence biz maggerlar’da artık normalleşmiş bir durum. Bir araya geldiğimiz zamanlarda ise sohbetlerimizden müthiş keyif ve ilham alıyor olmamız da “iyi ki buradayız” dedirtiyor.

theMagger ile nasıl tanıştın, yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger’a ilk kurulduğu zamanlar Twitter’da rastlamıştım fakat yazma fikri ilk kez Lisya ile tesadüfen tanışmamızdan sonra oluştu. Bir süre sonra derginin eski formatında Etkinlik Takvimi benzeri bir köşe yazabileceğime dair mailimi attım Lisya’ya ve birlikte “Post-it” kavramını şekillendirdik. İlk Post-it Mart 2011’de yayınlandı ve şimdilerde daha seyrek de olsa Gezi-Mekan içerikli yazıyorum.

Bugüne kadar yazmaktan en çok zevk aldığın yazı hangisiydi?

Yazdığım her yazımı büyük keyif alarak yazıyorum. theMagger’da güzel olan da bu. Bir deadline yok. Yaptığınız şey ne zaman içinize sinerse o zaman yazıyorsunuz, heyecan içinizden satırlara döküldüğünde. Ama sanırım “Kahvaltı-Mutluluk Bağıntısı” başlığıyla yazdığım kahvaltı mekanlarına dair tavsiyeler içlerinde en keyiflisiydi çünkü sevdiklerimle yaptığım uzun ve bol muhabbetli hafta sonu brunchları gerçekten yaşam enerjimin büyük bölümünü oluşturuyor.

Feyza Bayrak’ın yazılarını buradan okuyabilirsiniz…

Fahri Demir

fahri demir

Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümü üzerine MBA programı mezunu. Yemek ve şarap onun için sadece bir beslenme aracı değil, Dünya’ya ve Hayat’a nasıl baktığını simgeliyor.

Neden magger’sın? 

Magger olma nedenim “Paylaşmak!”. Öğrendiğim, gördüğüm, kokladığım, deneyimlediğim, yediğim, içtiğim, beğendiğim ya da beğenmediğim her ne ise çevrem ile paylaşmak benim için bir mutluluktur. Hele ki paylaştığım bu duygularım,Gastronomi ile bağlantılıysa beni susturamayabilirsiniz. theMagger hem kendi uzmanlığımda daha da gelişmeme, sürekli bir araştırma yapmama sebep oluyor hem de birbirinden özgün ve muhteşem insanlar ile tanışıyorum.

theMagger ile nasıl tanıştın, yazmaya nasıl karar verdin?

Emre (Eminoğlu) sayesinde tanıştım. Emre’nin, “thebalkabaa” isimli kendi blogu gibi bir şey yapmak istiyordum. Ama nereden ve nasıl başlayacağımı bilmiyordum.  Mart 2013’te bir akşam yemeğinde, kendisine bundan bahsettiğimde, bana theMagger’dan bahsetti ve o gece ilk yazım olan “Moleküler Gastronomi” yazımı yazmıştım.

Bugüne kadar yazmaktan en çok zevk aldığın yazı hangisiydi?

Yazmaktan en çok zevk aldığım yazı “Caddebostan’da Gerçek İtalyan Mutfağı – Il Padrino” oldu. Büyük bir aile yemeği için o gün Il Padrino’ya gitmiştik. Gürültülü, neşeli, leziz yemeklerin ve şarabın olduğu muhteşem bir akşam olmuştu. Eve döndüğümde, o enerjiyle oturup, yazıyı yazmıştım.

Fahri Demir’in yazılarını buradan okuyabilirsiniz…

Öykü Doğan

2 oyku dogan

Hayatı seyahat, yazmak, okumak, sinema ve müzik üzerine kurulu, sinema-tv/senaryo bölümü mezunu, halihazırda iletişim üzerine yüksek lisans yapmakta. Senaryo yazıyor, röportaj yapıyor ve mümkün olduğunca oitheblog.com adlı blog’una vakit ayırıyor. Tüm dünyayı görmezse ölecek hastalığına yakalanmış.

Neden magger’sın? 

theMagger, benim için adeta “Hadi Öykü’nün ilgi alanlarını bir sitede toplayıp, onu bütün yeniliklerden haberdar edelim” diyerek kurulmuş gibi. Parçası olmazsam, kendimi eksik hissederdim.

theMagger ile nasıl tanıştın, yazmaya nasıl karar verdin?

Yalan söylemeyeceğim, theMagger ile nasıl tanıştığımı hatırlamıyorum. Muhtemelen, yine internetin derinliklerinde kaybolmuş bir şeyler okurken buraya kadar geldim. Zaten 17 yaşımdan beri aktif olarak bir yerlerde yazıyorum. Ancak her şey bir şekilde kurallara dayalı ve ben zorundalıklardan nefretediyorum. Oysa theMagger için durum farklı, burası benim  “özgürlük alanım”.

Bugüne kadar yazmaktan en çok zevk aldığın yazı hangisiydi?

Yazma kısmı için bir tercihte bulunmam zor ama, okumaktan en çok zevk aldığım yazılarım, sanırım Amerika’da kaldığım sürece dair olanlar. Orada diğer şehirlere kıyasla çok daha uzun bir süre bulunduğum için, kafamda güzel anılar ve güzel insanlarla birleşmiş olsa gerek, bol bol gülümsetiyor.

Öykü Doğan’ın yazılarını buradan okuyabilirsiniz…

Eda Geven

2 eda geven

Eskinin PRcısı, tüm zamanların tercümanı. Tutkularıyla çevrili demir parmaklıklar arkasına hapsolmuş mutlu bir mahkum. Gezmeye tutkulu, okumaya tutkulu, keşfetmeye tutkulu, edebiyata tutkulu, tiyatroya tutkulu ve en çok da yazmaya tutkulu.

Neden magger’sın? 

Çünkü “hayat paylaşınca güzel”. Yaşadığım, gördüğüm, gezdiğim, okuduğum, yediğim, içtiğim ne varsa hep arkadaşlarımla paylaşan birisiyim. Öyle ki, arkadaşlarımın yapacakları organizasyona göre beni arayıp önerilerimi aldığı ya da benim onlara sunduğum alternatiflere göre yeni planlar çizdiği çok olmuştur. Önceden bu paylaşımı sadece arkadaşlarımla yapıyordum, magger olduktan sonra ilgilenen ve merak eden herkesle yapıyorum. Daha çok kişiyle paylaşıyor olmak, kesinlikle çok daha güzel. Magger olduktan sonra denediğim ne varsa daha farklı bir şekilde incelemeye başladım. Genelde kendimi “ben bunu/burayı yazıyor olsam nasıl anlatırdım, nelerin altını çizerdim” diye sorgularken buluyorum. theMagger’da yazılarım yayınlandıktan sonra  çevremden gelen tepkiler de beni daha farklı şeyler keşfetmeye, onlara da yeni seçenekler sunmaya yöneltti. theMagger sayesinde artık her daim keşiflerdeyim.

theMagger ile nasıl tanıştın, yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger ile bundan yaklaşık bir yıl önce kendisi de bir magger olan Ece Saçar sayesinde tanıştım. Coca-Cola koleksiyoncusu olarak theMagger’da Coca-Cola tasarımlarıyla ilgili bir yazı yazmıştı ve bunu da Koleksiyoncular Kulübü üyeleri ile paylaşmıştı. O dönem ben de yaşadığım tüm deneyimlerimi paylaşabilmenin yollarını araştırıyordum. Ece’nin yazısından önce sanırım “yaşamakla kalmayın, magger olun” sloganını okudum ve hemen nasıl yazabileceğimi inceledim. Aradığımı bulmuştum ve hemen heyecanla yazmaya başladım. 20 Ocak 2013 tarihinde ise ilk yazım yayınlandı.

Bugüne kadar yazmaktan en çok zevk aldığın yazı hangisiydi?

Biri Bozcaada ile ilgili yazımdı. Bozcaada ile hasret giderdiğim bir tatil sonrası neyi yaşadıysam her şeyiyle paylaşmak istedim. Okuyanların da Bozcaada’nın keyfini en az benim yaşadığım kadar hissetmesini ve gittiklerinde denemeleri için eksik bir şeyin kalmamasını istedim. Yazmaktan zevk aldığım diğer bir yazım ise Zanzibar yazısıydı. Dünyanın bilmediğimiz ve aslında düşündüğümüzden de kolay ulaşabileceğimiz bu cennet köşesini kısaca anlatmak ve okuyanların da bir sonraki tatillerinde rotalarını buraya çevirmelerini istedim. Yazım yayınlandıktan sonra Zanzibar’a gitmek isteyen birçok kişi başka sorularını sormak ve daha fazla bilgi almak için bana mail atmıştı. Bu da beni çok mutlu etmişti.

Eda Geven’in yazılarını buradan okuyabilirsiniz…

Canan Sayitoğlu

2 canan sayitoglu

Genetik mühendisi olarak doktora yapıyor ve üniversitede asistanlık görevi üstleniyor. Günlük hayatın koşturmacası fazlasıyla yorucu olsa da hayatında her daim gezmeye, görmeye, eskiye, yeniye, keşfetmeye vakit ayırıyor. Özellikle sanatla dolup taşmak, sergileri arşınlamak, mümkünse hep şarkı söylemek isteyen bir insan…

Neden magger’sın? 

Magger olmak yaşadığım ve paylaşmaya değer olduğunu hissettiğim herşeyi anlatmam için bahane oldu aslında. Kendi arkadaş çevremde uzun bir süredir yaptığım paylaşımları daha başka insanlara da ulaştırmış oldum bir şekilde. theMagger sayesinde bir çok yaratıcı, üretken, gezgin insanla ve görmeye değer mekanla tanıştım ve tanışmaya devam ediyorum. Tüm bunlar sayesinde theMagger bütün renkleriyle hayatımda kalıcı bir yer edindi kendine.

theMagger ile nasıl tanıştın, yazmaya nasıl karar verdin?

theMagger ile ilk tanışmam biricik arkadaşım Emre Eminoğlu’nun tanışmasıyla oldu diyebilirim. Kendisi ilk kez yazmaya başladığında bizi de okuyucu kitlesine sokmuştu zaten. theMagger’ın değişen yüzüyle herkesin yazar olabileceğini öğrendiğimde bir süre okuyucu olduktan sonra dayanamayıp ben de paylaşmaya karar verdim. İlk yazım 31 Aralık 2012’de yayınlandı, tam bir “yeni yıl kararı” oldu diyebilirim, devamı da çorap söküğü gibi geldi zaten.

Bugüne kadar yazmaktan en çok zevk aldığın yazı hangisiydi?

Sanırım yazdığım her kategoride ayrı zevk aldım ama benim için kalbimde Londra’nın yeri büyük olduğundan dolayı “Londra Sokak Pazarlarıyla Güzel!” adlı yazım içlerinde en sevdiğim.

Canan Sayitoğlu’nun yazılarını buradan okuyabilirsiniz…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN